Bahçeli, 'hükümet istifa' diyen taraftarlara ceza istedi: Tespit edilsinler

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'hükümet istifa' seslerinin yükseldiği tribünleri hedef aldı: "Kalabalıkların arasına sızarak devlete ve hükümete meydan okuyanların önce tespiti ardından da tecziyesi mutlaka yapılmalıdır."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen, ancak yıllardır süren ihmaller nedeniyle 11 ilde yıkıma yol açan depremler sonrası yirmi senedir iktidarda bulunan AKP'ye yöneltilen eleştirilere tepki gösteren Bahçeli, Beşiktaş ve Fenerbahçe tribünlerinden yükselen 'hükümet istifa' sloganlarını hedef aldı:

"Türkiye'nin depremin ağır sonuçlarıyla kıyasıya mücadele ettiği süreçte Türk futbolunu lekelemeye, kutuplaşma dalgasını sahaya yansıtmaya çalışanlar alçakça bir kurgunun içinde. Hükümeti istifaya davet etmek, bir avuç holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış zillet komplosudur. Tribünler çürük sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Tribünler çürük siyasi sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Kalabalıkların arasına sızarak devlete ve hükümete meydan okuyanların önce tespiti ardından da tecziyesi mutlaka yapılmalıdır."

(Tecziye, 'cezalandırma' anlamına geliyor. - Türk Dil Kurumu.)

YENİ TAKIMINI AÇIKLADI

MHP lideri, Türk sporu düştüğü karanlık dehlizden çıkarılana kadar yirmi üç yıldır üyesi olduğu Beşiktaş'tan ayrıldığını vurgulayarak "Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm. Karagümrük'e gönül veren bir kişi olarak hayatımı devam ettireceğim" ifadesini kullandı.

ERDOĞAN'LA GEÇMİŞİNDE 'KARAGÜMRÜK' DETAYI

'Karagümrük', şimdilerde yol arkadaşlığı eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin siyasi geçmişlerinden de izler taşıyor.

Bahçeli, muhalefet saflarında bulunduğu 2015 yılında Erdoğan'ın "Kasımpaşalıyım" vurgusuna yanıt olarak "İstanbul’un bütün semtlerini iyi bilirim, Karagümrük’e de sevdalıyımdır" notuyla kasketli ve tespihli fotoğrafını paylaşmıştı.

Bahçeli, 'hükümet istifa' diyen taraftarlara ceza istedi: Tespit edilsinler - Resim : 1

Özellikle Osmanlı'nın son döneminde hakim olan 'kabadayılık' kültüründe İstanbul’un 'ağır abi semti' olarak bilinen Karagümrük, diğer bir 'ağır abi semti' Kasımpaşa'nın en büyük 'rakibi' olarak biliyordu.

Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

- İçi dışı, yanı yöresi, önü arkası fitne fesat yumağına dönen bazı münafık siyasetçilerin çadır üzerinden sürdürdükleri iftira sağanağına rağmen binlerce çadırın kurulumu gerçekleştirilmiş ve bu kapsamdaki çalışmalar da devam etmektedir. Bölgeye günlük on binin üzerinde çadır sevk edilmektedir. Kaldı ki, çarpıcı gerçekler her şeyiyle ortadadır. Devleti ve hükümeti suçlayan güruh arızalıdır, art niyetlidir.

- Kimse yalnız, kimsesiz ve sahipsiz değildir. Felaketten ekonomik ve siyasi rant devşirmeye heveslenenlerin devleti töhmet altında bırakma arayışları tek kelimeyle bozgunculuktur. Türk sporunu siyasi kutuplaşmanın içine çekmek için kullananlar, tarihi bir yanlışın tam ortasındadır. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan bazı müsabakalar esnasında stadyumlardan 'hükümet istifa' bağrıntısının koro halinde seslendirilmesi, deprem felaketinde hayatlarını kaybetmiş vatandaşlarımıza saygısızlıktır. Türkiye'nin depremin ağır sonuçlarıyla kıyasıya mücadele ettiği süreçte Türk futbolunu lekelemeye, kutuplaşma dalgasını sahaya yansıtmaya çalışanlar alçakça bir kurgunun içinde. Hükümeti istifaya davet etmek, bir avuç holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış zillet komplosudur. Tribünler çürük sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Tribünler çürük siyasi sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Kalabalıkların arasına sızarak devlete ve hükümete meydan okuyanların önce tespiti ardından da tecziyesi (cezalandırma) mutlaka yapılmalıdır.

- Türk sporu düştüğü karanlık dehlizden el birliğiyle çıkarılmalı. Bu hedef gerçekleşene kadar gönül verdiğim Beşiktaş'tan ayrıldığımı tekrar addediyorum. Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm. Karagümrük'e gönül veren bir kişi olarak hayatımı devam ettireceğim.

'DEPREM KADAR TEHDİT SAÇAN BU TAŞ KALPLİ TÜRKİYE MUHALİFLERİ GERÇEKLERİ SAPTIRARAK KİME HİZMET EDİYOR?'

- Deprem kadar tehdit saçan bu taş kalpli Türkiye muhalifleri gerçekleri saptırarak neye ve kime hizmet etmektedir? 126 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ni asıl manasından koparanların ya okuma-yazma-anlama özürleri korkunç boyutlardadır ya da iflah olmaz bir gaflet ve hatta hıyanet salgınına yakalandıkları barizdir. Şu marazi ve maksatlı eleştirilere bakar mısınız: Deprem sonrası bölgeye yardım ulaştırmakta geç kalan iktidar inşaatlar için jet hızıyla kararname çıkarmış. Konutlar için mera ve ormanlar kullanılacakmış. Plan ve imar onayı beklenmeyecekmiş. İtiraz hakkı olmadığı gibi ekolojik tehlikeler de dikkate alınmamış. Doğal felaket kadar zararlı bu kötürüm ve köhne anlayış sahiplerinin depremzede vatandaşlarımıza hassasiyet ve hürmet göstermemesi yenilir yutulur bir ahlaksızlık değildir. Bunların, bir yıl içinde konutların yapılıp teslim edilecek olmasından dolayı ödleri kopmaktadır. Yaşadıkları kabus alayını titretmektedir. Bunlar, milletimizin derdiyle dertlenmeyen, sevinciyle sevinmeyen, acısına üzülmeyen, ülkemize yönelik tertip edilmiş beşinci kol faaliyeti içinde sıraya dizilen sevimsiz ve seciyesi bozuk çevrelerdir.

'BAŞARIRSA CUMHUR İTTİFAKI BAŞARIR'

- İnsanlık değerlerinden yoksun ve yoksul düşmüş namertlere söylenecek en etkili sözü millet yakında demokratik iradesiyle ve güçlü şekilde haykıracaktır. İşte o zaman hesap zamanıdır. İşte o zaman geldiğinde kötü niyet sahiplerinin bühtanları burunlarından fitil fitil getirilecektir. Haydi konutu geçtik, bari bir kümes yapın da görelim desek yetersizlikleri ve yeteneksizlikleri birer birer ortaya çıkması kaçınılmaz olan kifayetsizlerin her yapılana kara çalması karanlık mizaç ve meşreplerinden kaynaklanmaktadır. İnsanlarımıza yuva yapılmasına karşı çıkanlar, bahane üretenler, dedikodu yayanlar, akılları bulandırmak için tezgâh kuranlar milli ve manevi değerlerimize de karşı olan gayri ahlaki, gayri milli, gayri insani yüzlerdir.

- Bilinmelidir ki, yaparsa Cumhur İttifakı yapar ve kesinlikle yapacaktır. Başarırsa Cumhur İttifakı başarır ve mutlaka başaracaktır. Türk milleti zelzelenin üstesinden cesaret ve sabırla gelecek, yedi düvelin kurşun askeri olan zillete de asla müsaade etmeyecektir. Zaferin büyüklüğü, mücadelenin zahmetiyle ölçülmektedir. Mücadelemiz zor olsa da, zaferimiz inşallah büyük olacaktır. İlerlediğimiz yolda hiçbir sorunla karşılaşmıyorsak, biliniz ki o yol bizi hiçbir yere götürmeyecektir. Ok ancak geri çekilerek atılmaktadır. Hayatın olağan akışı içinde çetin imtihanlarla sınanıyorsak, emin olunuz ki, daha yükseğe fırlamak, daha ileriye atılmak sadece bir zaman, sadece bir sabır meselesidir. Sabır acıdır, ama meyvesi tatlıdır. Allah bizimledir, yar ve yardımcımızdır. Huzurun, güvenliğin, bereketin, esenliğin, selametin parlak ışıkları milli birlik ve sağduyunun enerjisiyle yanacaktır.

'FELAKETİN YÜKÜ AĞIR, BUNU KALDIRMAK İSE İMAN, İRADE VE DAYANIŞMA AKLIYLA MÜMKÜN OLACAK'

- Türk ve Türkiye Yüzyılı çağların yüksek hisarlarında milli azim ve erdemle aydınlanacak ve anıtlaşacaktır. Felaketin yükü ağırdır, bunu kaldırmak ise iman, irade ve dayanışma aklıyla mümkün olacaktır. Merhum vatan şairimiz Akif’in aynen dediği gibi: ,2Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.'

- Tefrikadan beslenen, tezvirattan geçinen tıyneti ve niyeti tartışmalı olan zevat ne iyi günümüzü paylaşacak yakınlığı ne de kötü günümüzü kalbinde hissedecek duyarlılığı sergilemektedir. Organize bir kötülük maalesef gün geçtikçe etkinlik ve derinlik kazanmaktadır. Düşünüyorum da, ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir? Hangi ara bu kadar husumet yandaşı mevzi almıştır?Gocunanlar olabilir, ancak bu soruları sormayalım mı? Tarafımızı ve duruşumuzu belli etmeyelim mi?Sahne alan tahammülsüzlükler, seriye bağlanan önyargılar, seyrekleşen bağlılıklar, serpiştirilen nifaklar, sertleşen acımasızlıklar, afetin göbeğine siyasi istismar şantiyesi kuran seviyesizler ne kadar fırsat düşkünü olduklarını böylesi bir zamanda da açıkça tevsik ve teyit etmişlerdir.

MUSTAFA BALBAY'A: SABIK MİLLETVEKİLİ VE ÇÜRÜK KÖŞE YAZARI, EDEPSİZ

- Geçmişte CHP’den milletvekili de seçilen bir kalem sahibi, işgal ettiği bir gazete köşesinde 23 Şubat 2023 tarihinde şöyle yazmıştır: 'Depremin üzerinden iki hafta geçti. İnsanlar hala başını sokacak çadıra muhtaç. Gördük ki, çadır devleti bile değiliz.'

- Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni çadır devletinin de aşağısına çekmeye kalkışan bu sabık milletvekili ve çürük köşe yazarı bir defa edepsizdir, kemiksizdir, ciğersizdir, vicdanını da kin ve nefret sarmıştır. Hatta diyor ki, kabile devletlerinde kabile reisi bile ülkemizdeki durumu görse ar edermiş. Asıl utanması, ar etmesi gereken bu uslanmaz ve ıslah olmaz devlet ve millet karşıtlarıdır.

- Çadırının kenarında, naylon leğende bulaşık yıkayan ve devlete dua eden fedakar bir hanımefendinin sahip olduğu asaletin kırıntısı bu paçozlarda yoktur. Erzurum’da bir ineğini satıp gelirini depremzedelere bağışlayan muhterem hanımefendinin vakar ve haysiyetinin zerresi bu aymazların ömrü hayatında erişemeyecekleri bir zirvedir. Fedakârlık, empati, kardeşlik ve kader ortaklığı bilinci bunların semtine uğramamıştır. Deprem bölgesinde tek bir çadırın olmadığını iddia etmek rezil bir siyasi saplantının, meczup ve muzır bir ideolojik savrulmanın hezimet dolu iftirasıdır. Bir kez olsun insan olmayı denemiyorlar.

'KILIÇDAROĞLU KOMADADIR, AKLINI VE SİYASİ AHLAKINI TAŞERONU OLDUĞU MİHRAKLARA DEVRETMİŞ'

- Bir kez olsun acılarımızı paylaşmayı göze alamıyorlar. Bir kez olsun şerefli davranmayı başaramıyorlar. Aynı yalana CHP Genel Başkanı da tevessül etmiş, son grup toplantısında gene hezeyandan hezeyana sürüklenmiştir. Demiş ki; 'Depremzedelere çadır, konteyner, mobil duş ve tuvalet götüremediniz'. Öyle anlaşılıyor ki, Kılıçdaroğlu komadadır, aklını ve siyasi ahlakını taşeronu olduğu mihraklara devretmiştir. Tek ayakta kırk yalan söyleyen, hiç durmadan provokasyon yapan, devamlı karamsarlık aşılayan, devlete ve millete şaşı bakan CHP Genel Başkanı’nın kendi içinde korkunç çelişkilere gömüldüğü ortadadır. Kılıçdaroğlu, bu ülkede acıların paylaşılmadığını söylemiş. Söylemiş de, bedeninin burada, ruhunun Türkiye düşmanlarının elinde olduğunu nedense itiraf etmemiş, edememiştir. Bu zat bilmiyor olabilir, fakat acımız da birdir, sevincimiz de birdir. Çünkü biz Türk milletiyiz. Çünkü biz Türkiye’yiz.

- Kılıçdaroğlu’nun millete mensubiyet duygusunu baştan ayağa gözden geçirip kontrol etmesinde, kimlerin çıkarına hizmet ettiğini bir kez daha değerlendirmesinde bize göre yarar vardır. Böyle gelse bile böyle gidemez, bu Kılıçdaroğlu’ndan da hiçbir şey olamaz.

'NE OTURUYORSUN AZİZ ATATÜRK'ÜN KOLTUĞUNDA?'

- Sayın Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı olmak, Türkiye’ye ve Türk milletine muhabbet ve hürmetten çok mu önemli, çok mu önceliklidir? CHP Meclis Grubu adına cumhurbaşkanı seçimi konusunda bundan sonraki bütün siyasi süreçlerde yetki alman neyi değiştirecektir?

- Önce ülkem, önce milletim diyemiyorsan ne oturuyorsun Aziz Atatürk’ün koltuğunda? Hiç mi yüzün kızarmıyor? Hiç mi vicdanın sızlamıyor? Hiç mi mahcubiyet duymuyorsun? Muhalefet olmak, her şeye karşı olmak, felakete yandaşlık yapmak, acılardan istifade etmek değildir. Muhalefet olmak, devleti ayağa düşürmek, milleti kötülemek ve değerlerimizi örselemek için çırpınmak hiç değildir.

'KILIÇDAROĞLU KENTSEL DÖNÜŞÜME İTİRAZ ETTİ'

- Kentsel dönüşüme itiraz eden bu Kılıçdaroğlu değil miydi? Felaketin daha ilk günlerinde birlik ve beraberlik çemberi kurulması gerekirken buna tepki gösteren, ancak HDP’yle yanak yanağa vermekten de kaçınmayan bu Kılıçdaroğlu değil miydi?

'İMAR HAKKIYLA İLGİLİ KANUN TEKLİFİ VEREN BU CHP DEĞİL MİYDİ?'

- İmar affıyla ilgili kanun teklifi veren bu CHP değil miydi? Depremi bile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bağlayan bu ucube ve köksüz CHP yönetimi değil miydi? CHP yönetiminin asıl gündemi deprem veya yeniden inşa amacı değildir. Bunların duygudaşlık bağları körelmiş, millete ve insanlık değerlerine yabancılaştıkları artık netleşmiştir. Görülüyor ki, Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı, nasıl olacağı, uzlaşmanın ne zaman sağlanacağı bir numaralı gündem konularıdır.

- İP’in Başkanı altılı masanın noter işlevi görmediğini üst perdeden ifade ederek seçilecek aday vurgusunu ısrarla tekrarlamış, Kılıçdaroğlu’na ve bazı CHP’li yöneticilere çatık kaşlarla aba altından sopa göstermiştir. Bu arada altılı masa müdavimi bazı parti başkanları da şimdiden bakanlık dağıtımını bile yapmışlardır. Kaygıları ikbaldir, sancıları koltuk ve makam bölüşümüdür. Sevdaları şahsi ve siyasi çıkarlarını tahkim etmektir. Korkuları ise büyük Türk milletinin muhteşem iradesidir. Milletimiz neyle meşguldür, bunlar neyle oyalanmaktadır. İP Başkanı’nın ayar verici diklenmesine, dozajı ağır sert ifadelerine tek bir CHP’linin çıkıp da itiraz edememesi yalnızca ürkeklik değil, aynı zamanda CHP’ye oy veren kardeşlerimize haksızlıktır.

'ADAY KİM OLURSA OLSUN ARTIK ÖNEMSİZ'

- Zillet ittifakının cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci sarpa sarmıştır. Bir masa etrafında anlaşmaktan ve uzlaşmaktan aciz olanların Türkiye’yi yüksek hedeflere götürmesi hayal mahsulüdür.

- Aday kim olursa olsun artık önemsiz ve değersizdir. Türkiye olağanüstü bir dönemden geçmektedir. Önümüzde yeniden ayağa kaldırılacak 11 ilimiz vardır. Ve bu hedef bir yıl içinde Allah’ın izniyle gerçekleştirilecektir. Zillet ittifakının bırakınız bir ev yapmasını, tek göz kulübe yapacak ne bir müktesebatı, ne bir hazırlığı, ne de bir vizyonu vardır. Altılı Masa enkazın altından kalkamaz. Yaraları saramaz. Türkiye’yi kalkındıramaz, yıkımı kaldıramaz. Hatta tek bir adım dahi atamaz. Atmaya da takati yetmez, yetemez, buna siyasi fıtratları elvermez. Huzurlarınızda, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın kararlılığını ve fikriyatını bir kez daha vurgulamak istiyorum. Büyük Türk milleti, yeni Türk devletinin ilk ve son sözünü 29 Ekim 1923 tarihinde Aziz Atatürk ve kurucu kahramanlar aracılığıyla söylemiş ve bu konu ilelebet kapanmıştır.

- Cumhuriyet, maşeri vicdanda kökleşmiştir. 29 Ekim 1923 millet egemenliğinin tescili ve tezahürüdür. Cumhuriyetin 100. yıl dönümü, cumhurun irade ve tarihsel kazanımlarını Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefine kahramanca taşımak için emsalsiz bir fırsat, parlak bir eşiktir. Kurtuluş fikriyle kurucu felsefe gözü kara şekilde muhafaza edilecektir.

- Felaket günlerimizde veya diğer zamanlarda kimler hangi oyunları tertip ederlerse etsinler, hangi ihanetlerin içine girerlerse girsinler bir kez daha ilan ediyorum ki; Türkiye Cumhuriyeti tektir, milli ve üniter bir devlettir. Türk milleti ayrılık kabul etmeyen tarihi, kültürel ve beşeri bir bütündür. Türk vatanı ebedi yuvamızdır.

- Al bayrağımız, bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin sembolüdür. Türkçemiz, bizleri bir arada tutan resmi dilimizdir. İstiklal Marşımız, kahramanlık ve bağımsızlık destanımızdır. Milli birlik ve bütünlüğümüzün temelleri tek devlettir, tek millettir, tek bayraktır, tek vatandadır, tek dil ülküsüdür. Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını, milli birliğini sonsuza kadar koruyacaktır. Bunlar, cumhurun varlık ve yaşama nedenleridir. Bunlar bizim, vazgeçilmez ilke ve yeminimizdir. Bilinmelidir ki, bu aziz vatan hepimizindir.

- Türkiyemizin, doğal veya doğal olmayan felaketler kanalıyla bir yıkıma sürüklenmesini önlemek hepimiz için milli bir görevdir. Herkes üstüne düşen sorumluluğu, siyasi hesapları bir kenara bırakarak yerine getirmek zorundadır. Gün birleşme günüdür. Gün dayanışma günüdür. Cumhur İttifakı’nın gönlünde herkese yer vardır. Bizim yüreğimiz herkesi kucaklamaya yetecektir. Bize göre bütün vatandaşlarımız Cenab-ı Allah’ın bir emanetidir. Biz herkesi büyük Türk milletinin saygıdeğer bir evladı olarak görüyoruz.

'MİLLETİMİZİN HER FERDİNE KUCAK AÇIYORUZ'

- Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, milletimizin her ferdine kucağını açmaktadır. Bu topraklara vatanım diyen herkese soframız açıktır. Bu insanlara milletim diyen herkese kapımız açıktır. Bu bayrak benim, bu ülke benim diyen herkese gönlümüz açıktır. Her vatan evladına sesleniyorum; bu düşüncelerim sizlere yabancı gelmiyorsa, paylaştığım değerlerde bir sıcaklık buluyorsanız, Gelin bir olalım, diri olalım, iri olalım, nihayet hep birlikte Türkiye olalım. Bu ülkenin geleceğini beraberce inşa edelim."

Etiketler
Devlet Bahçeli MHP