Özkök, "Ekonomist arkadaşım Emin Çapa benim geçen pazar günkü bira yazıma taktı ya... Orada bir de şöyle bir şey söylemiş: 'Hürriyet’i bunca yıl yöneten insanın bir duruşu olmalı...' İşte asıl bu 'duruş' kelimesine taktım. Bu ülkede 73 yıldır yaşıyorum ve şunu gördüm. Gençliğimde hem solcuların, hem ülkücülerin... Hem Sünnilerin, hem Alevilerin... Hem laiklerin, hem muhafazakârların en sevdiği iki kelime 'duruş' ve 'dava'ydı... Oysa 'dava' dünyadaki bütün otoriter ve diktatör kişiliklerin, hareketlerin en sevdiği kelimedir." görüşünü savundu.

Özkök, "Fanatik dindarlar da çok severler bunu... Ona yüce bir anlam verirler. 'Dava arkadaşları' başka bir yere kaçmasın diye hep kendi saflarına davet ederler, safları sıkıştıralım derler. Bu kelime en çok da onların ağzına yakışır... Demokrat insanlar ise dava kelimesini pek sevmezler. Bir de 'duruş' var... Hani şu 'Duruşuna kurban olayı' lafındaki duruş... Yukarıda saydığım kimlikler, buna da çok yüce bir anlam verirler... Çoğu kez 'duruş' dedikleri şey, hayran oldukları, yıllarca aynı yerde ufuklara bakan kendi hayali heykelleridir. Duruş denilen şeyden anlaşılan da şudur: 'Kayıtsız şartsız birinin yanında durmak...' Veya 'Kayıtsız şartsız birine karşı durmak' bunun dışındakiler ise 'omurgasızdır" değerlendirmesinde bulundu. Özkök, "İyi de arkadaş, omurga dediğin şey nedir? Sadece dik durmaya mı yarar? Yatarken ne yapıyorsun o omurgayı.... Katlayıp dolaba mı kaldırıyorsun... Sevişirken yaptığın hareketler de var da... Memleket ve bölge yanarken ondan da bahsedilemeyeceği için hiç girmiyorum. Yani Emin arkadaş... Belli ki senin dediğin, gösterdiğin yerde durmuyorum diye bozulmuşsun... Doğru söylüyorsun, durmuyorum. Duramıyorum, durmadan dolaşıyorum... Gezen tavuk gibiyim yani... Madem karşılıklı tavsiyelerde bulunuyoruz, ben de bir şey yapayım. Bende duruş yargılaması yok... Sinemada yer gösterir gibi sana bir koltuk yeri gösteremeyeceğim... Hiç itirazım yok... Dur durduğun yerde... Hayatının sonuna kadar dur... Ama arada bir başını çevir, etrafına da bir bak, bedenini esnet, hafif eğilip kalkma hareketleri yap... İnan bana daha çok ışıldarsın..." ifadesini kullandı.

Özkök yazısının sonuna, "Bu arada sırtımda çocukluğumdan kalma bir deformasyon var. İstesem de çok dik duramıyorum..." notunu ekledi.