Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İş Bankası talimatıyla yeni tip Koronavirüs salgını sürecinde yeniden alevlenen tartışmaya ilişkin 2017- 2020 arasında CHP'nin İş Bankası yönetim kurulu üyesi olan Murat Karayalçın ile görüştü. 

"Karayalçın, CHP'ye tek kuruş gitmediği için “ticari faaliyet” kılıfının tutmayacağını, bu işin ancak zoralımla –kamulaştırmayla- yapılabileceğini, onun da 1963'teki Anayasa Mahkemesi kararında olduğu gibi er ya da geç yargıdan döneceğine dikkat çekti" diyen Zeyrek şunları kaydetti:

Konuştuklarımızdan anladığım işin aslı şu:

“İş Bankası'nın hisselerinin yüzde 28'i Atatürk'e ait. Geri kalanı da herhangi bir kişiye ya da şirkete değil, kurumsal olarak bankaya, yani banka çalışanlarına. Atatürk bütün mirasını devlete bırakmışken İş Bankası hisselerini CHP'ye emanet etmiş ve gelirlerinin de Dil Kurumu ile Tarih Kurumu'na aktarılmasını vasiyet etmiş. Bankanın kârından Atatürk'ün hissesine düşen para doğrudan bu iki kuruma aktarılıyor. CHP'ye ise tek kuruş gitmiyor.”

Anlayacağınız Atatürk'ün hissesinden gelen parayı harcama yetkisi, şu anda –ne yazık ki- Atatürk'ten haz etmediğini saklamayan, Ensar Vakfı kökenli başkanda. Bu hisselerin kamulaştırılması ya da Hazine'ye devredilmesi de hem özel hukuka, hem miras hukukuna açık bir şekilde aykırı.

AK Parti bunları bildiği halde neden bu konuyu temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp karşımıza getiriyor? Böyle bir küresel ekonomik kriz ortamında dünyadaki binlerce banka arasında 103. sırada yer alan milli bir serveti neden hedef haline getiriyor, zayıflatmaya çalışıyor?

Anlayan beri gelsin!