Geçtiğimiz hafta ABD’de yeni bir seçim oldu. New Jersey ve Virginia eyaletlerinde valilik seçimi Biden hükümeti yönetimindeki Demokratların ilk sınavı olacaktı. Beklentiler Demokratların sorunsuz kazanacağı yönündeydi ancak öyle olmadı.

Geçen seneki başkanlık seçimlerinde Biden Virginia’yı sorunsuz kazanmıştı. Şimdi ise %15’e kadar bir oy kayması yaşandı ve Cumhuriyetçi aday Glenn Youngkin Virginia’nın yeni valisi oldu. New Jersey’de ise yine beklenmedik şekilde seçim başa baş geçti. Demokrat aday Phil Murphy seçimi kıl payı kazandı.

Bu seçimler yerel olsa da hem ABD’nin çok konuşulan birkaç meselesinde vatandaşın tutumunu hem de Biden hükümetinin popülerliğini gözler önüne serdi.

“Critical Theory” kavgası

Okuyucularım önceden aşinadır “Critical Race Theory” kavramına. Aşağıya ne olduğunu anlattığım yazımı bırakacağım ancak kısaca batının yeni ve radikal “ayrımcılıkla mücadele” yöntemi diyebilirim. Uzun süredir inkar edilse de ABD’deki okullarda çok ilginç şekilde öğretilmeye başlanmış. Cinsiyet konusundaki eğitim bahanesiyle okullara getirilen açık seçik kitaplar, ırk meselesinin aşırı bir şekilde müfredata sokulması gibi durumlar özellikle muhafazakar aileleri epey endişelendirmişti.

Bu düşünce yapısı ırk ayrımcılığına karşı gibi davransa da sonuçları pek öyle gözükmüyordu. Artık “hepimiz insanız” yoktu. “Sen siyahsın, ben beyaz, benim ayrıcalıklarım var bu yüzden özür dilerim” vardı. Bu da doğal olarak ırksal sürtüşmelerin artmasına yol açıyordu.

İşte ABD seçmeni bu düşüncenin çocuklarına aktarılmasından rahatsız oldu. Demokratlar Critical Theory eğitiminin önce okullarda olmadığını sonra ise “iyi bir şey olduğunu” savundular. Trump’ın zevzekliklerinden bıkmış ve geçen sene Biden’a oy vermiş kimseler bile bu seçimde taraf değiştirmişlerdi.

Biden’ın genel halleri

Demokratlara yenilgiyi yaşatan sadece Critical Theory konusu değildi. 1 yılı dolmaya yaklaşırken Biden’ın sözlerinin hiçbirini tutamamış olması da seçmende hayal kırıklığına yol açıyordu.

Trump’ın başının etinin yendiği sınırdaki göçmen krizi çözülmeyi bırakın, çok daha korkunç bir noktaya gitmişti.

Dış politikada ABD “eski dostlarla” bir araya beklendiği kadar gelemedi. Fransa ile denizaltı krizi başladı.

Biden’ın uzun süredir çıkarmak istediği alt yapı yatırımları Senato’dan ancak aylar sonra geçebildi.

Tartışmalı Covid-19 aşı zorunluluğu milyonlarca ABD’linin işsiz kalmasına yol açtı. Bu yasa vakaları azaltmadığı gibi aşı oranlarını da yükseltmedi.

Pandeminin ekonomiye etkisi ise git gide arttı. Tedarik sorunları yaşanmaya başladı. Hem işsizlik, hem eleman sorunu ortaya çıktı.

Bu krizlerin ne zaman sona ereceği ise bilinmiyor. Bu kadar sorun varken ABD televizyonları ise “Critical Theory” kavgasına devam ediyor. Sorunu küçümsemek istemiyorum. Ancak bu kadar kriz varken Biden’a en çok oyu bu meselenin kaybettirmesi biraz ilginç açıkçası.

Modern çağın “kızıl korkusu”

McCarthyciliği duymuş olabilirsiniz. Soğuk Savaş döneminde uçan kuşun “komünist” olmakla suçlandığı zamanlar…

Benzer bir korku bu yıllarda ortaya çıktı Amerika’da. Demokratlar her seçimde “ya biz kazanacağız ya Beyaz Üstünlükçülük” diyor. ABD’deki sistematik ırkçılıktan ötürü ruhen sorun yaşayan beyaz seçmenin ekonomik şartlardan rahatsız olsa bile kendini iyi hissetmek için Demokratlara oy vereceğini umuyor bu pazarlama kampanyası.

Neredeyse her cümleleri biz kazanmazsak ırkçılar gelecek üzerine kurulu. Bu da seçmen tabanında çok yabancılaşmaya sebep oldu.

Kendimizi kandırmayalım, Cumhuriyetçi parti hala aşırı sağcı ve ırkçı kalabalıkların kendine siyaseten yer bulduğu bir alan. Ancak iki parti arasındaki farkın “ırkçı ve ırkçı olmayanlar” gibi söylenmesi bir saçmalıktan ibaret diyebilirim.

Trump’ın 4 yılda ne kadar ırkçılıkla suçlandığını hatırlayın. 2020 seçimlerinde azınlıklardan aldığı oyu arttırmıştı Trump. Geçen haftaki valilik seçimlerinde ise kazanan Glenn Youngkin’in ekibinde siyahlar da mevcuttu.

Artık Cumhuriyetçiler de azınlık oylarının tadına varmış olacaklar ki yavaş yavaş ta olsa “muhafazakar” değerlere sahip olan herkesi ten renginden bağımsız kendilerine katmak istiyorlar. Tabii gidecekleri daha çok yol var!

İşin sonunda köşede ellerini ovuşturan bir Trump, bu ufak ama etkili zaferin tadını çıkaran Cumhuriyetçiler ve nerede hata yaptığını bir türlü anlayamayan Demokratlar var. Biden hükümeti politikalarında radikal bir değişim yapmazsa önümüzdeki yıl ara seçimlerde hem senatoyu hem de Temsilciler Meclisini kaybedecek gibi gözüküyor. Tabii daha seçime uzun bir zaman var. Bakalım gidişat ne kadar değişecek. Haftaya başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.

Critical Race Theory’i anlattığım yazım için: