Habertürk yazarı Nagehan Alçı, bugünkü köşesinde CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın hayatını anlattı.

"Geçen cumartesiden beri gündemde neredeyse sadece Ali Mahir Başarır’ın sözleri var. Dün de yazdığım gibi CHP PM üyesi ve Mersin Milletvekili Başarır ile epey sayıda programa çıktık. Çok tartıştık. Program çıkışı ettiğimiz uzun sohbetler var. Kendisinin siyasi portresini iyi bilirim. Bu yazıda bu portreye odaklanacağım." diye yazan Nagehan Alçı sözlerine şöyle devam etti:

"Biliyorsunuz fırtına Habertürk TV’de Eren Eğilmez’in yönettiği programda koptu. Arkadaşımız Eren, Mahir Başarır’ın söylediklerinden rahatsız oldu ve yayın arasından sonra da Ali Mahir’den sözlerini geri almasını istedi. Yani Habertürk TV kurumunu temsil eden moderatör bu sözlere karşı tavır aldı. Buna rağmen sanki Habertürk o sözleri CHP PM üyesi Mahir Başarır’a söyletmiş gibi RTÜK’ün aşırı sert ceza vermesini hiç adil bulmuyorum. Başka bazı kanallarda yorumcuların saçmalıklarına moderatör de katıldığı halde bu kadar sert ceza yazılmadı RTÜK tarafından. RTÜK en ağır yaptırım maddesi olan 8-1-a maddesini işletti bu kararda.

CHP PM üyesi bir konuk problemli bir üslup kullanınca Habertürk TV moderatörü buna karşı çıkmasına rağmen nasıl bu kadar ağır bir ceza verilebilir? Adalet ve hakkaniyete uygun mu bu tutum?"

Nagehan Alçı, Ali Mahir Başarır'ın 23 yıl önce Mehmet Ali Birand'ın sunduğu 32. Gün programında o dönem İstanbul Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan'a sorduğu soruyu da köşesine taşıdı.

BİRAND’IN PROGRAMINDA ERDOĞAN’A SORU SORAN GENÇ

Alçı'nın yazısı şöyle:

"Şimdi gelelim bu sözleri söyleyerek olay yaratan Ali Mahir Başarır hadisesine…

Ali Mahir kimi AK Partililerin dediği gibi "Ordu darbe yaparken seven ama şimdi ordu asli işleriyle uğraşıyor diye rahatsız olan" bir CHP’li modeli mi? Adaletli olmak gerekir. Başarır o tipte bir 27 Nisan ve 28 Şubat destekçisi CHP’li modeli değil.

27 Mayıs darbesini hala öven Bedri Baykam tarzı bir CHP’li hiç değil. Elbette sözleri ve üslubu çok yanlış ama eğriye eğri doğruya doğru analiz yapmamız lazım. Bir yayın çıkışı bana 28 Şubat darbesi döneminde 1997’de Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmara Üniversitesi’ne konuk geldiği Birand programından bahsetmişti.

Orada CHP gençlik kolları üyesi bir hukuk fakültesi öğrencisi olarak Tayyip Bey’e tamamen anti-militarist bir soru sorduğunu ve MGK’yı çok sert eleştirdiğini söylemişti.

İtiraf edeyim o dönem CHP gençlik kolları üyesi olan birinin böyle davranacağına ihtimal vermedim ve kendisinden kaydı bulup bana vermesini rica ettim. Çünkü dönemin CHP’si maalesef 28 Şubat askeri darbesini desteklemişti. 

Bunun üstüne Ali Mahir 1997-98 ortamında türban yasaklarına da karşı olduğunu ve türbanlı sınıf arkadaşlarının eylemlerine destek verdiğini söyledi. "Ben her zaman özgürlükçü bir solcuydum" dedi. Hakikaten de büyük gazeteci rahmetli Birand’ın o program kaydını bana gönderdi o zaman.

Bu kaydı şimdi siz Habertürk okurlarıyla da paylaşıyorum. 23 yaşındaki Ali Mahir’in o dönem 44 yaşında olan Tayyip Erdoğan’a MGK ile ilgili sorduğu soruyu buradan izleyebilirsiniz.

BAŞARIR MAHİR ÇAYAN ÇİZGİSİNDE BİR SİYASETÇİ Mİ?

Öte yandan özellikle MHP ve TSK çevrelerinden gelen tepkilerde adını Mahir Çayan’dan aldığından hareketle Başarır’ın bir Marksist ve aşırı solcu CHP’li olduğu gibi imalar yapılıyor.  

Ailesinin bu Marksist mirasına rağmen Mahir Başarır bana Marksist ya da sosyalist bir çizgide olmadığını ve silahlı mücadele yolunu sonuna kadar gayrimeşru bulduğunu söyledi. Kendisini özgürlükçü bir solcu olarak tanımlıyor Ali Mahir Başarır. Fakat belki de bir yorumla anti-militarist yanının da bu sol gelenekten süzüldüğü söylenebilir.

Başarır’ın aile fotoğrafının üzerinde muhakkak durmam gerek. Dev-Gençli olan babası Sünni bir Türk. Annesi ise Alevi bir Kürt. Fakat Alevi-Kürt anne tarafı Demokrat Partili bir aile. Baba tarafından dedeleri CHP’li ama mesela koyu CHP’li olan babaannesi de çok dindar bir Sünni kadınmış. Annesinin babası yani Alevi-Kürt olan dedesi ise çok koyu bir Menderesçi sonra da Demirelci yani Adalet Partili.

1938 Dersim katliamından sonra Tarsus’a sürülen bir Alevi aile ve o sebeple CHP’ye olumlu bakmamış aile büyükleri. Anne tarafı o merkez-sağ siyasi çizgiyi hiç bırakmamış. Hatta Mahir Başarır’ın nikah şahidi Süleyman Demirel’miş! Yani çok ilginç bir siyasal portreyle karşı karşıyayız…

Tank-Palet konusundaki sözleri sonuna kadar yanlış ama bu iki taraflı aile geçmişi yönüyle de siyasi programlardan tanıdığım Ali Mahir Başarır portresini sizlere aktarmak istedim.

Hem Sünni hem Alevi hem Türk hem Kürt hem DP-AP’li hem de CHP’li yönleri olan bir geçmişten geliyor."

Alçı, yazısını şöyle sonlandırdı:

"Ali Mahir hata yapmış olsa da bundan ötürü eşinin ve evlatlarının sorumlu tutulmasını da asla doğru bulmuyorum. Bakıyorum sosyal medyaya… Ortalık hakaretten geçilmiyor. Eşine ve iki çocuğuna neler söyleniyor neler… 9 yaşında dünya tatlısı ikiz kızları var. Bu çocukların ve başarılı bir avukat olan eşinin bu tartışmayla ne ilgisi var? Yazık değil mi? Ayıp değil mi? Günah değil mi bir aileyi hedef göstermek? Neden hemen nefret aile üyelerine yöneliyor? Maalesef bu hastalıklarımızdan kurtulamıyoruz…