Urla Belediye Başkanı iken FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan yargılanan CHP'li Burak Oğuz ilk kez hakim karşısına çıktı.

İzmir 17’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davayı CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, Konak İlçe Başkanı Çağrı Gruşçu, Urla İlçe Başkanı Hakan Özbadur, Karabağlar İlçe Başkanı Mehmet Türkbay ve Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran'ın yanı sıra çok sayıda CHP'li de takip etti. Oğuz'un yakınları ve sevenleri de duruşma salonunda yerini aldı.

Oğuz'un davanın hemen başında Ege'de Son Söz adlı internet sitesine ilişkin söylediği sözler dikkati çekti.

İddianamede, savcının "Muhasebe hizmetlerini yürüttüğünüz şirketler arasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisaklı olan şirket bulunmakta mıdır" sorusuna, "Ben birçok şirkete mali müşavirlik hizmetinde bulundum. Bunların içinde mutlaka FETÖ ile alakalı şirketler vardır. Ancak hatırladığım kadarıyla Ege'de Sön Söz isimli internet haberciliği yapan bir şirket vardı. Belirttiğim üzere birçok şirketle çalıştığım için net bir bilgi vermem de söz konusu değildir" yanıtını veren Oğuz, duruşmada bunu değiştirdi.

O ŞOK İDDİA DOĞRU ÇIKTI

Burak Oğuz, Ege'de Son Söz'e ilişkin bu kez "O heyecan ve baskıyla aklıma ilk gelen şirket Ege’de Son Söz oldu. KHK ile kapatılıp tekrardan açıldığı için Ege’de Son Söz’ün adını söyledim. Kamuoyunda yanlış bir anlaşılma olmuş" açıklamasını yaptı.

BASKI MI YAPILDI?

Bu şok açıklama, akıllara, dün, İzmir'de tanınan gazeteci Süleyman Gençel'in, “Birileri baskı ile Burak Oğuz’a ilk duruşmada özür diletip ‘Ege’de Son Söz’ ismini yanlışlıkla kullandım dedirtecekler" iddiasını getirdi. Gençel'in iddiası ile bugünkü duruşmadaki Burak Oğuz'un ifadesinin örtüşmesi dikkati çekti.

BİRÇOK İSMİ İDDİANAME İLE TANIDIM!

Oğuz ardından Mahkeme Başkanı hakim Gökberk Sunal'ın sorularını yanıtladı. Mahrem imamlarla konuşma sayısının hatırlatıp “Hakan Çiçek’i tanıyor musun?” sorusunun yöneltilmesi üzerine Oğuz, “1 kere görüştük. Şu an görsem tanımam” dedi.

“TSK mahrem imamı suçlamasıyla yargılandığını biliyor musunuz?” sorusuna Oğuz, “Hayır efendim. Ben birçok ismi iddianamenin hazırlandığı sırada tanıdım” karşılığını verdi.

Oğuz, “Feyzullah Demirci’nin Deniz Kuvvetleri mahrem imamı olmakla suçlandığını biliyor musun?” sorusunu ise “Asla. Ben de şaşırdım. Aradan 10-15 yıl geçmiş. Birçok şeyi zor hatırladım” diye yanıtladı. Hakkında soru sorulan birçok mahrem imamı da tanımadığını söyledi.

AFRİKA MERAKI...

Burak Oğuz, “İzmir Genç İşadamları Derneği’ne (İGİD) ne zaman üye oldun?" sorusuna, “Tam hatırlayamıyorum” derken, Afrika gezilerine ilişkin ise “Çocukluğumdan beri Afrika hastasıyım. Çok severim. Bir şekilde bağım olsun isterim. Çankaya’da ofisimi açtığımda Afrika açılımı vardı. Buralara merak sardım. Katılmak istedim” yanıtını verdi.

"Katıldığınız sohbetler neredeydi?” sorusuna Oğuz, “Hiçbir adres hatırlamıyorum” dedi. Hakim Sunal, “Katılmaktan ziyade, imam, düzenleyen olduğunuz iddia ediliyor…” hatırlatmasını yapınca Oğuz, “Asla kabul etmiyorum. Biri bir kitap, yazı verdiyse okumuşumdur. Kimseyi davet etmedim. Muhtemelen davetlerden birisinin üzerine katılmışımdır” karşılığını verdi.

SANA HOCAM DİYORLARMIŞ!

Bu toplantılara kaç kez katıldığını hatırlamadığını söyleyen Oğuz, "2005'te evlendim. Ondan sonra gittiğimi hatırlamıyorum" dedi.

Hakim Sunal'ın, “Sana karşı hoca tabiri kullanılıyormuş” sözleri üzerine Oğuz, “Gündelik laf arasında hocam ne haber, nasılsın denir. O tarz bir şey. Saygıdan da olabilir. İmamlıktan dolayı olduğunu kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

"FETULLAH GÜLEN’İN ODASI..."

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in odasını görüp görmediğiyle ilgili soruya Oğuz, “Asla böyle bir yere gitmedim, görmedim” yanıtını verdi.

Hakkındaki soruşturmanın başlamasında önemli bir rol oynayan AK Parti eski Urla İlçe Başkanı Tarkan Bakırlı, AK Partili Melih Çamkıran ve Urlalı gazeteci Mutlu Tuncer ile ilgili gelen sorulara da yanıt veren Oğuz, şunları söyledi: “Mutlu Tuncer ile tanışırım. 2014-2019 seçimlerinde beraber çalıştık. 2019’da adaylığım kesinleştikten sonra kampanyamda aktif görev aldı. 2014 yerel seçimleri sonrasında ‘bir sonraki seçimler için haber portalı kurmamız lazım’ demişti. O dönem kurulan internet sitesinin finansmanını ben sağlamıştım. Cihan Haber Ajansı ile çalışmıştık. Fakat daha sonra anlaşamadık. 2019 seçimleri sonrasında belediye başkanı olmamın ardından bir takım talepleri oldu. Belediye şirketi yönetiminde yer almak istedi. Bunu reddettim. Başka istekleri de oldu. Sonrasında aleyhimde yazmaya, çizmeye başladı. İlk etapta yaptıklarımı eleştirdi. Sonrasında FETÖ iddialarını ifade etti. Bir gün buluştuk ve ‘Biz seninle birlikte çalışacak mıyız?’ diye sordu. Hakkımda FETÖ iddiaları olduğunu söyledi. Tehditvari şekliyle şu an hatırlayamadığım isimler söyledi. Ben de, ‘bu kadar şeyden sonra çalışamayız’ dedim. O da, ‘bu kadar çalıştım. Paramı öde’ dedi. Ben de her ne kadar gönüllülük esasıyla çalışmış olsa da kimsenin parası bende kalmasın diye ödeme yaptım."

FESTİVAL İŞİNİ İSTEDİ

Bakırlı’nın söylediklerinin tümünün uydurma olduğunu vurgulayan Oğuz, "Suçlamalarının hiçbirini kabul etmiyorum. Söylediği tek doğru şey; CHP’de aktif siyaset yaptığımdır” dedi.

“Onu sohbetlere davet ettin mi?” sorusuna Oğuz, “Hayır. Ne onu ne başka birini davet etmedim” yanıtını verdi.

İddianamede ifadeleri yer alan bir diğer isim AK Parti Urla eski Teşkilat Başkanı Önder Şengüler’le ilgili soruya ise Oğuz, "Benden gençlik festivalini yapmakla ilgili talepte bulundu. Urla İskele’de kaçak bir binanın da yıkılmamasını istedi” dedi.

ADAM FİRARİ VE HATTIMI KULLANIYOR, OLACAK İŞ DEĞİL!

Burak Oğuz, sahibi olduğu muhasebe ofisinde çalıştırdığı iddia edilen mahrem imamlar Lokman Uçar, Ercan Aldemir ve Hakkı Güzel ile ilgili de ifade verdi. İhraç edilen KHK'lıları teşvik kapsamında çalıştırdığını aktaran Oğuz, “2017 yılı teşvik yılıydı. Birçok şirket komisyon karşılığında bizimle çalıştı. Ben sadece Ercan Aldemir’i tanıyorum. Onun vasıtasıyla Lokman’ı tanıdım. Biz aramızda sözleşme olmadan kar ortaklığı ile yüzde 5-10 gibi komisyonlarla çalıştık. Üç telefon hattı ve telefonlarımı teşvik kapsamında onlara vermiştim. Ayrıca aramızda resmi sözleşme yoktu. Fakat matbu bir kağıda yazdığımız sonradan masamda bulamadığım bir ön mutabakat evrakı vardı. Biz onlarla oluşan pazar ortamının getirdiği hareketlilikle komisyon karşılığında çalıştık. Fakat çok da para kazanmadık. Onların mahrem imam olduğunu bilseydim şirketimin logosunun olduğu kartı bastırıp telefonlarımı verir miydim? Aktif siyaset yapan, göz önünde olan biriyim. Aklımı oynatmam lazım. Bırakın ofisimde çalışmayı yanımdan bile geçirmezdim. Adam firari duruma düşmüş ve telefon hattımı kullanıyor. Olacak iş değil. Kayıtlarda mahrem imam olduğunu görünce şok oldum. Bilseydim resmi kurumlara başvuru yapardım. Onların KHK ile bir kurumdan atıldığını da bilmiyordum”dedi.
Savcının araya girip “çalışanların ifadesine göre gözaltına alınana ve yakalanana kadar ofisinizde çalışmış. Böyle ifadeler var. Sizin haberiniz yok muydu?” sorusuna, Oğuz, “Onların hangi kurumda çalıştıklarını ve ihraç edildiklerini bilmiyorum. Ercan gelip gidiyordu, işleri takip ederdi. Lokman da gelmemeye başladı. Ofistekiler (artık gelmiyor) dediler. Ben başka bir muhasebe şirketiyle çalışmasından şüphelendim. Birden koptular. Belediye başkanı olduktan sonra hiç görüşmedim" yanıtını verdi.

ABDULLAH GÜL DE VARDI!

Afrika seyahatleri konusunda detay da veren Oğuz, şunları söyledi: "Demokratik Kongo Cumhuriyeti ziyareti ile ilgili Refik Uzun (eski AK Parti İl Başkan Yardımcısı) ile 300 kez konuştuğum kayıtlara geçmiş. Doğrudur. Hem İGİT üyesi hem hukukçu olması nedeniyle muhasebe işleri ilgileniyordum. YENBU isimli şirketin defterlerini tutmaya başladıktan sonra işadamları ile heyet olarak Kongo’ya gittik. Orada ziyarette ülkeyi temsilen birçok devlet görevlisi vardı. Abdullah Gül de vardı."

ABD SEYAHATİNİ ANLATTI

Burak Oğuz, iddianamede yer alan, ABD seyahatinde FETÖ'nün önemli isimlerinden Hüseyin Deniz Şafak ile aynı uçakta yan yana koltuklarda gidip dönmesi konusunda ise "Biz Amerika’ya iş seyahati için gittik. Beni Hüseyin Çakıroğlu ile tanıştıran Hüseyin Deniz Şafak’tır. Kendisi ihracat yapan biriydi. Amerika’ya gittiğimizde Hüseyin Çakıroğlu’nun Fetullah Gülen’i ziyaret ettiğini anladım. Bunu dönerken konuşmalarından hissettim. Fetullah Gülen’e gitmiş olabilir. Ben gitmedim. 2010 yılında referandum sürecinde FETÖ referanduma (evet) demişti. Ben (hayır) oyu kullandım. Zaten o zaman koptuk. Ayrıca benim üzerime kayıtlı telefon hattının Hüseyin Çakıroğlu’nda çıkmasıyla ilgili ayrıntıyı görünce şoke oldum”ifadelerini kullandı.

İLK ANDAN İTİBAREN İL BAŞKANIMA DANIŞTIM

Kimse Yok mu Derneği’ne insani duygularla bağış yaptığını anlatan Burak Oğuz, geçmişte ortaya atılan FETÖ bağlantısı iddialarına neden karşı çıkmadığı sorusuna ise "İlk başta tepki vermedim. İlk andan itibaren hakkımda atılan iftiraları il başkanıma danıştım ve beklemeyi tercih ettim. Ben 2009 yılında CHP’ye üye oldum. 2011’de milletvekili aday adayı oldum. En ön saflarda partili kimliğimle yerimi aldım. Yüzlerce makale ve siyasi değerlendirme kaleme aldım. İş adamı kimliğimin yanı sıra siyaset yaptım. Sonrasında siyaset ağır bastı ve belediye başkan adayı oldum. Sonra da seçildim. Devlet ve millet aleyhine iş yapmadım. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın geçmiş yıllarda başbakanken ekonomi yorumculuğu yaparken başarılı yanlarını TV programlarında ifade ettim. Doğruya doğru dedim. Ben CHP’liyim ölünceye kadar CHP’li kalacağım”dedi.

BABASI "BENİM OĞLUM FETÖCÜ" DEDİ İDDİASI

Oğuz, Urla Belediye Başkan Adayı olduktan sonra kendisini tanıdığını belirten tanık Ö.Ş., kendisine ulaşan bir öğrencinin Oğuz'un geçmiş yıllarda imamlık yaptığını söylediğini iddia etti. Ö.Ş., "Bana sosyal medyada ulaşan bir öğrenci, Oğuz'un geçmişte Buca'da imamlık yaptığını söyledi. Oğuz'un, Gülen'in Yamanlar Koleji'nde bulunan odasına da geziler düzenlediğini öğrendim. Düzenli bağış yapmayanları da sohbetlere almadığını da öğrendim" dedi.

Ö.Ş. ayrıca, "Bir başka belediye adayının ziyareti sırasında Oğuz'un babası Ahmet Oğuz'un, 'Benim oğlum FETÖ'cü. Urla için çok kötü şeyler olacak. Bir şeyler yapın' dediğini öğrendim" ifadelerini kullandı.

"YÖNETİM İMAMLARDAN SEÇİLİYORDU" İDDİASI

Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan tanık G.D., İGİD'te yönetim kurulu üyelerinin imamlar tarafından seçildiğini belirterek, "2007-2010 tarihleri arasında İGİD'te büro memuru olarak görev yaptım. Burak Oğuz, ilk döneminde yönetim kurulu üyesi oldu. Dernek, cemaat güdümlüydü ve yönetim kurulu üyeleri, imamların talimatlarıyla seçiliyordu" dedi. Mahkeme heyeti, tanıkların dinlenmesine devam edilecek şekilde duruşmaya ara verdi.