Kahveci, "Düşük faiz kalkınma sağlar mı? Peşinen söyleyeyim, hayır! Kalkınma bir teknolojik-bilimsel hamledir. Kalkınma hamlesinde beşeri sermaye de işe dahil olur. İnsanlarının kafasını kullandığınızda kalkınma olur. İnsanların kafası yerine bedenini kullanıyorsanız, kalkınmıyor ırgatlık yapıyorsunuz demektir." değerlendirmesini yaptı.

Kahveci, yazısına şöyle devam etti:

Kalkınma için katma değerli üretim gerekir. Katma değerli üretim ise faiz oranına bakmaz, geleceğe bakar. Yani orada bir akıl vardır...

Akıl sayesinde yüksek faizi yenersiniz. Oysa düşük faizin uyuşturucu etkisi aklı da devre dışı bırakır. Mesela Yunanistan örneği... AB üyeliği sonrası düşük faiz hastalığından batan bir ülke oldu.

***

Yatırım ilginç bir analiz gerektirir. Mesela 2017 yılında KGF ile ülkeye para saçıldı. Fabrikalar 3 vardiya çalışmasına rağmen yatırımda bir canlılık olmadı.

Hatta geçen yılın ilk yarısından faizler negatife düşürülmüş ve bir ara tek haneli rakamlardan krediler verilmişti. Oysa yine yatırımlarda bir canlılık olmadı.

Ülkemizde yatırımlar 2015 yılında durmuş, 2018-2020 yılında gerilemiş ve nihayet geçen yılın son çeyreğinde artmaya başlamıştır.

Kredi faizlerinin yüzde 9-11 aralığında seyrettiği dönemde yapılmayan yatırımlar, faizlerin yüzde 20’lere çıktığı son 3 çeyrekte artış göstermiştir.

İlginç değil mi?

(Burada kastedilen makine teçhizat yatırımıdır. Beton yatırımlarını bu hesaba katmıyoruz)

***

Sermayenin betona yönlendirildiği düşük faizde fabrika yatırımları artmazken, yüksek faizde fabrika yatırımları artmıştır.

O zaman mesele sermayenin kullanım verimliliğidir.

Düşük faiz sermaye verimsizliğine yol açarken, yüksek faiz tersi etki göstermiştir.

Sanırım biraz düşünmemiz gereken bir veri seti karşımızda bulunuyor. Umarım azıcık ders alırız.

***

Bugün dön dolaş yine faiz indirimi ile çözüm aramaya geçtik. Yine fakirime verin şuradan bir kredi diyeceğiz.

İyi ama o fakirin bir geliri var mı? Ya da bir işi var mı? Kağıt toplayanları bile sokaktan topluyoruz ama fakirim kredi kullansın istiyoruz.

Sadece ve sadece bir seçim kazanmak için artık yapılmayacak ne kaldı diye sorabiliriz. Bir zamanlar seçim için politika uygulamamakla kazanan AK Parti şimdi her yola başvuran parti oldu.

***

Veriler ülkemizin şişme ve patlama evrelerinde sıkıştığını gösteriyor. Bir şişiyoruz, bir patlıyoruz... Çünkü temelsiz ve güvensiz bir yönetim şeklimiz var.

Yarının ne olacağını kimse bilmiyor? Yarın ne kadar agresif bir oyun oynayacağımızı kimse kestiremiyor.

Şimdi hatırlayamadığım bir açıklamayı size ileteyim: “Dış politika tavla gibi oynanmaz, satranç gibi oynanır” diyordu.

Biz sürekli rest çekmeyi ve zar atmayı yönetim biçimi olarak görüyoruz. Oysa yatırım akıl ve yönetim içerir. Zar atarak kim yatırım yapar ki...

O zaman biraz daha düşünmek gerekiyor. En azından alttaki grafiğe bakın ve ne demek istediğimizi görüverin.

KARAR Sizindir...