Çakır, "19 Haziran tarihli yaz kararnamesiyle 5 bin 426 hakim ve savcının yerini değiştiren Hakimler ve Savcılar Kurulu, Kaşıkçı Davası’nın Suudi Arabistan’a devredilmesi kararına muhalefet şerhi düşen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nimet Demir’i Kahramanmaraş’a, Gezi Davasındaki mahkumiyet kararlarına muhalefet şerhi yazan hakim Kürşad Bektaş’ı da Tokat’a sürmüştü. Kurul, Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Halit Kılıç’ı da Trabzon’a sürmüş. Peki, Hakim Kılıç hangi davanın hakimiydi? Ne karar verdi de HSK’nın radarına girdi?" ifadelerini kullandı. 

"26 Kasım 2021 tarihinde 'siyasi ve askeri casusluk' suçlamasıyla gözaltına alınan DEVA Partili Metin Gürcan hakkında verdiği 'tahliye kararları', hakim Halit Kılıç’ın iktidarın dolayısıyla HSK’nın radarına girmesine neden oldu." diye yazan Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yargının durumu ortada; HSK eliyle siyasi iktidarın vesayeti altına alınmış durumda. Kurul, yargıçların üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor.

Siyasetin yargıyı kuşattığı bu dönemde Hakim Halit Kılıç’ın başına gelecekleri bilerek ve göze alarak hukuka uygun olarak “tahliye” kararı vermesi oldukça kıymetlidir.

Görüştüğüm yargı çevreleri HSK’nın bir atama kararnamesinde olan biteni anlamak için o kararnamenin en az 15 gün incelenmesi gerektiğini söylüyor. Hangi hakimin atamasında sıra dışılık var, hangi savcı ya da hakim ödüllendirilmiş veya dosyadan el çektirilmiş…

Kararnamelerde binlerce isim yer alıyor, bu isimlerin atanma gerekçelerini tek tek tespit edilmesi gerçekten kolay değil.

Ancak yeni isimler ortaya çıkıyor, çıkmaya da devam edecek."

Yazının tamamını okumak için tıklayın.