Bir işçi Kılıçdaroğlu’na, “Sizin işiniz zor, kolay değil” dedi. Kılıçdaroğlu işçiye, “Önemli olan zor işi başarmak, kolayı herkes yapar. Biz de zor işi inşallah başarırız. Memleketin biraz huzura ihtiyacı var” dedi.

Kılıçdaroğlu, daha sonra şunları söyledi:

“Tarım sektörü, yani şu gıda; stratejik sektör. Arabanız, buzdolabınız, çamaşır makineniz olmayabilir. Ama günde üç sefer yemek yemek zorundasınız. Bunu üreten de çiftçi. Besici süt, yoğurt, peynir, çökelek onları üretecek. Öbürü de buğday, mercimek üretecek. Dolayısıyla, tarım sektörü dünyanın bütün ülkelerinde desteklenir ve stratejik sektördür. Hollanda toprak olarak Konya’dan küçük. Tarım ürünü ihracatı 180 milyar doların üstünde. Bizimki 18 milyar dolar.

Devleti devlet yapan bürokrasidir. Validir, kaymakamdır, emniyet müdürüdür, jandarmadır, ordudur, genel kurmaydır, merkez bankası… Devlet budur. Bir tüzel kişiliktir. Bunların içinde de insanlar var. Ama insanların liyakatli olması lazım.

Şimdi bana deseniz ki ‘sen üniversiteyi bitirdin, gel şu motoru düzelt’ diye. Anlamam, benim alanıma girmiyor çünkü. Ama size de sorsam, ‘bu motoru iyi yaptın, gel şu ameliyatı da yap.’ Herkes kendi alanında uzmanlaşır. Şunu yapacaksınız, ben tarıma önem veriyorum, siz sanayiye önem veriyorsunuz, öbürü üniversiteye, öbürü hastaneye… Kendi politikası var. Politikasını önce halka açıklar. Halk der ki ‘tamam biz bunu beğeniyoruz’, o da gelir, kendi politikasına göre devleti yönetir. Ama liyakatli kadroları tutarak.”

Bir işçi Kılıçdaroğlu’na “Dolaşın, esnaf ne yapıyor. Bir selam vermek güzel bir şey. Sanayiye çok önem veren yok” dedi. Kılıçdaroğlu ise şu yanıtı verdi:

“Esnafın sorunlarını üç aşağı, beş yukarı tahmin ediyoruz. Esnaflardan bir yetkili, bir organ diyor ki, ‘esnafın bu derdi var’ diyor. Rapor yazıyor, metin gönderiyor. Bir arkadaşımızı görüyor. Şu aşamada biraz sıkıntılı esnaf.”

"İKTİDAR DEĞİŞİRSE, SIKINTILAR ATLATILIR"

Bir başka işçinin “Bu sıkıntıları nasıl atlatacağız” diye sorması üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“İktidar değişirse, sıkıntılar atlatılır. İktidar değişmeden sıkıntılar daha da büyür. Niye iktidarın değişmesi lazım? Onu da söyleyeyim. Devleti yöneten insanların şeffaf olması lazım. Sizden aldığım vergileri nereye harcadığımı benim size söylemem lazım. Söylenmiyorsa, bu iş olmaz.

Devleti yöneten insanların temiz olması lazım. Akraba, eş dost, ihale falan filan… Buraya girdiğiniz andan itibaren, devleti yönetemezsiniz. Başkaları sizi yönetir. Onun için devleti yöneten insanların temiz olması lazım, ahlaklı olması lazım.

Üç, devleti yöneten insanların liyakatli insanları devlet yönetimine getirmesi lazım. Devletin önce neye ihtiyacı var. Düşüneceksin ve geleceğe yönelik planlama yapacaksın. 25, 30, 50 yılı planlayacaksınız. Bu devlet ne yapacak? Hepinizde cep telefonu var. Kimin, yabancıların. Biz yapamıyoruz. O zaman devleti yönetenler şunu düşünecek. ‘Biz katma değeri yüksek ürünü nasıl üretiriz?’ Değil mi? Yolu ne? Bir tane yolu var, dünyada. Üniversite bilgi üretirse, katma değeri yüksek ürün üretirsiniz. Üniversite bilgi üretmezse, onlar üretirler, size de satarlar. Üniversitenin bilgi üretmesi için, üniversitede her türlü düşüncenin tartışılması lazım. Sen düşünceye sınırlama getiremezsin, üniversitede.

O açıdan, birden fazla yolu var. Çiftçinin üretmesi lazım, kazanması lazım. Hiç kimsenin zarar etmeyeceği bir model oluşturmanız lazım. Devlet yönetiminde denetimsiz hiçbir alan yoktur. Her alan denetlenir. Meclis, kanun yapar, Anayasa Mahkemesi denetler. Siz vergi ödersiniz, biz harcarız, devlet harcar. Sayıştay denetler. Sayıştay, Meclis adına bütün bakanlıkları denetler. Para, doğru yere harcandı mı, harcanmadı mı? Devlette, her alan denetlenir. Düne kadar, 2018’e kadar öyleydi. Sonra değişti. Denetim kaldırıldı.

Türkiye zengin bir ülke, her şeyi var Türkiye’nin. Madeni, güneşi, suyu, insanı… Ben niye buğday ithal ediyorum? Ben niye mercimek ithal ediyorum. Eskiden, Doğu Anadolu’da hayvancılık çok iyiydi, biz yurt dışına canlı hayvan ihraç ederdik. Şimdi dışarıdan hem et alıyoruz, hem canlı havyan alıyoruz. Olmaz. Bir yerde bir hata var. Hata sizden değil, yönetimden kaynaklı.”

İşçilerin ara eleman sıkıntısı ile ilgili aktardıklarının ardından Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bütün organize sanayi bölgelerinde, meslek liseleri, teknoloji liseleri açarsınız. Bunlar altı yıl olur, üç yıl okur, üç yıl hem staj yapar hem okur. Primlerini devlet öder. Ustabaşı, patronu, varsa mühendisi görür. Sonra bunlar, üniversiteye gitmek istiyorsa, izdüşümü olan fakülteye artı puanla gider. Bunlar da yatılı olursa, öğrenci aileye de yük olmaz. Böyle bir düşüncemiz var. İnşallah bunu hayata geçireceğiz.”

Bir işçinin şehirlerarası otobüs fiyatlarının çok yüksek olduğunu söylemesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Bu bayramda kaç kişi gider memlekete gider bilmiyorum. Hani belki bir kişi gider, eskiden 4-5 kişi gidiyordu. Otobüs firmaları da sıkıntılı. Mazota bu kadar sıkıntı geldi. Yedek parçaya geldi, ne yapacak adam. Mecburen fiyatlara zam yapacak. Yoksa o da batacak. Şimdi müşteri bulamazsa o da batar. Ankara Terminali’nde Yozgat’a gidecek otobüsü. Belli bir saat tutmak zorunda. O saatte çıkmak zorunda. Yoksa ceza yiyecek. ‘Üç kişi bindi diyor, dördüncü bulamıyorum, ama buradan da çıkmak zorundayım, yoksa ceza’ diyor. Bu adam nasıl yaşayacak” dedi.

Bir başka işçinin asgari ücretin artmasının zamlara neden olduğunu söylemesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Vergiyi kaldırırsanız, işveren itiraz etmez. Maliyeye yatıracağına işçiye verecek. Sizin daha fazla gelir elde etmeniz nedir, gider daha fazla alışveriş yaparsınız” dedi.

"ATATÜRK BARAJI'NI YAPAN DEVLET, KÖPRÜ MÜ YAPMAZ?"

Başka bir işçi ise “Yapılan, asgari ücrete zammın bir anlamı kalmadı. Bin lira veriyor. Vatandaştan üç bin lira olarak geri alıyor” dedi. Kılıçdaroğlu ise şunları söyledi:

“Kişi başına geliri artırmak lazım. Tablo şu: Gerçekten acımasız bir tablo var. Yol yapıyorsunuz. Dolarla veriyorsunuz ihaleye. Yolu, bir de garanti veriyorsunuz. Geçenlerden alıyorsunuz. Geçmeyenden de para. Dolarla veriyorsunuz. Öyle bir kar veriyorsunuz ki adama. Üç milyara veriyorsunuz, 9 milyar lira garanti veriyorsunuz. Bu devlet, koskoca Atatürk Barajı’nı yaptı. Dışarıdan para almadı. Atatürk Barajı’nı yapan devlet, köprü mü yapmaz, havaalanı mı yapmaz? Birilerin veriyorsun. Ben onlara ‘beşli çete’ dedim diye, gittiler mahkemeden karar çıkardılar, biliyor musunuz? Kılıçdaroğlu, ‘beşli çete’ söylemesin diye. Ben yine söyledim. Sen ne diyeceksin ki bana? Ne yapacaksın ki bana. Haksızlık buradan başlıyor.”

Kılıçdaroğlu bir çocuğa, “Yaramazlık yaptın mı” diye sordu. Çocuğun yapmadığını söylemesi üzerine Kılıçdaroğlu, “Babana söyle, senin yaramazlık yapma hakkın var biliyor musun?” dedi. (ANKA)