2023’e girerken…

Demem o ki 2022 yılı çok geniş anlamda bizi üzerek, ezerek, biçerek, gererek geçti. Umarım ve dilerim geçmişin birikimi, günün bilinci, geleceğin umuduyla tüm sorunları geride bıraktığımız sağlık ve esenlik dolu yeni bir yıl olur 2023…

Neşe Doster Yazar nesedoster@yahoo.com

Gelenektir ve adettendir. Her yeni yılda geçmişin dökümü, muhasebesi yapılır. Geleceğe özgü beklentiler dile getirilir. Yeni yıla umutlarla girilir, “Bir yıl daha geçti, ne yıldı be!” diye bazen üzülüp bazen sevinilir, hele de kırıp geçmişse derin ahlar çekilir!

2022’in bu son yazısında tüm okurlarımıza sevdikleriyle birlikte sağlıklı, mutlu, gönül ve beden yarası olmayan, saygı, sevgi, vefa dolu bir yıl diliyorum. Ülkemizin bu koşullarında tüm bunlara ulaşmak, Kaf dağını aşmak kadar zor olsa da ne yapalım, biz dileyelim de…

Bu arada unutmadan ilave edeyim. Ren geyiklerinin çektiği kızağıyla, batı ahalisine yıllardan beri kırmızı torbasına doldurduğu cicili bicili hediye paketlerini dağıtan ve bizim buralara hiç uğramayan Noel Baba’dan özel bir ricam olacak. Ondan hediye istemiyorum. Ona bir dilek patlaması da yaşatmayacağım. Dileklerim, isteklerim mütevazı, gerçekleştirilebilir ölçüde olacak.

Noel Babaya öneri paketi sunarken aklıma gelenleri sıralıyorum!

Parasızlık ve pahalılığın at başı gittiği ülkemizde, içinde hasret yerine hasetlik büyütenlerin çok olduğu günümüzde, ağır yükleri artık taşımakta zorlandığımız memleketimizde, kucaklama yerine kutuplaştırmanın tercih edildiği siyaset anlayışımızda bize bu alanlarda yardımcı olsun. Çünkü iş ona kaldı!

Yine suni gündem yaratarak ortamı meşgul etme, cemaat ve tarikatlara toz kondurmama, siyaset eliyle cehaleti, şiddeti savunup koruma, bilinçli olarak kadınların, çocukların, gençlerin başlarına gelen olayların üstünü münferit deyip kapama, şiddeti ve baskıyı onaylama gibi konuların ortadan kalkması için bize el atsın! Umudum artık onda!

Yetinmesin! Korku içinde soluk alıp veren hayvanlara eziyet etme, özgürlük ve hoşgörü kavramlarından uzaklaşma, hızlı dönüşümlerin yaşandığı yeni yarattıkları sisteme uymayanlarla hesaplaşma, üretim- tüketim çarkı içinde ezilenleri görmeme gibi konulara da dalsın! Halleder biliyorum!

Sakın unutmasın! Vicdanları yaralayan öyküleri, yanıt bekleyen soruları, çocukları kimlere emanet ettiğimiz olgusunu, köşeye sıkıştıkları anda başvurdukları hile ve sahtekârlıkların adreslerini, birbirini izleyen soru işaretlerini, kamu vicdanında karşılık bulan ve yükselen infiali, mühürlenen zihinleri, sus pus olan dilleri, kapanan gözleri, duymayan kulakları da es geçmesin! İsterse yapar ona güveniyorum!

Bu arada İngiliz Oyun yazarı Edward Bond’un; “Yönetenlere baktığımızda, şiddetin sokaklara taşmasını beklemek olağandır!” sözünü de hep aklında tutsun, hatta el ilanı şeklinde bastırıp çuvalına atıp dağıtsın! O zaten alışkındır ağır çuval taşımaya!

Siyasi sorumluluklarla, vicdani sorumlulukların bazı ülkelerde daha sık bir araya gelmesini, karar mekanizmalarında doğulu yüreklerle, batılı kafaların daha sık buluşmasını sağlasın! Ne de olsa kendisi batılıdır anlar!

Ülke gündemi her ne kadar göz açtırmasa da, moral gücümüzün(!) baş aktörleri toplumsal enerjiyi yerle bir edip, hayatları heba etse de arada bir oyundu, konserdi, sergiydi gidip görmenin, dinlemenin, izlemenin yollarını açsın! Yazmak, çizmek, anlatmak, konuşmakla çözemedik, son umut diye ona sesleniyorum. Denesin bakalım torbasında belki o da vardır! Noel Baba, ister kapıdan girsin, ister bacadan. Umurumda değil. Dediklerimi yapsın, söz Kars’tan bal getirteceğim, ağzı tatlanır, yorgunluğunu alır…

Dilek, temenni ve önerilerden sonra gelelim yazının öznelerine…

Yeni yılda hepimizin yaşamında özel yeri olan, her zaman her şeyimiz olan, giderek değerleri artan, ancak sayıları azalan, yaşam destek üniteleri gibi her zorumuzda can simidi gibi sarıldığımız dostların ve dostlukların sayısı artsın.

Hayatı yaşanabilir kılan, dostlukları rüzgârlarla, boranlarla sınanan, bilgi ve birikimleriyle, yapay olmayan yürekleriyle, gani gönülleriyle, zamanı durduran özverileriyle sımsıkı saran ve kavrayan dostların sayıları çoğalsın.

Birbirini ezme, bitirme, çürütme, kıskanma, karalama, dışlama üstüne kurgulanmış bu binbir suratlı dünyada, acılara yan yana göğüs gerdiğimiz, her sorunumuzda yanımızda bulduğumuz, omuzlarına yaslandığımız kişilerin sayıları azalmasın.

Güven veren duruşlarıyla, yürekli çıkışlarıyla farkının ve varlığının altını çizen, ilişmeden, incitmeden, suların akışını bozmadan hayatımıza giren, her zaman yanı başımızda durup, mutluluğumuzda ön sırada yer alanların ayağına taş değmesin.

Gerçek dostlukların mumla arandığı, özel dostlukların üzerine şal örtülüp, çarpı çekildiği günümüzde tüm bu sıralananlar kolay mıdır? Ya da bu tür ilişkilerin hakkını vermek, gereğini yapmak her baba yiğidin hakkı mıdır? Kuşkusuz ki hayır! Anlatmaya çalıştıklarımı yaşamında bu tür dostluklara yer olanlar daha iyi bilecek, dost ölümleriyle sarsılan ve eksik kalanlar daha iyi değerlendirecektir…

Atamalarda bilimsel başarı, liyakat, deneyim, eğitim esas alınsın, yandaşlık ve parti rozeti değil. Kadınların yaşamındaki acı, ağıt, ölüm, öldürme, yaralama, doğrama, taciz, tehdit son bulsun. Ödenemeyen faturaların, badanasız evlerin, işsiz çocukların, aşsız mutfakların yarattığı sorunlar, politik iklimlere en az vekillerin zam artışı kadar yansısın.

Belleğimizde aşılmaz ve aşınmaz bir yeri olan ebedi ve ezeli liderimiz Atatürk’le uğraşmaktan vazgeçilsin. Onu bu ülkenin tarihinden, geçmişinden ve geleceğinden silme çabalarının boşuna olduğu anlaşılsın.

Mahpus damlarında çürüttüğümüz, geleceğini çaldığımız aydınlar, bilgi birikimimize katkı sunanlar özgürlüklerine kavuşsun. Aydına düşmanlık, düşünceye düşmanlık, sanata- sanatçıya düşmanlık, gençliğe, emeğe düşmanlık tarihe karışsın.

“Güçlü iktidar, güçlü dış politika, güçlü ekonomi!” sloganıyla tanıtılan yönetim yoksulluk sınırının altında olanlara, eğitimli işsizliğe, beli iyice bükülen emekçilere karşı sessiz, sakin ve suskun kalmasın. Burun kıvırarak, havalara girerek, alay ederek, sinirlerimizin sınırlarını zorlayarak ayar çekenler tribünlere oynamaktan vazgeçsin.

Hatırlatma Notu: Bir zamanlar Ali Babacan; “Türkiye’de çalışanların gelecek endişesi yoktur” diye buyurmuştu ya! Acaba hala hatırlıyor mu diye sorarak bu sözü “altılı masanın” iyi dilek, ya da temennisi sayabilir miyiz? Demokrasi ve Atılım Partisinin genel başkanı ya! O bakımdan yani!

Kutlama Notu: Demem o ki 2022 yılı çok geniş anlamda bizi üzerek, ezerek, biçerek, gererek geçti. Umarım ve dilerim geçmişin birikimi, günün bilinci, geleceğin umuduyla tüm sorunları geride bıraktığımız sağlık ve esenlik dolu yeni bir yıl olur 2023…

Dilek Notu: Görüldüğü gibi Noel Baba’dan kendim için bir şey istemedim! 2023’te başımız eğik, ceplerimiz delik dolaşmaktan kurtulalım. Tüm okurlarıma sağlık ve esenlik dolu bir yıl diliyor, 2023’e de bizi üzme lütfen diyorum…

Tüm yazılarını göster