Bunun Adı İyi Niyet midir, Umursamazlık mı? Okur Karar Versin…
Bazen yazmaya elin gitmediği, söylemeye dilin yetmediği konulara da girmek gerekiyor. Ancak bizim gibi gündemin çeşitliliği ve değişkenliğinin çok ve bol olduğu ülkelerde insan ne yazacağını, neleri yazacağını bilemiyor ki! Hele de süreci sıkı izleyen, gelişmelerin gittiği yeri ve yönü takip eden kül yutmaz okurlarınız varsa işiniz daha da zorlaşıyor…
Unuttuklarımız başlıklı yazıma gelen yorumlara bakınca, gençlerimizin kendilerini ilgilendiren konularda duyarlı olduklarını, o tür yazıları okuduklarını, birbirlerine önerdiklerini ve yazımda eksik kalanları öğrendim. Örneğin eğitim çağındaki 223 bine yakın kız çocuğunun eğitimde yer almadığını! Ne eğitimde, ne istihdamda olmayan gençlerin oranının yüzde 23’e ulaştığını! Okullardan kopuşun 9. sınıfta başladığını, eğitimle bağların o yaşlarda zayıfladığını, sınav döngüsünün, teknolojik gelişimin, gelecek kaygısının buna zemin hazırladığını, MEB’in bütçesi artmasına rağmen niteliğin düştüğünü! Gençlerin üniversite mezunu işsizlik oranındaki artışı gördükçe üniversiteye bakışlarının değiştiğini ve yüksek öğretimi bir gelecek garantisi olarak görmediklerini gelen iletilerde bir kez daha okudum...
Hal böyle iken adaletten eğitime, ulaşımdan sağlığa, tarımdan ticarete devletin kurumlarını işletecek kuralların azalması, yazanı da okuyanı da sorularla ve sorunlarla baş başa bırakan konuların artması, emeğin, emekçinin, yoksulun, şiddetin, işsizliğin, hayat pahalılığının yok sayılması yazılmaz mı? Yazılır ve yazılıyor. Ama bugünlük ara verip sütuna dostluğu yatıralım. Ne dersiniz?
“Adam satmışlığımız yoktur ama adam sandığımız çoktur!”
Tanyeri Haber sitesi GYY- Gazeteci- Yazar Cahit Kılıç köşesinde yazmış, kimin dediğini o da bilmiyormuş ama son derece gerçekçi ve güncel bulduğum için ondan kopya çektim! “Adam satmışlığımız yoktur ama adam sanmışlığımız çoktur.”
Şimdi gelelim sözün özüne…
Dostluk kolay kurulmuyor, özveri, çaba, vefa, iyi günde, kötü günde birliktelik, yıllara ve yollara rağmen ayakta tutmak için özenli davranmayı gerektiriyor. Bazen o dostluğun ardına neler sığdığını unutmamak gerekiyor. Sığdırılanlar saymakla bitmez ki demek gerekiyor. Çünkü yıllara sığmayan sohbetler, anlatmakla tükenmeyen öyküler, paylaşılan anılar, yapılan yolculuklar, atılan kahkahalar, kurulan hayaller, umutlar sığar, ya da sığdırılır o yolculuğun evrelerine…
Yine birlikte gitmekten hoşlanılan ve zevk alınan mekanlar, seyahatler, sanatsal etkinlikler, kısa bir süreliğine uğranıp saatlerin nasıl geçtiği bilinmeyen yerler, ortak paydalarda buluşulan konuların çokluğundan kaynaklanan bitimsiz sohbetler…
Tüm bu paylaşımlardan sonra aniden gelen kopuşlar!
Ya da anlatıp durduğunuz, susup dinlediğiniz, saatler boyu bitmeyen konular derken bir gün kopan ve noktalanan dostluğunuzun size sık sık şu soruyu sordurması: "Biz bir zamanlar sıkı fıkı dost muyduk, ya da bu dostluk gerçek miydi? Bir hayal bulutu gibi gelip geçen ve unutulmayan anılar var mıydı, ya da yaşanmış mıydı?"
Bellek unutmuyor, kaydediyor ve sık sık geriye sarıyor. Ortak anıları, gezilen yerleri, yenilen yemekleri, yerli yersiz atılan kahkahaları, gerektiğinde dökülen gözyaşları derken bıçak gibi kesilen dostlukları bellek atlamadan ve unutmadan kaydediyor…
Bir bilge gerçek dostun tanımını şöyle yapmış: Hesapsız, kitapsız, çıkarsız seven iyi günde, kötü günde yargılamadan yanınızda olan, sizi olduğunuz gibi kabul eden, sırdaş olan, derttaş olan, pırıl pırıl bir deniz gibi korkmadan dalınan, sizi sarıp sarmalayan, çekip çıkarandır…
Demek ki dostluk zaman mekan tanımayan, kilometre hesabı yapılmayan, zamanın zorlu sınavlarında sığınılan limanmış. Saygı, anlayış ve güven üzerine kurulduğundan zamanla daha da gelişir ve güçlenirmiş. Zamanın aşındıramadığı ender dostlar sırdaş, yoldaş, derttaş ve o dostluklar birer köprü, o dostlar ağlanılan omuz, yaslanılan dağ, koruyan kalkanmış…
Ne derler: “Güller, laleler, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır ama sağlam dostluk ne solar, ne de kırılır. Gerçek dost gölge gibidir, eğilsen de, doğrulsan da asla peşini bırakmaz.”
Hatırlatma notu: 30 Temmuz Dünya Dostluk ve Arkadaşlık Günü imiş. İnsanlar arasındaki bağları güçlendiren, sevgi- saygı ve güven temelli ilişkilerin önemini vurgulamak için kutlanan özel ve önemli günlerden biriymiş.
Rica notu: Bu özel günü bilmiyordum, yeni öğrendim! Sıralanan özellikleri taşıyan tüm dostlara selam olsun diyerek bu yazımı erken bir kutlama sayar mısınız?