TÜİK'in açıkladığı verilere göre, Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 6.7 oranında büyüdü. Ancak uzmanlar tarafından kağıt üzerindeki bu büyümenin gerçek bir büyüme olmadığı, 'acı fatura'nın da yakında herkes tarafından ödeneceği yorumları yapılıyor.

Ekonomistler 'Büyüme oldu da nasıl oldu' sorusunu yöneltiyor ve kağıt üzerindeki büyümenin gerçekte bir karşılığı olmadığına dikkat çekiyor.

Karar Gazetesi yazarı ve ekonomist İbrahim Kahveci de, "Berat Albayrak giderayak bir büyüme hediye etti. Uğruna katlanılan ve katlanılacak maliyetler elbette başka. Ama büyüme oldu ya..." tespitinde bulunuyor.

"Büyüme oldu da nasıl oldu" sorusunu yönelten Kahveci, "Mesela finans sektörü yüzde 41,1 büyümüş. Yani finansal hormonumuz epeyce bol verilmiş. Bunun anlamı nedir? Bakın gelecek gelirimizi şimdiden tükettik demektir. Borçlandık ve tükettik; böylece büyüdük. Gelecek yıllar ise borç ödeyeceğimizden dolayı gelirimize göre daha az büyüyeceğiz" görüşünü dillendiriyor.

Kahveci yazısını şu satırlarla sürdürüyor:

"Bugün kâğıt üzerindeki cennet hikayesinden bahsedeceğim.

2018 yılı ilk dokuz ayına göre 2020 yılı ilk dokuz ayında hala yüzde -0,49 küçülme durumundayız. Cari GSYH yüzde 29,41 artış göstermiş ama reel olarak -0,49 küçülme durumundayız.

Kısaca 2 yıldır yerimizde sayıyoruz.

Ama yerinde saymayanlar da var. Mesela ilk 8 ayda çalışan sayısı 2018 yılında 28.842 bin kişidir. Oysa 2020 yılı aynı döneminde çalışan sayısı 26.525 bin kişiye düşmüştür.

Çalışan sayısı 2 milyon 317 bin kişi daha azdır; yani çalışan sayısında yüzde 8,03 azalma vardır.

Ama bir de çalışılan saat hesabına bakıyoruz ki, orada tam bir çöküş var. 2018 yılında 10 milyar saatte yarattığımız geliri 2020 yılında 8 milyar saatte yaratmışız.

Düşünebiliyor muzunuz;

Çalışan sayısı yüzde 8,03

Çalışılan saat sayısı yüzde 20,02 düşüyor ama

GSYH sadece yüzde 0,49 geriliyor.

Çalışmadan, alın teri dökmeden kazanmışız.

Kâğıt üstünde cennet gibi ülkede yaşıyoruz.

Çalışmadan üretiyor, çalışmadan gelirimiz artıyor.

Daha ne istiyorsunuz?"

Dünya Gazetesi yazarı Osman Ulagay ise, 'trajikomik' olarak nitelediği büyüme hikayesiyle ilgili, "Biz bu filmi görmüştük" yorumunu yaptı.

Ulagay yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"Bizim bir kısım medyamız ise şimdi bu büyük “başarı”yı göklere çıkartırken bu başarının Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanı olarak görev yaptığı dönemde elde edildiğini unuttu galiba. Bu başarının elde edilmesinin temel nedeni de, Bloomberg’in de belirttiği gibi, piyasanın öncelikle kamu bankaları kullanılarak ucuz krediye boğulması sayesinde tüketimin ve hatta yatırımın özendirilmesiydi. Bunun Türkiye’nın dış finansman çıkmazını derinleştirmesi ve dövize hücumu artırarak Türk lirasının değer kaybını hızlandırması, ayrıca enflasyonu körüklemesi kaçınılmazdı. Ansızın görevinden affedilen Sayın Albayrak’a bu konuda ne düşündüğü sorulduğunda hiç sıkılmadan “Siz maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz, doların değeri beni hiç ilgilendirmiyor” cevabını verebilecek kadar kendinden emindi.

İşin daha da acıklı tarafı bizim bu trajikomediyi 2017-2018 döneminde bir kez yaşamış olmamız. Hürriyet Gazetesi’nin 18 Ocak 2017 tarihli ekonomi sayfasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kredi musluğunu açmayan bankalara yaptığı uyarı iri puntolarla yer alıyordu. “MUSLUĞU AÇMAYAN KARŞISINDA BİZİ BULUR” diyerek bankaları uyarıyordu Sayın Erdoğan.

2017 yılında hedef gene kredi genişlemesiyle ekonomiyi canlandırmak ve rekor bir büyüme sağlamak. Kredi Garanti Fonu bu amaçla kullanılıyor ve büyüme kamçılanıyor.

Bu çabaların sonucu 29 Mart 2018 günü 2017 yılının büyüme verileri açıklanınca ortaya çıkıyor. 30 Mart tarihli Habertürk gazetesi bu haberi “10 Numara Büyüme” başlığıyla veriyor. Haberde Türkiye ekonomisinin 2017 yılında yüzde 7,4 büyüyerek G-20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomi olduğu belirtiliyor.

2018 yılında bu büyük “başarıdan sonra nelerin yaşandığını, Türk lirasının nasıl yerlerde süründüğünü ve durumu kurtarmak için ekonominin başına Berat Bey’in getirildiğini herkes hatırlıyor her halde."