Arif Ahmet Denizolgun’un Şüpheli Ölümünde Çarpıcı Gelişme! 3 İddianame Hazırlandı, Alihan Kuriş’in Annesi ve Kardeşi Hakkında Dava Açıldı
Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianamelerde dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıktı. Denizolgun’un telefonunun delil niteliğine rağmen yok edildiği, doktor Nurettin Demirkol’un ifadelerinin HTS ve 155 kayıtlarıyla çeliştiği, Adli Tıp Kurumu görevlilerinin ise mevcut olduğu belirtilen otopsi görüntülerini gizlediği öne sürüldü.
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamelerde, aralarında Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol’un da bulunduğu şüpheliler hakkında çeşitli suçlamalar yöneltildi. Demirkol için “yalan tanıklık” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istenirken, üç Adli Tıp Kurumu görevlisinin “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçundan 3 yıldan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
DENİZOLGUN’UN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ SORUŞTURMA
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun, Alihan Kuriş’in dayısıydı. 2000 yılında Süleymancılar olarak bilinen cemaatin başına geçen Denizolgun, 27 Eylül 2016’da Beykoz’daki evinde ölü bulundu. Ölümünün ardından cemaatin başına yeğeni Alihan Kuriş geçti.
Denizolgun’un diğer yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun’un, amcasının öldürüldüğü yönündeki iddiası üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Denizolgun’un mezarı açılarak numuneler alındı ve çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Alihan Kuriş de bu soruşturma kapsamında tutuklandı.
DENİZOLGUN’UN TELEFONU KAYBOLDU
İddianamede, Denizolgun’un ölümünden sonra telefonunun parmak izi incelemesinden geçirildiği ve mahkeme kararıyla ablası Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesinin kararlaştırıldığı belirtildi. Telefonun da aralarında bulunduğu eşyaların konulduğu çuvalın Kuriş’in avukatı Abdurrahim Çelik’e verildiği, Çelik’in ise Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle çuvalı Kısıklı’daki eve götürdüğünü ve burada çalışan bir kişiye teslim ettiğini söylediği aktarıldı.
Söz konusu telefon üzerinde olay sonrasında herhangi bir teknik veya bilirkişi incelemesi yapılmadığı kaydedildi. Telefonda bulunan mesaj, fotoğraf ve notların soruşturmanın aydınlatılması açısından önemli deliller olabileceği ifade edildi. İddianamede, delil niteliğindeki telefonun şüpheliler tarafından teslim alınmasına rağmen ortadan kaldırıldığı belirtildi. Eylemin “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” kapsamında değerlendirildiği aktarılarak şüpheliler hakkında 5 yıla kadar hapis cezası istendi.
DOKTOR DEMİRKOL’UN BEYANLARI İNCELENDİ
Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol hakkında hazırlanan iddianamede, olay günü ve sonrasına ilişkin beyanları ile soruşturma kapsamında elde edilen kayıtlar arasındaki farklılıklara dikkat çekildi. Demirkol’un polisleri kimin aradığını bilmediğini söylemesine rağmen 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağı ve olay yerine giden polis memurunun ifadesinin, çağrıyı Demirkol’un yaptığını ortaya koyduğu belirtildi.
İddianamede ayrıca Demirkol’un Denizolgun’un özel doktoru olmamasına rağmen polis memuruna, olay yeri inceleme görevlisine ve 155 ihbarında kendisini maktulün özel doktoru olarak tanıttığı ifade edildi. Ölümü de şüpheli olarak değerlendirdiği aktarıldı. Demirkol’un maktulün yüzünde kan görmediğini belirtmesine karşın ölü muayene tutanağında ağzından kan sızdığını söylediği, bilirkişi doktorun ise Denizolgun’un yüzünün kanlı olduğunu ifade ettiği kaydedildi. Şüphelinin olay günü Kısıklı’daki ikametinde bulunduğunu beyan ettiği ancak HTS kayıtlarında Kısıklı’da bulunmadığının tespit edildiği belirtildi.
HTS KAYITLARIYLA BEYANLAR KARŞILAŞTIRILDI
İddianamede, Demirkol’un çiftliğe gittikten yaklaşık 1 saat sonra polisin olay yerine ulaştığını söylediği, ancak çiftlikteki ilk baz kaydının 22.15’te olmasına rağmen 155 ihbarının 00.30’da yapıldığı aktarıldı. Demirkol’un çiftlikte yalnızca Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söylemesine karşın Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunun belirlendiği ifade edildi. Demirkol’un, “kasten öldürme” suçundan yürütülen soruşturma kapsamında “yalan tanıklık” suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.
ADLİ TIP GÖREVLİLERİNE SAHTECİLİK SUÇLAMASI
Hazırlanan üçüncü iddianamede ise İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi Başkanvekili İsmail Çoban, zabıt katibi Çağdaş Köse ve kayıtların muhafaza edildiği fotoğrafhane görevlisi Samet Çalışkan hakkında suçlama yöneltildi. İddianamede, Denizolgun’un otopsisine ait video kaydının bulunmasına rağmen üç şüphelinin başsavcılığın gönderdiği müzekkereye kaydın mevcut olmadığı yönünde gerçeğe aykırı cevap verdikleri belirtildi. Şüphelilerin bu nedenle “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçundan 3 yıldan 8 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
Kaynak: İHA
Alihan Kuriş Soruşturmasında Yeni Gelişme: 25 Şüpheliden 20’si TutuklandıGündem
Arif Ahmet Denizolgun Sır Ölümünde 10 Yıl Sonra Büyük Deprem: Doktorun Yalanları Baz Kaydında PatladıGüncel