Metin Lokumcu davasında Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı dinlendi: Bu gazların kullanılmamasına dair uluslararası sözleşmeler var

Abone ol

Emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun; 2011 yılında Artvin’in Hopa ilçesinde polisin biber gazıyla müdahalesinin ardından kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmesi hakkında davanın dokuzuncu duruşmasında tanık polisler dinlendi. Duruşmada, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın uzman görüşü de alındı.

Emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun; AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu 2011 yılında Artvin’in Hopa ilçesine ziyareti sırasında yaşanan olaylarda polisin biber gazı kullanması nedeniyle kalp krizi geçirerek hayatını yitirmesi ile ilgili 13 polis hakkındaki yargılamanın dokuzuncu duruşması bugün Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. Duruşma yarın saat 10.00'da devam edecek.

Duruşmada Türk Tabipleri Birliği Başkanı, Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Fincancı'nun uzman görüşü alındı. Fincancı, polis müdahalesinde kullanılan gazlar hakkında; "Bu gazların zararlı olduğuna ilişkin Dünya Tabipler Birliği tarafından yayınlanmış makaleler var" ifadelerini kullanırken bu gazların uluslararası sözleşmeler tarafından yasaklandığına da dikkat çekti.

OLAY TUTANAĞINDA İMZASI BULUNAN POLİSLER DİNLENDİ

Duruşma olay tutanağında imzası bulunan polislerin SEGBİS sistemi üzerinden dinlenmesiyle başladı. Tanıklardan dönemin Terörle Mücadele Şube Müdür Vekili Şener Özdemir, “Olay tutanağı daha sonra görüntü tespiti üzerine imzalandı. Genel uygulama bu şekildedir. Olay tutanağındaki ifadeler doğrudur, hatırlıyorum, ben güzergahı denetlemekle görevliydim, Artvin merkezde görevliydim” dedi.

Avukat Meriç Eyüboğlu, “Olayda ismini tuttuğunuz kişileri tanımıyor musunuz? Görgünüze bilginize dayanmayan bir tutanağı niye imzaladınız?” sorusunu yöneltirken tanık Şener Özdemir de “Tutanakta ismi geçen göstericileri tanımıyorum. Görev tutanağı olduğundan imzaladım, usulen bu şekilde imzalanır” diye yanıtladı.

Tanıklardan Cevat Aksoy ifadesinde “Olay zamanında Hopa’da Trafik Şubede görevliydim, takviye olarak görevlendirildim. Telsizden duyduğum kadarıyla Kaymakam müdahale emri verdi” dedi.

Tanık Erkan Ulusoy ifadesinde “Sanıklardan İlçe Emniyet Müdürü ve İl Emniyet Müdürünü görevim gereği tanırım. Olay günü Hopa’da görevliydim. Sabit görev yerimiz yoktu. Olay tutanağında ismi geçen göstericileri sonradan görüntü üzerinden tuttuk. Kamera görüntülerinin hepsini ben izlemedim” dedi.

Tanık Hakan Acar ifadesinde “Hopa Merkez amirliğinde görevliydim. Olay tarihinde AKP ilçe binasında görevliydim. Saat 11.00 sıralarında göstericiler bize taş atmaya başladılar. Tutanağın nasıl hazırlandığını bilmiyorum. 20 Yıldır polis teşkilatındayım” dedi.

"GÖRÜNTÜLERİ İZLEMEDİM"

Tanık İsmail Derici ifadesinde “Olay günü güzergahta görevliydim, miting alanını uzaktan görüyorduk. Tutanağı imzaladığımı hatırlıyorum. Olayların olduğu alanı göremiyordum. Olay üzerinden uzun süre geçti, hatırlamıyorum. Miting alanını görmedim. Görüntüleri de izlemedim” dedi.

Tanık Ramazan Ceylan ifadesinde “Olay tarihinde Hopa Trafik Şube’de görevliydim. Üst geçit köprü altında görev aldık. Olay yerine 1.5-2 km uzaklıkta. Emn. amiri İbrahim Atakum var TEM’de. Müdürlerin tamamı imzaladı senin de tutanağı imzalaman gerekiyor dedi, ben tutanağı okumadan imzaladım” dedi.

Duruşmaya ara verildi. Halkevleri GYK üyesi Samut Karabulut “Metin Lokumcu deresine, suyuna, ülkesine ve insanına sahip çıkan bir insan bir öğretmendi” diye ifade ederek “Davanın peşindeyiz. Geç de olsa adaleti gerçekleştireceğiz” dedi.

Sol Parti Parti Meclisi üyesi Sercan Dede “Bu dava doğasına, memleketine sahip çıkanların davasıdır” dedi. 11.45 itibariyle ifadelerle devam etti.

Tanık Ali Haydar Kılıç ifadesinde “Artvin’de Güvenlik Şube Müdürü olarak görevliydim. Tutanağın tutulduğunu hatırlıyorum. Usul olarak görevlilere isim açılır. Batum sınır kapısında görevliydim Başbakanı karşılamak üzere” diyerek şunları ekledi:

Olaya ilişkin görgüm yok. Tayfun Vardarlı müdür yardımcımız koordinatör olarak görevliydi. Olay mahaline çok sonra geldik. Normalde de tutanaklar bu şekilde tutulur. Olayın bir kısmında vardım. 10 yıl önce olmuş bir olay, hatırlamıyorum ama tutanakta yazan olaylar mutlaka doğrudur
Tanık Kemal Bayraktar ifadesinde “Olay günü Hopa’da miting alanına girişte görevliydim. İki alanın ortasındaydım. Tutanağın tamamına hakim değilim. Müşterek olarak hazırladık. Metin Lokumcu’yu hatırlıyorum. Diğer arkadaşların da beyanlarına güvendiğimden tutanağı imzaladım” diyerek şöyle ekledi:

Göstericilerden Hopalı olanları sima olarak hatırlıyorum. Göstericilerin polise inşaattan demir çubuk ve kalas atıldığını gördüm. Metin Lokumcu’yu hatırlıyorum. Polislere engel olmaya çalıştığını, liderlik yaptığını hatırlıyorum. İsmini sonradan öğrendim.

Bayraktar ifadesinde basın açıklaması yapılacağını bildiklerini söylerek “Mülki amirin izin verme imkanı yoktu. Başka bir miting vardı. 1 hafta yoğun şekilde planlama yaptık. İzin verilmese dahi açıklama yapılacağını bildiğimiz için iki alan arasında blok oluşturduk” dedi ve şunları ifade etti:

Planlamayı diğer şehirlerden amirlerle yaptık. Yetkili aslen valilik ve il emniyet müdürlüğüdür. Sivil takım elbiseli kişi (başbakan koruma müdürü) müdür yardımcısıydı, çevik kuvvetin arkasında görevliydi. Çevik kuvvet amiridir. O kişi güvenlik toplantılarına da katıldı.

Tutanak parça parça hazırlandı. Olayda görgüsü olmadan imza atanlar da olmuş olabilir. Ben tutanakta yazanların doğru olduğuna inanıyorum. Tutanakta yer alan görüntülerin hemen hepsini izledim.

TANIK POLİS HOPALILARI SUÇLADI

Tanık Cem Yılmazarslan ifadesinde “Artvin merkezde görevliydim. Helikopterin ineceği liman ile miting alanındaki güzergahta görevliydim. Miting alanında görevim yoktu, gelip giderken taşkınlıklara şahit oluyordum, sürekli taş atıldığını hatırlıyorum, pankart indirildiğini hatırlıyorum” diyerek şöyle devam etti: "Durup dururken gaz sıkılmaz. Saldırgan bir grup vardı. Dostane duran bir grup yok."

Tanık İbrahim Atakur ifadesinde “Hopa İlçe Emniyetinde TEM Müdürü olarak görev yapıyordum. Olay günü miting alanı çevresinde görevliydim. Hopa meydanında tahmini 70 kişi megafon ve pankartlarla eyleme başladı. Mitingin güvenliği açısından eylemcilerin dağılması için anons yapıldı” dedi ve şöyle devam etti:

Ben olayın tamamını görmedim. tutanak ortaklaşa hazırlandı. genelde bu şekilde imzalanır. Hopa küçük yer olduğundan eylemcilerin bir kısmını tanırdık.

ŞEBNEM KORUR FİNCANCI'NIN UZMAN OLARAK DİNLENMESİ TALEBİ KABUL EDİLDİ

Avukat Meriç Eyüboğlu, 2011 yılında bilimsel mütalaa alınması için TTB’ye başvurulduğunu ve dosyaya sunulduğunu aktararak bu raporda imzası olan Şebnem Korur Fincancı’nın uzman olarak gazla ölüm arasındaki ilişkiyi anlatmak üzere dinlenmesini ve yeni tanıkların dinlenmesi talep etti. Mahkeme heyeti talebi kabul ederek duruşmaya 45 dakika ara verdi.

Artı TV’de Onur Öncü ile Günün İçinden programına canlı bağlanan Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu, “Sanıklarla tanıkların ifadeleri neredeyse birebir aynı gibi” dedi.

DURUŞMADA ŞEBNEM KORUR FİNCANCI DİNLENDİ

Fincancı “Ölümle kullanılan gazlar arasındaki illiyetle alakalı araştırma ve değerlendirme yapılmak üzere görevlendirildik. Metin Lokumcu’nun elinde limon olduğu, gaz bulutu içinde olduğu görüntülerden anlaşılıyor” diyerek söze başladı.
Şebnem Korur Fincancı'nın açıklamaları şöyle oldu:

“Otopsi raporunda akciğerde kanamalı alanlar olduğu, damarlarda birtakım değişiklikler olduğu gözlemleniyor. Damar tıkanıklığı yok, yüzde 40-50 oranında kireçlenme alanları var ancak bu durum kan dolaşımını bozacak bir düzey değil” diyen Fincancı şöyle devam etti:

Kalp krizinden söz ediliyor, ancak tarif edilen beyaz alan kalp krizini mi yoksa başka bir şeyi mi ifade ediyor? Kalp krizi olsa çatlama izleri olurdu. Otopsi esnasında o dönem yapılması gereken bir kısım işlemlerin yapılmadığını düşünüyorum.

Kullanılan kimyasal gaz kalbi besleyen damarların daralmasına yol açabilir. Ancak mevcut otopsiden buna ilişkin bir delil yok. Aynı anda iki gaz kullanılmış, yine bu gazların birlikte kullanımında solunum yollarını daraltmada etkisi olmuştur.

Kullanılan gazlar sonucu akciğerde sıvı birikimi oluşmuş. Sağ akciğerde iki katından fazla ağırlık artışı var. Olayda gaz kullanımıyla akciğerde sıvı birikimini ve olayın etkisiyle de tansiyonun yükselmesi sonucu bu olayım meydana gelmesi mümkün.

Kullanılan gazların kullanılmaması gerektiğine ilişkin uluslararası sözleşmeler var, bu gazların zararlı olduğuna ilişkin Dünya Tabipler Birliği tarafından yayınlanmış makaleler var.

Kalp duvarındaki kalınlaşma çeşitli sebeplerle artmış olabilir, 11 mm üzeri kalınlaşma risk faktörü olabilir. 2011 yılında eko kardiyoloji çok yaygın kullanılmıyordu. Kişi bu kalınlaşmayı fark etmemiş olabilir. Metin Lokumcu’nun tıbbi kayıtlarında böyle bir durum yok.

Otopsi raporunda kendisinde mevcut hastalık olarak belirtilen beyaz renk değişimi kalp krizine işaret etmiyor. Ölüme neden olan şey solunum yollarıyla alakalı, ancak Metin Lokumcu’nun solunum yollarıyla alakalı bir tıbbi kaydı da yok.

İki gazın birlikte kullanılması akciğerlerde ciddi şekilde hasara sebep olmuş, ani bir şekilde solunum yollarının daralması ve akciğerde su birikmesi sonucunda ölümün meydana geldiği görülüyor.

Taşikardi tespit edilmemiş, sebebi belirlenemeyen kalp ritim bozukluğu belirtilmiş, müdahale edilirken sadece oksijen maskesi yeterli görülmemiş kesik ile tüp takılma gereği görülmüş. Uzman görüşü olarak ölümün kalp sebepli değil solunum yolu sebepli olduğunu düşünüyorum.

Kalp krizinde dış düzeyde beyaz alan görülmesi mümkün değil. İç katmanlarda beyaz alan olması gerekir. Damarların %40 düzeyinde tıkalı olması hastalık hali değildir. Efor ve stres durumunda vücut önce kendini sağlam tutmak için birtakım maddeler salgılar.

Gazın miktarı arttıkça meydana gelen zarar da arttıyor. Ölümcül olmayan gazlar diye Arap Baharı döneminde ortaya çıkan gazların 2016 yılında Arjantin’de adli tıp uzmanları olarak yaptığımız toplantıda bu gazların da ölüme sebep olabileceği kararı çıkmıştı.

Kalp krizine bağlı akciğer şişmeleri olur, ancak simetrik ve iki tarafta olur, olayda ise sadece sağ akciğerde şişme olduğu görülüyor, bu da yine solunum yolu sebepli ölüme işaret ediyor.

96 saate kadar kalpte beyinde karaciğerde kimyasal maddeler tespit edilebiliyor. Otopside kimyasal maddelere ilişkin örnek alınmamış. 2011 yılı itibariyle bu örneklerin 96 saat içinde alınabileceği biliniyordu.

Ataol Behramoğlu’na ‘cumhurbaşkanına hakaret’ davasında beraat Güncel CHP'li Gürer'den kuraklık uyarısı: Çiftçinin zararı karşılanmalı Çevre İstanbul'da 3 scooter firması piyasadan çekildi Güncel Böbrek satma teşebbüsüne hapis cezası Güncel