Sözcü yazarı Emin Çölaşan, bugünkü köşe yazısında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkan Tayyip Erdoğan’ın “Onlara rağmen Kanal İstanbul'u da yapacağız, inadına yapacağız” sözlerine tepki gösterdi.

"Devlet yönetimi inatla, birileriyle inatlaşarak, ‘inadına yapacağız işte' diyerek yürümez. Yeter artık, bu kafa değişmeli" diyen Çölaşan, "Durup dururken gündeme getirilen bu Zihni Sinir porocesi Türk Milleti'nin başına yeni belalar açacak" diye yazdı.

Çölaşan yazısında şu ifadelere yer verdi:

Sevgili okurlarım, bu memlekette her şeyi görüp duymuştuk ama böylesine bugüne kadar hiç tanık olmamıştık.

İktidarlar herhangi bir büyük projeyi gündeme getirebilir.

Bazıları Zihni Sinir porocesi olsa bile…

Memleketin zararına olacağı bilinse bile…

Bunlar enine boyuna tartışılır, herkes kendi görüşlerini açıklar.

İktidar savunur, muhalefet karşı çıkar.

★★★

Şimdi yıllardan beri Kanal İstanbul'u gündemde tutmaya kalkışıyorlar…

Recep Bey kesin kararını vermiş durumda.

İstanbul Boğazı'nın yanı başına ne pahasına olursa olsun ikinci bir su yolu açtıracağını iddia ediyor.

Neden, niçin, bilinmiyor.

Kendisi de bilmiyor.

İşin şakası yok, bu işin maliyeti yüz milyarlarca dolar.

Üstelik başı kıçı belli değil.

★★★

Bilinen tek şey, durup dururken gündeme getirilen bu Zihni Sinir porocesi Türk Milleti'nin başına yeni belalar açacak.

Bütçede yeterli kaynak olmayacağı şimdiden belli.

İçeride ve dışarıda büyük borçlanmalar yapmak zorunda kalacaklar.

Devletin ve milletin kaynakları bu yeni su yoluna hortumlanacak.

★★★

Ancak işin daha da vahim boyutları var…

Birileri bu kanal yapımı sayesinde korkunç rantlar elde edecek.

Rüşvet ve yolsuzluklar büyük ölçüde patlayacak.

Elde edilen rantın çok önemli bir bölümü yandaşların cebine girecek.

Yörede arsa ve arazi kapatmaları çoktan başladı bile.

O hırsız Katar şeyhinin anası bile büyük araziler satın aldı.

Şimdi binlerce vurguncu aportta bekliyor…

Komşuda pişecek bize de düşecek!

★★★

Yandaş deyince aklıma geldi, bir şey belki sizin de dikkatinizden kaçmamıştır.

Yandaş medya bile bu ne idüğü belirsiz projeyi savunamıyor.

“Şu nedenle zorunludur, yapılması gerekir” diyemiyor… Çünkü öyle bir zorunluluk yok!

★★★

Şimdi bu yazıyı neden yazdığıma gelince…

Bay Recep Tayyip Erdoğan önceki gün partisinin İstanbul il kongresinde nutuk atarken aynen şöyle dedi:

“Şimdi beğenmiyorlar ya…

Engellemeye çalışıyorlar ya…

Onlara rağmen Kanal İstanbul'u yapacağız.

İnadına yapacağız!”

★★★

Sevgili okurlarım, bu nasıl bir devlet anlayışıdır?

Devlet, inat uğruna, inatlaşmayla iş yapmaz.

Nutuk attığı o kürsülere çıktığında projenin nedenlerini, maliyetini, Türkiye'ye neler sağlayacağını açıklaması mümkün olmuyor…

Sadece, olur olmaz lâflarla zaman geçirip partili delegelerinden alkış alıyor.

Bu beyefendi ile ekibinin devlet anlayışı gerçekten farklı.

Bu işi şaka zannediyor, inada bindiriyor.

★★★

Türkiye Cumhuriyeti'nde 1923'ten günümüze kadar irili ufaklı nice eserler hizmete sokuldu…

Barajlar, limanlar, yollar, fabrikalar, sayın sayabildiğiniz kadar.

Bu eserleri yaratan nice cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar ve bürokratlar geldi geçti.

Bu süreçte birileri, bazen de muhalefet partileri bazı projelere karşı çıktı, çeşitli nedenlerle eleştirdi.

Bazıları haklıydı, bazıları haksız…

Ama hiçbir devlet adamının aklına bu eleştiriler için “İnadına yapacağız işte” demek gelmedi.

★★★

Sen devletin ve milletin yüz milyarlarca dolarını bir inat uğruna nasıl harcarsın, bu yetkiyi zat-ı âlinize kim verdi Recep Bey?

Bu nasıl bir devlet anlayışıdır!

★★★

Bu Kanal İstanbul öyle sıradan bir iş değil…

İki araç getirip mahalleye kanalizasyon borusu döşemeye benzemez.

Bu Zihni Sinir kanal porocesi bize hiçbir şey getirmeyecek ama çok şeyler götürecek.

En başta vurgun, rant kazançları, rüşvet ve yeni yolsuzluklar…

Benden söylemesi, bir başlarsın ama ötesini getiremezsin.

Sonra diyar diyar gezip borç aramaya başlarsın.

★★★

Bir kez daha vurgulamak zorundayım…

Devlet yönetimi inatla, birileriyle inatlaşarak, ‘inadına yapacağız işte' diyerek yürümez.

Yeter artık, bu kafa değişmeli.