Cumhurbaşkanı Erdoğan Fon Soruşturmasındaki 3 Önceliği Açıkladı: 'Kontrol Altına Aldık'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı'nda konuştu. Fon soruşturmasına dair değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık" derken, fon soruşturmasındaki 3 önceliklerini de açıkladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TİM 13. İnovasyon Haftası Programı'nda konuştu. Fon soruşturmasına dair net ifadeler kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin kontrol altında olduğunu belirtirken, "Toplam fon sayısının yalnızca %4,6'sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek, bakın açık konuşuyorum, Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi, ister gazeteci hüviyeti olsun, kimsenin hakkı yoktur" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle selamlıyorum. Programın 13.'sünde sizlerle olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu platforma emek veren her bir kardeşime teşekkür ediyorum. Hayatımızın her alanında köklü değişimler yaşanırken iş dünyamızın ne kadar hazır olduğunun tespiti önemlidir.
'TEKNOLOJİ İLERLERKEN İNSAN FAKTÖRÜ UMURSANMIYOR'
Teknoloji ilerlerken insan faktörü umursanmıyor. Bu teknolojinin ne kadar faydalı olacağı kuşkusuz şüphelidir. İş dünyasında, akademide, toplum genelinde soru işareti artmakta güvenin yerini tedirginlik almakta.
'YAPAY ZEKA İÇİN ELEŞTİRİLER GELİYOR'
Son dönemde insan ile teknoloji arasındaki ilişkileri sorgulayanların sayısının giderek arttığını müşahede ediyoruz. Sadece entelektüel çevrelerde değil, iş dünyasında, akademide, toplumun genelinde soru işaretleri artmakta, güvenin yerini tedirginlik almaktadır.
İnsanlık tarihine baktığımızda değişime direnenler, değişimden korkanlar, değişimle birlikte ellerindeki imkanları kaybetmekten endişe duyanlar olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Fakat her seferinde insanla teknoloji arasında bir orta yol bulunmuş, karşı çıkılan teknoloji zamanla insan hayatının vazgeçilmezi haline gelmiştir.
Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Tarihte olduğu gibi bugün de benzer endişelerin yapay zeka başta olmak üzere birçok yenilik için dile getirildiğini görüyoruz. Kuşkusuz bunların önemli bir kısmı son derece haklı, yerinde endişelerdir.
'TEKNO OLİGARKLAR TÜM DÜNYAYI HEDEF ALIYOR'
Geçen hafta dikkat çektiğim tekno oligarklar sadece belli ülkeleri değil, tüm dünyayı hedef almaktadır. Nisan ayında savunma, istihbarat ve güvenlik alanlarında faaliyet gösteren bir veri analiz şirketinin yayınladığı 22 maddelik bildiri, insanlık olarak bizi bekleyen tehlikeyi gözler önüne sermiştir.
100 milyarlarca dolarlık devasa bütçelere hükmeden, dünyayı istedikleri şekilde oynayabilecekleri bir yapboz tahtası olarak gören bu zihniyetin insana, hayata ve topluma bakış açısını böylece anlamış olduk.
Kimi yerinin teknokrasi, kimilerinin tekno faşizm adını verdiği bu yeni tehdidin boyutlarını henüz tam olarak ölçemiyoruz. Keza insan unsurunun neredeyse sıfırlandığı karanlık fabrikalar gerçeğinin istihdam hayatımızda yol açacağı sorunları da kestiremiyoruz.
'BÜTÜN BUNLARIN KONUŞULMASINI ÇOK KIYMETLİ BULUYORUM'
Bütün bunların şimdiden konuşulmasını, iş hayatı dahil farklı yönleriyle ele alınmasını çok kıymetli buluyorum. Türkiye İnovasyon Haftası'nda bu önemli tema altında yürütülecek ufuk açıcı tartışmalara görüşleriyle, düşünceleriyle, birikimleriyle, önerileriyle katkı veren herkese şimdiden şükranlarımı sunuyorum.
Değerli kardeşlerim, Türkiye olarak teknoloji yarışında geri kalmak istemiyoruz. Milli teknoloji hamlemizle dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu muazzam bir araştırma, geliştirme ve inovasyon altyapısı inşa ettik.
24 yıl önce sayıları bir elin parmaklarını dahi geçmeyen teknoparklarımızın sayısı bugün 115'e ulaştı. 2002'de 1,2 milyar dolar olan Türkiye'nin araştırma geliştirme harcamalarını 20 milyar dolara çıkardık.
Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir insanımızın hayallerine giden yolu ardına kadar açmaya çalışıyoruz. Girişimcilerimizin ihtiyaç duyduğu finansmanı temin etmek üzere girişim sermayesi ve eş finansman mekanizmalarını devreye aldık.
'2030'DA 100 MİLYAR DOLAR HEDEF'
Her yıl düzenlediğimiz teknofestlerde binlerce yenilikçi fikir somut projeye dönüşüyor. 2019 yılına kadar unicorn'u olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicorn'umuz var. 2030'a dek ülkemizden 100.000 teknolojik girişimin doğmasını, bunların toplam değerlemesini ise 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyoruz.
Atatürk Havalimanı terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla dünyanın en büyük teknoloji ve girişimcilik merkezi haline getiriyoruz. İlk aşamasını devreye aldığımız Terminal İstanbul'u tüm fonksiyonlarıyla 2027'de kullanıma açacağız.
Nisan ayında Türkiye'yi küresel yatırımlar ve teknoloji girişimleri için merkez ülke haline getirecek adımları kamuoyuyla paylaştım. Destek enstrümanlarımızı güncelliyor, müteşebbislerimizin ihtiyaçlarına çözüm üreten yeni programları hizmete veriyoruz.
'KARARLI ADIMLARLA SORUNU KONTROL ALTINA ALDIK'
Son haftalarda fon piyasamızın belli bir kısmında nükseden bir sorunla yüzleşiyoruz, 17 Eylül’den itibaren attığımız kararlı adımlarla sorunu kontrol altına aldık. Tam yetkiye sahip Fon Koordinasyon Kurulumuz’u süratle oluşturduk, bir cerrah titizliğiyle operasyonu yürütüyoruz. Kararlı, dikkatli ve çok hassas adımlarla meseleyi hakkaniyete en uygun şekilde çözüyoruz.
'FON SORUŞTURMASINDA 3 TANE ÖNCELİĞİMİZ VAR'
Burada 3 tane önceliğimiz var: Birincisi, tasfiyesine karar verilen fonlardaki birikimlerin yatırım sahiplerine mümkün olan en kısa sürede ödenmesi. Geçen hafta olağan tasfiyede ödemeler başladı, sorunsuz devam ediyor. Olağanüstü tasfiyelerde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan kanun teklifimizin yasalaşmasını müteakip ara ödemeler başlayacak.
'HAKSIZ KAZANÇ ELDE EDENLERLE HESAPLAŞACAĞIZ'
İkinci önceliğimiz manipülasyon yaparak haksız kazanç elde edenlerle hukuk önünde hesaplaşmak. Bununla ilgili yargı süreçleri dikkate alınarak icra ediliyor. Yeni bilgiler ve itiraflar ışığında soruşturmalar derinleştiriliyor. Kimse kusura bakmasın.
'FAHİŞ KAZANCIN BEDELİNİ ÖDETECEĞİZ'
Benim ihracatçı kardeşim, bir konteyner daha fazla ürün satmak için ülke ülke dolaşırken, benim sanayici kardeşim etrafımızı saran ateş çemberine rağmen büyük bir özveriyle çalışırken, benim tüccar kardeşim, esnaf kardeşim helalinden kazanmak için adeta kılıç kırarken piyasa düzenbazlıklarıyla üçlü lirasını sadece 3-5 ayda 10'a, 20'ye, 30'a katlayana asla tolerans göstermeyecek. Sağladığı fahiş kazancın bedelini ona mutlaka ödeteceğiz.
'ÖNCELİĞİMİZ SÜRECİN SERMAYA PİYASALARINA ZARAR VERMEMESİ'
Üçüncü önceliğimiz bu sürecin sermaye piyasalarımıza zarar vermeden yönetilmesidir. İlk günden beri konuda da çok özenli davrandık. Fırsatçılar ile yatırımcılar arasına net bir çizgi çekerek sorumlu bir tutum içinde olduk.
'İNSANLARIN İTİBARLARIYLA OYNADILAR'
Maalesef aynı itinalı yaklaşımı muhalefette ve tetikçi basın organlarında göremedik. Sırf kendilerine ekmek çıksın diye insanların itibarlarıyla oynadılar. Bize zarar vermek uğruna, Türk ekonomisinin zora girmesi için utanmadan kriz tellallığı yaptılar. Bizi siyaseten köşeye sıkıştırma adına önünü arkasını düşünmeden sermaye piyasalarımıza ateş etmekten çekinmediler. Neticede aileleriyle birlikte milyonlarca insanımızı etkileyen bu hadisede gerçekten çok kötü bir sınav verdiler. Her zaman yaptıkları gibi yine sapla samanı birbirine karıştırarak böyle bir konuda dahi ülkenin hayrına olacak isabetli bir politika üretemediler.
'SERMAYE PİYASALARINA ATEŞ ETMEK DOĞRU BİR YAKLAŞIM DEĞİL'
Şimdi burada bir hususu önemle ifade etmek istiyorum: Fon piyasasının belli bir bölümünde ortaya çıkan bu sorunu görmezden gelmek nasıl doğru bir yöntem değilse; bu sorunu siper alıp Türk sermaye piyasalarına ateş etmek, yatırımcıyı ürkütmek, korkutmak hatta uzaklaştırmak da doğru bir yaklaşım değildir. Fon meselesi üzerinden topyekün sermaye piyasalarımızın kriminalize edilmesini hoş karşılayamayız. Her şeyden önce böyle bir yaklaşım sadece sermaye piyasalarımızı değil, reel sektörümüzü de sıkıntıya düşürecektir.
'SERMAYE PİYASALARI HAYATİ BİR GÖREV İCRA ETMEKTE'
Zira sermaye piyasaları, tasarruf sahipleri ile reel sektör arasında bir finans köprüsü kurarak çok hayati bir görev icra etmektedir.
Üstelik bu köprü; borç oluşturmadan, ortaklığa dayalı ve faizsiz bir şekilde kurulabildiği için ayrıca kıymetlidir. Bilhassa 2008 küresel finansal krizi sonrasında bankacılık sisteminin finansman temininde önceki dönemlere göre daha isteksiz oluşu sebebiyle, sermaye piyasalarının reel sektörü desteklemedeki rolü daha kritik hal almıştır.
'TEKNOLOJİ YATIRIMLARI FARKLI DİNAMİKLERE SAHİP'
Değerli kardeşlerim, bir diğer husus şudur: Sermaye piyasalarının stratejik değerinin görüldüğü alanların en başında teknoloji ve inovasyon bulunuyor.
Teknoloji yatırımları, sizin de bildiğiniz gibi yüksek ar-ge maliyetleri ve uzun proje geliştirme süreleri sebebiyle diğer yatırım alanlarına göre daha farklı dinamiklere sahiptir. Dolayısıyla teknoloji ve inovasyonun finansmanı, bankacılık sektöründen ziyade sermaye piyasalarına daha fazla hitap eden bir alandır.
Sermaye piyasaları sunduğu esnek ve risk paylaşımına dayalı çözümlerle inovasyon ekosisteminin gelişimine büyük katkı sağlıyor. Sermaye piyasalarını, teknoloji ve inovasyonun fikir aşamasından ticarileşmeye kadar birçok safhadaki gelişimine imkan tanıyan bir finansal vasıta olarak nitelemek yanlış olmaz.
TÜRKİYE EKONOMİSİNİN ALTINI OYMAKTIR'
Milli teknoloji hamlemizin en önemli finansal destekleyicilerinden birini girişim sermayesi yatırım fonlarımız oluşturuyor. Hal böyleyken, toplam fon sayısının yalnızca %4,6'sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek, bakın açık konuşuyorum, Türkiye ekonomisinin altını oymak olur. Ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur. Buna ister siyasetçi, ister gazeteci hüviyeti olsun, kimsenin hakkı yoktur.
'BÖYLE BİR FIRSATÇILIĞA İZİN VERMEYİZ'
Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz. Sahtekarlara karşı hep beraber kararlılıkla mücadele edelim. Ama sermaye piyasalarımızı safralarından kurtarırken bünyedeki sağlam organları tahrip etmeyelim.
'FİNANSAL NEFES BORULARINI TIKAMAYALIM'
Daha önemlisi; işte bu salondaki kardeşlerim gibi gece gündüz ülkesi için çalışan, üreten, ihraç eden, istihdam sağlayan reel sektörümüzün finansal nefes borularını tıkamayalım. Bu konuda herkesten, bilhassa da mesuliyet makamında olanlardan daha özverili bir üslup kullanmalarını bekliyorum. Onlar ne yaparsa yapsın biz devlet ciddiyeti ve sorumluluk çerçevesinde hareket etmeyi sürdüreceğiz. Milletimizin hak ve hukukunu, milletimizin selametini her türlü hesabın üstünde tutmaya devam edeceğiz."
Kaynak: Haber Merkezi
Bakan Şimşek’ten Fon İşlemleri İçin Kritik Adım! Yeni Düzenlemeler İçin Tarih Belli OlduGündem
Fon Soruşturması Derinleşiyor: Eski SPK Başkanı Hakkında Flaş KararGüncel