CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ensar Vakfı ve TÜRGEV’in ABD’deki TURKEN Vakfı'na toplamda 1 milyar lira transfer ettiğini söylemesi; bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin 'kaçış planı' olduğunu vurgulaması siyasetin gündemine oturdu.

Yöneylem Araştırma Genel Koordinatörü  Doç. Dr. Derya Kömürcü, bu adımın seçmene yansımalarını yorumladı

Söz konusu açıklamanın farklı tepkiler aldığını, kiminin bahsi geçen rakamı küçük bulduğunu, kimisinin bunun muhalefete oy kazandırmayacağından dem vurduğunu, kimisinin de "Bu tür hamleler AKP seçmeninin Erdoğan etrafında daha sıkı kenetlenmesine yol açar" dediğini aktaran Kömürcü, şöyle devam etti:

"Kılıçdaroğlu’nun hem en son yaptığı 'kaçış planı' açıklamasının hem de Merkez Bankası, TÜİK, MEB ziyaretleri gibi hamlelerinin bir boyutunun her zaman gündemi belirleme çabasıyla ilgili olduğunu görmek gerekir.

'SİYASETİN GÜNDEMİNİ MUHALEFET BELİRLİYOR'

Artık çok açık bir biçimde fark ediliyor ki, siyasetin gündemi Erdoğan değil muhalefet, özellikle de Kılıçdaroğlu tarafından belirleniyor. Yaptığımız ölçümlerde Kılıçdaroğlu’nun bu tür 'randevulu' açıklamalarından ve hamlelerinden haberdarlık oranı oldukça yüksek çıkıyor.

'MUHALİF SEÇMEN ARTIK UMUT ETMİYOR, KAZANACAĞINA İNANIYOR'

Araştırma bulguları, muhalefetin sadece gündemi belirlemek konusunda değil, psikolojik üstünlüğü ele geçirmek konusunda da son bir yılda çok yol kat ettiğini gösteriyor. Muhalif seçmen artık sadece oy verip kazanmayı umut etmiyor, kazanacağına da inanıyor.

Seçmenlerin yaklaşık olarak yüzde 60’ı kendi oy tercihinden bağımsız olarak önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimini muhalefetin adayının kazanacağını düşünüyor. Buna çok yakın oranlar, Meclis çoğunluğunu muhalefetin kazanması konusunda da ölçülüyor.

Türkiye yıllarca 'Erdoğan asla kaybetmez' algısıyla yönetildi. Şimdi 'kaybetse de gitmez' söylemi öne çıkarılmaya çalışılıyor. Buna karşılık muhalefet, kazanma inancını bilinçli bir biçimde diri tutmaya çalışıyor.

'SEÇMENİN BİLİNÇALTINA 'KAYBEDECEKLER' DÜŞÜNCESİ YERLEŞİYOR'

Kazanma inancını pekiştiren unsurlardan biri de Kılıçdaroğlu’nun bu türden açıklamaları. Kılıçdaroğlu 'kaçacaklar' dediğinde seçmenin bilinçaltına 'kaybediyorlar ve kaybedeceklerini bildikleri için bir çıkış yolu arıyorlar, hazırlık yapıyorlar' düşüncesini yerleştirmiş oluyor.

'KARŞI TARAFIN AYARLARIYLA OYNUYOR'

Kılıçdaroğlu’nun açıklaması 'kaçışın gerçek olup olmaması' tartışması bir yana 'Erdoğan kaybedecek' görüşünün pekiştirilmesine hizmet ediyor. Böylelikle sadece kendi seçmenini bir ortak zafer duygusu etrafında bir araya getirmekle kalmıyor, karşı tarafın da ayarlarıyla oynuyor.

Açıklamanın 'sarı' bürokratlara yönelik kısmı, meselenin devlet aygıtına ilişkin boyutunu gündeme getiriyor. Bu sesleniş, seçmenlerin siyasi tercihlerini değiştirmeye çalışmaktan ziyade devletin içine yönelik ve iktidar değişikliğinin altını çizen bir hamle.

'ARTIK KARŞI TARAFI İKNA ETMESİ GEREKEN KİŞİ ERDOĞAN'

Son olarak, muhalefet ne zaman siyasete müdahale eden bir hamle yapsa, 'aman yapmayın, Erdoğan’ın oylarını konsolide etmesine katkıda bulunursunuz' diyenlerin şu anda esas konsolide olmuş kesimin muhalefet seçmeni olduğunu görmekten uzak olduğunu da belirtmek gerekir.

Artık çoğunluk olabilmek için karşı taraftaki seçmeni ikna etmesi gereken Erdoğan."