Zonguldak havzası deyince aklımıza yeraltında çalışan maden işçileri geliyor. Ancak en az yeraltı maden işçileri kadar, değer üreten yer üstündeki maden işçileri de ekonomik krizle beraber zor günlerden geçiyor.

Birgün gazetesinden Ozan Gündoğdu Zonguldak’ta Türkiye Taş Kömürü İşletmeleri’nin merkez atölyesinde çalışan madencilerin sorunlarını dinledi.

Gündoğdu'nun haberi şöyle; Kime sorsak özellikle 2 problemin altını çizdi. Bunlardan ilki ve en yakıcısı düşük ücretler, ikincisi ise aynı işi yapan işçilerin aldığı farklı ücretler. İşçilerin düşük ücret sorunu aynı zamanda halk kesimlerinin hangi şartlarda yaşadığının da fotoğrafını çekiyor.

Toplu iş sözleşmesi süreci başladı. Hükümet sizlere ilk 6 ay için %5 sonraki 6 ay içinse yüzde 4 teklif etti. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu zam teklifini?

Ersoy Keskin: Devletin kurumu TÜİK, “Bu ülkede yüzde 15 enflasyon var” diyor. Devletin kendisi diyor bunu. Toplu iş sözleşmesi sürecinde de yine aynı devletin başka bir bakanı, Çalışma Bakanı da diyor ki, yüzde 9 zam verelim. Yani devlet bize “Ben seni fakirleştiriyorum” diyor.

Borçlarla nasıl yaşıyorsunuz peki? Bu civarda bir ücretle hele de çoluk çocuk varsa geçinmek gerçekten matematiğe aykırı.

Tamer Işık: Borcu borçla çeviriyoruz. Kredi çekiyoruz, sonra o krediyi ödemek için başka bir kredi çekiyoruz. Gittiği yere kadar. Ama sonunda ödenemiyor tabii. Bakın bir arkadaşımız emekliliğine 5 sene kala kıdem tazminatını alıp borcunu ödeyebilmek için işinden ayrıldı. Yani borçlarını kapatıp rahatlamak için.
Bakanlıkla iletişime geçmediniz mi peki? Sonuçta işveren devlet.

Serkan Tepebaşı: Geçtik tabii, geçmez olur muyuz? Bakanın danışmanıyla sendikamız görüştü. Biz bu kadar maaş alıyoruz, elimize geçenle geçinemiyoruz. Bizim elimize geçen vergi dilimine takıldığımızda asgari ücrettir. Hatta izin kullandığımız aylarda iaşeler de düştüğü için asgari ücretin dahi altına düşüyor gelirimiz. Biz bunu anlattık bakanlığa. Bakanın danışmanı ise bizim brüt yani elimize geçmeyen kesintiler olmadan önceki maaşımıza bir de kömür yardımını da ekliyor, İnanmayın sayın bakanım, 6 bin lira maaşları var bunların” diyor.

BAKANLAR GELİNCE MADEN ÇİÇEK GİBİ OLUYOR

Bakanlar buralara geliyor, poz veriyor bazen. Sorunlarınızı dinlemiyorlar mı peki? En son Tarım Bakanı da tarlaya galoşla girmiş gündem olmuştu. Sizin buradan Çalışma Bakanı’na davetiniz olur mu?

Tamer Işık: Tarlaya girmek kolay, bizim madene girmezler. Maden dediğiniz canlı mezar.

Serkan Tepebaşı: Bizim buraya da geliyorlar arada. Nasıl geliyorlar anlatayım. 1 hafta önceden maden hazırlanıyor. Ekipler madene giriyor, temizleniyor, çiçek gibi yapılıyor. Üretim olmayan havzalarda yapılıyor zaten bu. Giydiriyorlar bir de bakanı gözümüzün önünde.

Tarık Çağlı: Madene gelmesine gerek yok. 1 ay yerüstü işçisinin maaşıyla geçinsin. O muhteşem bir deneyim (gülüyor).

İlker Hasdemir: Geçinemezler. Bakın Zonguldak’ta boşanmaların sayısı arttı. Neden biliyor musun? Nafaka için.

Nasıl yani?

Serkant Bayrak: Hayır, şimdi kredi kartı borçları yüzünden öyle bir aşama geliyor ki, artık icra tehdidi başlıyor bankadan. Nafakaya icra gelemiyor. Yine beraber karı koca hayatı yaşıyorlar. Hem de maaşı nafaka diye eşe veriyor, icra da gelmiyor. Öyle bir yol buluyor. Çok arkadaşımız var bu şekilde.

Tamer Işık: Ekonomist olduk ya, baya kanunu kitabı biliyoruz yani.. (gülüyor)

Serkan Tepebaşı: Bizim bazı arkadaşlarımız marketleri tek tek geziyor. Burada bu ucuz burada şu ucuz diye tespit ediyor. Sonra fabrikada bunları birbirimize anlatıyoruz.

BİZ DE İTİBARIMIZDAN TASARRUF ETMEK İSTEMİYORUZ

Sizin de üye olduğunuz TÜRK-İŞ’e göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda alışverişi 2 bin 67 lira. Siz sağlıklı beslenebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Tamer Işık: Kaliteye bakmıyoruz, etikete bakıyoruz. İçeriği hiç önemli değil, markası da önemli değil, hatta yeri geliyor son kullanma tarihi de önemli olmuyor.

Serkant Bayrak: Zonguldak’ta artık yarım, çeyrek karpuz satılıyor.

Ersoy Keskin: 2 tane şeftali 1 tane muz almaya kalkınca çekindim acaba kasadaki adam ayıplar mı diye. Meğerse herkes böyleymiş.

 

Nasıl yaşamak istiyorsunuz peki? Yani şu olsa ben de memnun olurum dediğiniz maddi durum nedir?

Ersoy Keskin: itibardan tasarruf olmaz diye bir şey söylendi bazı yatırımlar için. Biz de diyoruz ki, biz de elhamdülillah Müslümanız, biz de itibarımızdan tasarruf etmek istemiyoruz. Yani adidasın ayakkabısı olmasın da ayağımızda da 100-150 liralık bir ayakkabı olsun hiç değilse.

Tamer Işık: Ay sonuna gelen kadar kendimize yetebilmek istiyoruz. Ondan bundan borç mu alalım, kredi kartına mı yüklenelim demek istemiyoruz.

***

KAMU İŞÇİSİ YILLIK İZNİNDE ÇALIŞIYOR

 

Peki boş gününüzde ne yapıyorsunuz? İzinli günlerde veya pazar günlerinde.

Serkan Tepebaşı: Pazar günleri çoğumuzun bir sosyal hayatı yok.

Ersoy Keskin: İş arayan var, çalışan var, garsonluk yapan arkadaşlarımız var.

Nasıl, hem fabrikada hem lokantada mı çalışıyor?

Ersoy Keskin: Tabii ki, tabii ki…

Tarık Çağlı: Boş zamanlarımızda boya badana işi, yerine göre işten çıktıktan sonra eşya taşıyoruz. İcabında işten çıkıyoruz, yevmiyeyle eşya taşıyoruz.

Tamer Işık: Mesela bir arkadaşım şu anda yıllık izinde. Ne yapıyorsun diye soruyorum. Diyor ki, öğlene doğru kalkıyorum, kahvaltımı yapıyorum, kahveye gidiyorum, işte 2-3 çay içiyorum. İzin dediğimiz bu bizim.

Serkan Tepebaşı: Tabii bu arkadaş bekardır. Çoluğu çocuğu olanlar böyle yapmıyor.

Çoluğu çocuğu olanlar ne yapıyor peki yıllık izinlerinde?

(Bu soruya tüm işçiler aynı anda “çalışıyorlar” cevabını verdi. Zonguldak’ta kamu işçisi yıllık izinlerinde iş arıyor)

Tarık Çağlı: Fındık topluyoruz mesela, şimdi fındık mevsimi, izin alıp fındığa gidiyoruz.

Tamer Işık: Bizim Antalya’da, Çanakkale’de ne bileyim kültür diyarı Mardin’de tatil yapma gibi bir şansımız yok. Ya şuradaki Amasra’ya gidemiyoruz

Serkan Tepebaşı: Hatta diye bir maden kuruluşu var Amasra’da. Oradaki arkadaşlar greve girmişti. Onlara moral olsun diye gittik, ben ilk kez o zaman gördüm Amasra’yı.

Tamer Işık: Ben o gün Amasra’da denize de girmiştim, şimdi yalan söylemeyim.

BAYRAM DEMEK BİZİM İÇİN MASRAF DEMEK

Neden gitmiyorsunuz Amasra’ya. Buraya çok yakın, en azından gezip görmeye gidilemez mi?

İlker Hasdemir: Ben Bartınlıyım ben bile gitmiyorum Amasra’ya. Neden? Çünkü pahalı bir yer. E gidince can çekiyor, çoluk var çocuk var. Bir şey istese mahcup olacağız. Bayram mesela, bayram gelmesin istiyoruz. Bayram demek masraf demek çünkü.

Tamer Işık: Bayramda iş bulsak çalışırız. Ek iş olarak yani. Annenin, babanın elini öp, çoluğu çocuğu giydir, sonra işe gitsek o bayram bizim için iyi geçmiştir. Şartlar bu şekilde çünkü.

Yeraltına gönderseler tercih eder misiniz?

Tarık Çağlı: Buradaki herkes zanaatkâr. Bunun yaptığı kaynağı herkes yapamaz ya da bunun yaptığı soğuk demircilik ustalığını herkes yapamaz. Yani buradaki insanlar öyle vasıfsız işçi değil. Ama bugün göndersinler yer altına ineriz. Buradaki birçok arkadaş “Beni yer altında çalıştır” diye dilekçe yazmıştır.

***

SOMA’DAN SONRA HÜKÜMET KORKTU

Yeraltındakilerin ücretleri daha iyi sanırım?

Serkan Tepebaşı: Şimdi şöyle bir durum var. Soma’daki 301 arkadaşımızın şehit olduğu maden faciasından sonra hükümet milleti susturmak için belli bir düzenleme getirdi, 2 asgari ücret şeklinde. Yani sus payı, rüşvet gibi. Onların durumu da o zaman düzeldi. Onların durumu da çok kötüydü. Soma faciası sonrasında kısmen düzeldi. Şimdi de çalışma şartları çok kötü onların.

Serkant Bayrak: Soma faciasından önce ücret durumumuz hemen hemen aynıydı. Soma’dan sonra da hükümet seni beni düşündüğü için düzeltmedi durumu. O zaman bir kamuoyu oluştu, bu kamuoyundan korktular ve sus payı olarak bu düzenlemeyi getirdiler. O alev sönsün diye yapıldı.

***

91 GREVİNDEN SONRA CEZALANDIRMA VAR

Zonguldak’a üvey evlat muamelesi mi yapılıyor, neden bu halde, hem bu kent işsiz dolu, hem madende kömür var. Norm kadro sayısının altında işçi çalışıyor. Neden işçi almıyorlar?

Serkan Tepebaşı: Bu kurum 90-91 grevinden sonra öyle enteresan işler yaşamış ki, kendi haline bırakılmış. 91 grevinden sonra bir cezalandırma var Zonguldak’a. Hükümetin koltuğu sallandığı için o zamanlar, bu gücü yeniden toplamak istemiyorlar.