Türkiye Cumhuriyeti Sanatçıları, sanat kuruluşlarının adından "Türk" ve "Devlet" kelimelerinin çıkarılmasını yaptıkları bir basın açıklaması ile reddetti.

Açıklama şöyle:

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ona bağlı Genel Müdürlükler, varlık nedenleri olan sanat kurumlarını uzun yıllardır bütçe, kadro ve her tür imkândan mahrum bırakmak suretiyle yıpratma, işlevsizleştirme, piyasa koşullarına iterek piyasacı, popülist anlayışın kucağına terk eden bir yaklaşım içindedirler.

23.03.2021 tarihinde Güzel Sanatlar Genel Müdürü’nün yazdığı teklif metnini onaylayan Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri bu yaklaşımın yeni bir örneğini vermişlerdir. Hiçbir haklı gerekçeye dayanmaksızın birçok kurumun içini boşaltmış, adeta ölüm vuruşu gerçekleştirmişlerdir. 

Öncelikle, bu sanat kuruluşlarının kuruluş amaçlarını bilmek gerekir. 1990’lı yıllardan itibaren üç büyük kentimiz dışında, Anadolu’nun pek çok kentinde kurulmuş olan Devlet Klasik Türk Müziği Koro ve Toplulukları ile Devlet Türk Halk Müziği Koro ve Toplulukları, bulundukları kentlerin çehresine yeni bir soluk getirmenin yanı sıra, icra ettikleri sanat dalını ulusal kültürün birer temsilcisi olarak ülkenin her köşesine taşıma işlevine sahiptiler. Böylelikle, temsil edilen sanat dalını korumak, yaşatmak, sevdirmek, tanıtmak, geliştirmek ve ileriki kuşaklara aktarma olanağı da elde edilmiş oluyordu. Nitekim, bu amaç çerçevesinde, söz konusu topluluklar bölgesel ve bölgelerarası birçok başarılı konser ve turneye imza atmış, benzer etkinlikleri yurt dışına da taşımışlardır.

İşte, bu sanat kurumlarının içinden yetişmiş bir sanatçının, Genel Müdürlük koltuğuna oturunca yaptığı icraatlar ve bu kurumların adeta yıkım kararı olan bir teklifi hazırlaması üzüntü kaynağı olduğu kadar düşündürücüdür de.

2012 yılında çıkarılmak istenen TÜSAK yasası, sendikalar, STK’lar ve sanatçıların direnç göstermesiyle engellenmiş gibi görünse de, ilerleyen yıllarda, adı anılmaksızın, tasarının neredeyse bütün maddeleri birer birer hayata geçirilmiş, güvenceli istihdam bitirilmiş, yeni ihtiyaç alımları güvencesiz, kadrosuz çalıştırma, hizmet satın alımı biçiminde uygulanarak, sanat kurumları eritilme sürecine sokulmuştur.

Yapılan değişikliklere karşıyız, çünkü;

1)Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulmuş bir kurumun, “başkanlık sistemi”nde bile, tek bir bakan imzasıyla kapatılması, değiştirilmesi, taşınması, hukuken olanaklı değildir.

2)Böyle bir girişimden önce, konu ile ilgili sendikalar, STK’lar, yetkin sanat otoriteleri ve sanatçılar haberdar bile edilmemiş, hiçbir ciddi planlama, araştırma yapılmamıştır.

3)İsimleri değiştirilen kurumlardan sadece “TÜRK” değil, “DEVLET” sözcüğü de kaldırılmıştır. Bu da, ikinci bir adımda devlet koruması altından çıkarılarak, yerel yönetimlere devredileceğinin veya kapatılacağının göstergesidir.

4)Bu olumsuz gelişmeyi sadece bir isim değişikliği çerçevesinde ele almamak gerekir. Masum düzenlemeler gibi gösterilen bu ayrıntıların gerisinde, devlet kurumu niteliğini kaybedecek sanat topluluklarının, yerine getirmeleri beklenen Türk Müziği ve ulusal kültür vizyon ve misyonunu kaybedecekleri açıktır.

5) Bu kurumlar oluşturulurken sanatsal görev içeriklerini çerçeveleyen “Türk Müzik ve Kültür”ü en geniş anlamıyla ve ulusal ölçekte ele alınmıştır. Oysa, yeni düzenlemede söz konusu “genel/ulusal ölçek” Anadolu kentlerinde zaten var olan yerel müzik ve kültüre indirgenmektedir. 

6) Bakanlar Kurulu Kararı ile Ankara’da kurulmuş olan, ülkenin tek resmi halk dansları topluluğu “Devlet Halk Dansları Topluluğu” bakanlık oluru ile İstanbul’a taşınmaktadır. Amaç turist eğlendirmektir. Kültür ve sanattaki bu anlayış, semazenleri oyun havası ritmindeki bir müzikle döndüren restoran açılışı zihniyetiyle aynı anlayıştır. Sanatın ruhundan, felsefesinden uzaktır, ciddiyetsizdir.

7)Yıllardır Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, başta devlet balesi ile halk dansları topluluğu olmak üzere bir emeklilik düzenlemesi gereksinimi ve beklentisi varken, yapılan bu hamleyle birlikte sözü edilen düzenleme yapılmadan, beklenti içerisindeki sanatçı ve personelin emekli edilmesi planlanmıştır.

8)Karar sonrası uygulamadan etkilenecek olan sanatçı ve personelin mali ve özlük hakları saklı olsa da, bulundukları kentten, semtten taşınmak, kurulu aile düzenlerini bozmak, eşlerinden, çocuklarından ayrı kalmak, kendi görev tanımı dışında başka bir görevde çalışmak, hukuki mücadele vermek, istifa etmek veya emekli olmak zorunda bırakılan kişilerin mağduriyeti büyük olacaktır.

BAKANLIK ONAYI SANATA DARBEDİR

Bakanlık onayında yer alan;

1) Devlet Halk Dansları Topluluğu Müdürlüğü’nün, Ankara’dan İstanbul’a taşınması,

2) İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu Müdürlüğü’nün kapatılması ve Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü bünyesine alınması,

3) İstanbul Devlet Modern Folk Müziği Topluluğu Müdürlüğü’nün ve Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü’nün, kapatılarak; yeni oluşturulan İstanbul Halk Müziği Araştırma ve Uygulama Korosu Müdürlüğü adı altında birleştirilmesi,

4) Türk Dünyası Müzik Topluluğu Müdürlüğü’nün isminin Türk Dünyası Müzik ve Halk Dansları Topluluğu Müdürlüğü olarak değiştirilmesi,

5) Şanlıurfa Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü’nün isminin Şanlıurfa Sıra Gecesi Müzik Topluluğu Müdürlüğü olarak değiştirilmesi,

6) Elâzığ Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü’nün isminin Elâzığ Kürsübaşı Müzik Topluluğu Müdürlüğü olarak değiştirilmesi,

7) Diyarbakır Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Müdürlüğü’nün isminin Diyarbakır Medeniyetler Müziği Korosu Müdürlüğü olarak değiştirilmesi,

8) Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu Müdürlüğü’nün isminin Edirne Rumeli Müzikleri Topluluğu Müdürlüğü olarak değiştirilmesi kararları;

Devlet korumasının kaldırılması ve yerelleşme sürecinin ilk adımı olmakla kalmayıp, sanatçıların uzmanlık alanlarının daraltılarak, asli görevlerinin dışına itilmeleri sonucunu da doğuracak niteliktedir. Her açıdan küçülmeye gidilerek yok oluştur.

Alınan bu karar siyasidir ve sanata vurulmuş büyük bir darbedir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Güzel sanatlarda muvaffak olamayan milletler ne yazık ki, medeniyet alanında yüksek insanlık sıfatıyla yer almaktan ilelebet mahrum kalacaklardır.”

Hayat damarlarımızı koparan bu kararları reddeder, sanatın ilelebet yaşayacağını, çocuklarımıza düzgün bir ülke, aydın bir gelecek bırakmak için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ SANATÇILARI