'Ankara kulislerini iyi koklamasıyla' tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga'da yayımlanan yazısında geçmiş dönemden örnekler vererek "İktidarda kalmak için siyasetçilerin neler yapamayacağı sorusuna bugün de muhatabız" dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisinden önceki liderlerin deneyimlerini çok iyi çalıştığını, bunun en net şekliyle cumhurbaşkanlığı sürecinde görüldüğünü belirten Bozkurt, şöyle devam etti:

"Turgut Özal ve Süleyman Demirel köşke çıktıkları zaman ilk olarak partilerini kaybettiler. Cumhurbaşkanlığında sıkılan ve istifa etmeye hazırlanan Özal yeni parti için kollarını sıvamıştı, Demirel mantıklı bir isimdi, aktif siyasete o koşullar altında dönmedi. Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ile denedi, partisinin elinden gitme olasılığı, sadece olasılığı ortaya çıkınca hemen müdahale etti. Daha sonra Binali Yıldırım’a bile güvenmedi 17 ay önce baskın seçim yapıp genel başkanlık unvanını geri aldı. Bu Erdoğan’ı anlamak için önemli bir göstergedir."

'İKTİDAR MEDYASININ ETKİSİ'

Bozkurt bu noktada evinde yaklaşık dört yıldır televizyon yayını olmayan ender gazetecilerden biri olduğunu söyledi. 

"Birkaç gündür Milas Bozbük kırsalındayım ve evde uydu yayını var. Sık sık kanallar arasında dolaşıyorum. Yerel televizyonların facia halini bir kenara bırakalım, haber kanalları özellikle iktidarın mülkiyet ve mutlak hakimiyetinde olanların durumu gerçekten ciddi bir tartışma konusu. Kuramsal olarak hep ben de bunların, habercilik yapılan kurum olmadığını 'iktidar aparatı' olduğunu söylerim, izleyince bu değerlendirmem mutlak doğru haline geliyor" görüşünü dile getiren gazeteci, şunları kaydetti:

"İşte meselede burada başlıyor, bu yayınlara muhatap olan seçmenin herhangi bir olumsuzlukta ya da sıkıntıda faturayı iktidara hele hele Erdoğan’a kesmesi mümkün değil. Sokak röportajlarında tanıklık yaptığınız ve inanmakta zorlandığınız tablonun yapı taşları buralarda döşeniyor. Ve bu kanallar sürekli tersi söylense de özellikle 'İsmet İnönü’nün asker kaçağı' olduğuna inanların bulunduğu yerlerde çok ve ciddiye alınarak izleniyor. AKP’den kitlesel olarak kopmayan seçmen işte burada her mesele ile ilgili olarak formatlanıyor ve AKP seçmeni olarak kalmaya devam ediyor.

'DERSİNE ÇALIŞTIĞININ BİR BAŞKA GÖSTERGESİ'

Erdoğan’ın 'yandaş' ile yetinmeyip ilk iş olarak medyanın tamamına yakınının mülkiyetine sahip olabilmenin hesaplarını yapması da dersine çalıştığının bir başka göstergesi. Eski medya patronlarına var olan kızgınlığını da hiç kaybetmediğini detay olarak verelim. Medyaya ek olarak seçmeni sürekli bu kıvamda tutabilmek için devlet aygıtının ve değerlerin hoyratça kullanılmasını da buna ekleyin.

'BU YAPILAR GÜNAH OLDUĞU GEREKÇESİYLE EVLERİNE RADYO VE TELEVİZYON SOKMAZLARDI'

Pek çok meselede olduğu gibi bu radyo televizyon yayıncılığı da Türkiye’deki muhafazakar, İslamcı yapılar açısından travmadır. Uyduda dolaşırken televizyon kanallarındaki bu yapıların çokluğu hemen dikkatinizi çekiyor. Oysa 30/35 yıl önce bu yapılar günah olduğu gerekçesiyle evlerine radyo ve televizyon sokmazlardı. Bu biraz 'Amiş' olma haliydi aynı zamanda. Hatta evlerine televizyon alanlar ekranın üzerine örtü örtüp sadece sesini dinlerdiler. Çünkü günahtı. Fetullah Gülen cemaati de böyle kapalıydı, ilk dönüşüm geçiren ve bu yapılara medya grupları kurarak öncülük eden de o oldu.

'NİYE GÖRÜŞ DEĞİŞTİRDİLER?'

Soru temel ve zor, din değişmediğine göre bu yapılar niye görüş değiştirdiler? Bunun gibi başka konularda da bu yapıların görüşü, mutlak kabulü değişebilir mi? Bu başka ve mayınlarla dolu, bu yazıyı da yazanı da aşan bir tartışma zemini. Ama bu kanalların hepsinin pozisyonunun doğal olarak iktidarın yanı olduğunu unutmayın. Buralarda iktidar için seçmen üretip onları muhafaza etme görevini de hakkıyla yapıyorlar. Buraları da küçümsemeyin.

'BU BİZİM İÇİN DE, HER SEFERİNDE İŞE YARAMASI AÇISINDAN DA BİR İLK'

20 yıldır iktidarda olmasına karşın hala her sıkıntıyı başka bir yerlere ihale eden, ihale edecek yer bulamayınca 70-80 yıl öncesinden bugüne göre olumsuz örnekler veren bir siyasi parti var karşınızda. Ekonomik sıkıntıların 19 yıllık bir hazırlık dönemi nedeniyle olduğunu ve asıl sıçramanın 2023 seçimlerinden sonra gerçekleşeceğini anlatan ve bunu her seçim öncesi tekrar tekrar yapan bir siyasete tanıklık yapıyoruz. Bu bizim için de, her seferinde işe yaraması açısından da bir ilk."