9 Kasım 2013 16:46

'Kızlı erkekli' baskınlar başladı

'Kızlı erkekli' baskınlar başladı
Başbakan'ın sözleri yankısını buluyor. Polis gençlerin üzerini aradı, adres tespiti yaptı.
+ A -

Paylaş

AFYONKARAHİSAR, (DHA) - BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın öğrenci yurtlarına ilişkin açıklamalarının ardından Afyonkarahisar'da polis, gece yarısı öğrencilerin gittiği kafelerde kimlik sorgulaması ve üst araması yaptı, kaldıkları adresleri tespit etti.

Afyonkarahisar'da Yeşilyol ve 2'nci Dumlupınar caddelerinde öğrencilerin yoğun gittiği kafelere dün gece polis ekipleri baskın yaptı. Resmi kıyafeti ve yelek giyen sivil polisler, kafelerde oturanların tek tek üstünü aradı. 50 polisin katıldığı uygulamada, müşterilerin kimlikleri toplanarak GBT'sine bakıldı, ikametgah adresleri tespit edildi. Uygulamaya tepki gösteren bazı öğrenciler, "Hedef öğrenci evleri" dedi.

'BÖYLESİ İLK KEZ OLUYOR'

Kafe işletmecileri ise ilk defa polisin böyle bir uygulamasına tanık olduklarını kaydetti. Polisin saat 22.00'de kafelere girerek çalışanlar dahil herkesin tek tek üstünü aradığına dikkati çeken işletmeciler, toplanan kimliklerin merkeze bildirildiğini, GBT sorgusunun yanı sıra öğrencilerin adreslerinin de kontrol edildiğini kaydetti.

İşletmeciler, polisin uygulamasından rahatsız olan pek çok müşterinin hesabı ödeyerek ayrıldığını söyledi.

HANİ BASKIN OLMAYACAKTI?

Öte yandan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, öğrencilere yönelik herhangi bir baskının olmayacağını öne sürerek şöyle konuşmuştu: "İşyeri açma belgeleri yok, işyeri çalıştırma ruhsatı yok, vergi levhaları yok, her hangi bir hukuka, resmiyete tabii değiller. Denetimleri yapılamıyor. Dolayısıyla yayınlanacak bir genelgeyle bunların sistemin içine çekilmesi yönünde çalışmalar yürütülecek. Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetiminde olan özel yüksek öğrenim yurtlarının denetim ve kontrolü, Kredi ve Yurtlar Kurumu'na devredilecek. Başbakanımızın açıklamalarını inadına çarpıtmaya çalışanlar var. Kimse ev baskını filan gibi bir takım hayallere kapılmasın. Türkiye bir hukuk devletidir. Neyin hangi zeminde ne ölçüde yapılacağı kanunlarla ve anayasayla bellidir."

HANİ ÖĞRENCİLERİN ÖZGÜRLÜKLERİ KISITLANMAYACAKTI?

Ayrıca AKP Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli de öğrencilerin özgürlüklerinin kısıtlanmayacağını iddia ederek şunları kaydetmişti: "Öğrenci evleriyle ilgili aslında sayın başbakanımızın bu konudaki söylediği husus çok açık ve çok net. Başbakanımız velilerimizden, vatandaşlarımızdan gelen talep ve şikayetleri kamuoyu ile paylaştı. Talep, biz çocuklarımızın akıbetini bilmek istiyoruz. Onları sizin komutanızı istiyoruz. Çocuklarımızı kurumak için çeşitli illere gönderiyoruz. Özellikle kız çocukları için söylüyorlar. Bunları korumanız gerekir diye sayın başbakanımızdan talepte bulunuyorlar. Bir başbakan olarak sorumlu mevkide birisi olarak elbette vatandaşlarımızın bu taleplerine kayıtsız kalması düşünülemez. Olay bundan ibarettir. Elbette yapılacak her şey hukuk çerçevesinde yasalar çerçevesinde olacaktır. Özgürlüklerini kısıtlayacak şekilde, ya da mevzuata aykırı bir şekilde işlem yapılması kesinlikle söz konusu olamaz. Bunlar yapılan spekülasyonlardır. Bu konuya her arkadaşımız olaya doğal olarak kendi açısından bakıyor. Örneğin İçişleri Bakanımız bu olaya kendi görev alanı ile ilgili terör ya da suç boyutuyla yaklaşıyor ya da bakıyor. Bu da son derece doğaldır. Herkes bulunduğu noktadan bakıyor olaya. Kendi görev alanından bakıyor. Bu farklı görüş gibi algılanıyor. Öyle bir şey söz konusu değil, olması da mümkün değil" dedi.

GENÇLER DEVLETE EMANETMİŞ!

AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ise gençlerin devlete emanet olduğunu savunarak, "Öğrenci evleri ile ilgili şu anda bir sızı var. Çocuklarımız 175 üniversitede okuyor. Son 11 yılda 99 üniversite açıldı. İlim ve bilimle kucaklaştık. Türkiye, sanayisi, ilimi ve teknolojisi ile gelişecek. Atılan önemli adımları kararlılıkla sürdüren Başbakan dertli. Medeniyetimiz, kültürümüz, geçmişimiz, inançlarımız, değerlerimiz var. İktidarın görevi sadece yol, hastane yapmak mıdır? Ne olacaktı? Çocuklarınızı devlete, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne emanet etmişsiniz. Askere giden evladınız bir hafta aramasa endişe duyuyorsunuz değil mi? Elbette bu ülkenin Başbakanı'nın önüne raporlar geldiğinde onun endişesini yaşayabilir. Başbakanımız, 'Görmezden gelelim' mi diyecekti. Bir anne, baba, hala, amca olarak endişeyi taşıyacaktır. Onun için bu ülkenin Başbakanı'dır, bakanıdır, milletvekilidir, bu ülkenin temsilcisidir. Ne diyeceksiniz, 'Aman ha siz yaşamayın, görmezden mi gelin' diyeceksiniz. Görmezden gelinseydi, üstüne yatılsaydı, 28 Şubat'ta okullara sokulmayan, üniversitelere sokulmayan başörtülüler bugün Meclis'te olur muydu?" ifadelerini kullandı.

Yorumlar