1 Aralık 2013 15:48

Acun Ilıcalı'dan bomba proje

Acun Ilıcalı'dan bomba proje
Dünyanın en ünlü modellerinden biriyle moda programı yapmaya hazırlanıyor.
+ A -

Paylaş

NAZENİN TOKUŞOĞLU / HT CUMARTESİ - Acun Ilıcalı muhabir olarak başladı televizyonculuk serüvenine, sonunda bir kanal satın aldı. Peki hayatı değişti mi? Kanalın eski çalışanlarını duvara astığı listeyle kovdu mu gerçekten? Çalışma arkadaşlarıyla hep dost gibiydi peki ya şimdi? Cevapları Acun'dan aldım, ama yetinmedim çevresindekilere de "Kimdir Acun Ilıcalı" diye sordum.

NEREDEN NEREYE....

Yıllar önce Show TV'de montaj odasındaydı... Saatini aşmıştı ama ben "Çık, sıra bende" demedim. İyi ki demedim çünkü o montaj odası bize ait değilmiş. O da zaten "Kapat kapıyı burası habercilerin değil" dememişti. Ardından başarılı bir televizyoncuya, ünlü simaların can dostu bir maceracıya, geniş kitlelerin aileden saydığı bir ekran fenomenine, programlarıyla ekran başına toplayan bir reyting canavarına, yüksek uçan-hızlı kaçan lüksleriyle kıskanılan bir adama, Acun Medya ile bir tür eğlence fabrikatörüne dönüştü. Doğal olarak artık her attığı adım, özel hayatı magazin basını için ilgi çekici; ama bu hususlarda pek ketum ve dikkatli... 2004 sonunda birkaç yakın arkadaşını da yanına alarak kurduğu Acun Medya'da patronluğa zaten adım atmıştı. Ama şimdi durum bambaşka. Onun artık bir ulusal televizyon kanalı ve hikâyesinin pek orijinal yanları var. Bir anekdotla tarif edeyim durumu: Geçenlerde bir arkadaşım Acun'un 44 yaşında olduğunu öğrenince, kaçırdığını sandığı treni peronda bulan birinin "Ohh" çeken ifadesiyle "Hımm, daha zamanım varmış" dedi. Acun Ilıcalı'nın hayatı, insanların kendini tarttığı ulusal bir kantar, sosyolojik bir olay artık. Toplumun gözünde o, kendilerine en çok benzeyen en başarılı insan; sevaplarıyla, günahlarıyla akılları kurcalayan, yeni tariflere zorlayan pek çok sorunun yanıtıdır: Yola çıktığı ve vardığı noktalara, aradaki yolculuğa bakılınca "en başarılılarımız" listesinde neden ilk sıralardadır? Peki, başarı nedir?

Kadıköy'den müdürünü arayıp "Fransa'dayım" diyen, "Acun nerede" diye sorulduğunda kabloların arasından uykulu gözlerle bakan Acun, şimdi toplumsal pusulada kuzey oldu. Ortalama bir oyuncuyken hayallerinin ötesine geçen Alp Kırşan, sıfırı tüketmişken mesleğinin vazgeçilmezi olan Özge Ulusoy, vergi listesine giren Burcu Esmersoy, kendini bir anda dizi setinde bulan Hakan Hatipoğlu, reklam yüzü olan Merve Oflaz ve daha pek çok isim de Acun'un başarı öyküsüne katıldı. Belki de sırrı burada; başarıyı paylaşa paylaşa yalnız başarılı bir insan değil, "başarılı bir insan topluluğu" haline gelmesinde... Onun başarı öyküsünün her aşamasında hile, tesadüf, siyasi yatırım arayan oldu. Bu nedenle aslında toplumla müzakere ede ede geldi bu noktaya; müzakereyse başarı hikâyesini meşrulaştırdı, onu izleyenlere de az, çok paylaştırdı. Ve bu noktaya gelirken, sanki Yılmaz Erdoğan'ın Neşeli Hayat filminde dile getirdiği "Bu hayatta rölantisi kuvvetli olacak insanın" tavsiyesine uydu. İşine baktı, doğru bildiğini yaptı, haklı çıksa başa kakmadı, haksız çıksa kendini agresifliğe vurmadı. Şimdi, "Yeteneğim Türkiye'yle sınırlı değil" diyor, biz de dünya kantarına çıkmasını merakla bekliyoruz.

"AYNAYA BAKINCA ŞEYTANI GÖRÜYORUM :)))"

Aynaya bakınca ne görüyorsun?

Şeytanı görüyorum. (Gülüyor...)

Yani sormak istediğim, hep başarılıydın ama medya patronu değildin. Hesap verdiğin yöneticiler vardı, şimdi en tepedesin.

TV8'i almak benim için başarı değil. Sonrası önemli. İnşallah seneye aynı soruyu sorduğunda aynaya baktığımda ne gördüğümü söylerim ve bu iyi bir şey olur. Şu an sadece başarıya teşebbüs etmiş birini görüyorum.

İnançlısın biliyoruz ama ısrarla "Hiç 'İnşallah bir kanalım olur' demedim" diyorsun. Bu durumda inancın rolü nedir?

Hep "Hayırlısı olsun" derim. Meslek hayatım boyunca hep kötü bir şey oldu ve ben de hep "Tüh" dedim. Sonra da hep on katı güzel bir olayla karşılaştım. Dünya kupasına gidemedim, ama Acun Firarda'yı yapmaya başladım. Gece geç giriyorum diye sinirlendim ve Fear Factor'ı yapmaya başladım. Hayatımdaki tüm negatiflikler pozitif sonla bitti. Öyle direkten döndüm ki en büyük hayalim bile bunun yanından geçmezdi. Kanalım olsun falan, bunlar çok iddialı hayaller...

İnsanlara tepeden bakarken bulursan kendini "Demek böyle olması gerekiyormuş" der misin? "Acun da değişti" dedirtir misin yoksa dizginler misin kendini?

Dizginlememe gerek yok çünkü yapımda insanlara tepeden bakmak gibi bir şey yok... Bunlar benim ailemden öğrendiğim değerler ve hiçbir zaman da kaybetmeye niyetim yok. Ne parayla adam olunur ne de başarıyla. Hangi insanın daha değerli olduğunu kimse bilemez. Herkes bir yetenek sahibi olmayabilir ama iyi insan olmak herkesin kendi elinde. Birini yeteneksiz, başarısız diye suçlayamayız ama kötü diye suçlayabiliriz. O yüzden iyi olduğunu düşündüğüm insanlara karşı aşırı sempatim var. Onlara iyilik yapmak istiyorum devamlı.

Muhabirlikten medya patronluğuna, Acun Ilıcalı... Bu cümle herkesin dilinde ama şöyle bir detay daha var ki yıllar önce popçulardan birkaç kelime alabilmek için saatlerce gece kulüplerinin önünde bekleyen gece emekçileri de dahil seninle birlikte bu yola giren herkes şu anda itibarlı bir işe sahip. Seninle zamanında arkadaş olmaları mı şansları yoksa herkes çalışmanın karşılığını alır mı?

Çok iyi bir nokta yakalamışsın. Bizim şirkette bir unvan yok. Herkes işin ucundan tutar. Acun kanal sahibi olduğu zaman burada gördüğün herkes bir kanal sahibi olmuştur. Onlar da kanaat sahibidir. Arkadaşlarına "Biz kanal aldık" derler. Ben doğru adamları seçtim, onlar da tahmin ettiğimden fazlasını verdiler. Ben de kanal aldım.

'Kotçu dükkanını artık kaldıramam'

Hayatının kelimesi hangisi? Risk, şans, mutluluk, reyting...

Mutluluk. En zor durumda bile mutlu olmayı başardım ama birbirine zincirle bağlı cevaplar. Mesela reyting de mutluluk getiriyor. Şansa da inanırım ama...

Seni bu günlere getiren ne? Şeytan tüyü, iyi insan olmak, insanları tanımak, sezgiler...

Sezgilerim. Yurtdışındayken bir gün otomobille 357 km. hız yaptım. Yattığımda fark ettim ne yaptığımı. Ben böyleyim. Konsantre olup fazla risk alırım, sonra "N'aptım ben" derim. İki kere batmış "Var Mısın Yok Musun"u yaparım mesela. Manyaklık bu! Survivor da batmıştı benden önce, ısrarla yaptım. Gidip iki bölüm de deneyemiyorsun ki. 50 bölüm parasını alınca veriyor formatçı. Bunlar ancak sezgiyle olur...

Uzun bir çekimden çıktın ve dört kişi aramış. Kanal patronu, ana sponsor, yönetmen Mustafa ve İMKB'deki adamın... Hepsi de "Çok önemli" diyor. İlk hangisini ararsın?

Yönetmen Mustafa'yı... Çekimle ilgili acil bir durum olmuş olabilir. Öbürlerinin sebebi de Mustafa'dır diye düşünürüm. "N'aptık Mustafa" derim.

Hayatının kırılma anı?

Show TV'ye girdiğim gün. Manevi anlamdaysa, annemle babamı kaybettiğim gün.

Aldığın kanalın anahtarını teslim edip ilk işin olan kotçu dükkanına döneceksin... Hangi şartlarda dönmeyi kabul ederdin?

Kotçu dükkanını artık kaldıramam. Eğer hayat kurtarma yoksa işin içinde, hiçbir koşulda dönmem. Düşünsene, başarılı olsam kotçu dükkanım vardı. Öte yandan şimdi başlasam çalışmaya sıfırdan, hayatta bu noktaya gelemem. Muhabirlikte yürümek çok zordur. Ciddi enerji, sabır gerektirir. Hayatımın en büyük enerjisini Acun Firarda için harcadım. 4 yıl sokaklarda, uçaklarda yaşadık.

'Kimsenin kaçta gelip gittiğine bakmam'

Seninle çalışmak isteyen çok genç var. Çok zor, nasıl seçeceksin? Mesela Gezi olaylarında pırıl pırıl üniversite öğrencileri vardı ama senin siyasi görüşüne ters gençler... Onların seninle çalışma şansı olur mu?

Hiçbir iş görüşmemde kimsenin siyasi görüşünü sormadım. Kaldı ki farklı siyasi görüşlerden insanların olmasını tercih ederim. Toplumun aynası olan bir şirket olsun ki toplumun her kesimine hitap edebilsin. Ben hayal ettiği her şeyi yapan, iş konusunda dünyanın en şanslı insanlarından biriyim. En sevdiğim işi yaparak bu noktalara geldim ama üzülerek söylemeliyim ki bu röportajı okuyan büyük bir yüzde istediği işi yapamayacak. İş sizi istediğinde buluşabilirsiniz ancak. O yüzden şunu yapın, bunu yapın diyemem. Alsak alsak 20 kişi alırız. Bizimle çalışmak isteyen kaç kişi vardır sence.

10 binler?

Ben sana söyleyeyim. 10 milyon kişi vardır. Abartısız...

Sen fırlama bir muhabirdin. Fransa'daymış gibi İstanbul'dan yaptığın yayını bilmeyen yok. Sen hayatta oyuna gelmez misin?

Olağanüstü serbestlik getirdim onun yerine. Ben çok hareketli bir muhabirdim ama öğleden sonra mutlaka uyurdum. O zaman çok anormal bir durumdu bu ama bir şekilde kabul ettirdim. Muhabirken çok yaramazlılar yaptım; çok disiplinli bir sistemdi benim zamanımdaki. Şu an öyle bir sistem uygulamıyorum. Kimsenin kaçta gelip gittiğine bakmam, üç gün gelmesin "Neredeydin" diye sormam. İşteki performansına bakarım. Önemli bir kıstasım da bana bağlılığı. 2 ay çalışmaz mesela, ofiste takılır ama önemli bir operasyon olduğunda en zor görevi verebilirim. Soruna dönersek, zamanında yaptığım fırlamalıklara, oyunlara kimsenin artık ihtiyacı yok çünkü ben her şeye izin veririm zaten, yalana gerek kalmaz. Biri öyle bir şey yaparsa da kızmam.

'İnsanlar müsaade ederse, kendi ekibimle çalışmak istiyorum'

TV8'i aldıktan sonra haberleri kaldırman çok konuşuldu. "Kanalımda haber yapmak istemiyorum" dedin. O departmanda çalışanlara da ihtiyaç olmayacaktı, tamam. Peki neden o insanlar isimlerini duvara asılmış bir kağıttan okudular?

Olayın olduğu gün kanal kontrolü bizde değildi. Kanalın el değiştirdiği geçiş sürecinde görevlendirilmiş arkadaşların yaptığı bir şey. Bizimle uzaktan yakından alakası yok.

Eski TV8 yönetiminden insanlar mı yani?

Evet eski yönetimden bir, iki kişinin yaptığı yanlış bir hareket...

Bilsen durdurur muydun?

Tabii ki durdururdum. Öyle bir şey olamaz benim olduğum yerde. O listeleri asan da belki kanalda çalışmıyordur. O durumu tam bilmiyoruz. Orada değildim olay olduğunda.

Bundan sonra her harekette "Acun sen de eski muhabirdin bunu nasıl yaparsın, ne çabuk unuttun geçmişini" denecek...

Buna sadece gülüyorum. Başka kanallarda, gazetelerde de aynısı yapıldı. Tazminatlar verildi, herkes kendi yoluna devam etti. Bundan daha normal ne olabilir? Bunları yazanlar da belli bir çevre zaten. Sokakta yürürken kimse sormuyor. 150 kişilik bir ekibim var. İnsanlar müsaade ederse kendi ekibimle çalışmak istiyorum. Kendi ekibimi mi kovayım? 10 yıldır birlikte çalıştığım arkadaşlarıma "Ben kanal aldım güle güle" mi diyeyim? Bu neyin tepkisi anlamakta zorluk çekiyorum.

'İlk maaşımla 100 dolar alabiliyordum'

Senin için özel bir anlamı var mı 8'in?

Böyle tesadüfü zor görürsün. Sekiz.com'un domain'ini satın aldım geçen sene. Sonra sekiz.com tişörtlerini çıkardım. Sonra kanal almaya karar verdiğim zaman ilk ilgimi çeken TV8 oldu. Yoksa uğurlu rakamım 9'dur ama 8'de iyi gelir bana. Şekilsel olarak da iyi duruyor baktığında. Ama logoyu değiştireceğim. Güzel bir şey var kafamda.

Bir Ryan Seacrest gerçeği var. ABD'nin Acun'u derler ona. Dünyanın en güçlü 100 ünlüsü içinde 26. sırada. Hayallerinin ötesine geçtin ama ne kaldı?

İnsanlara televizyon seyrettirme yeteneğimin Türkiye ile sınırlı olduğunu düşünmüyorum. Dünyaya hitap eden bir kanalımız olursa inşallah, kafamda birkaç tespit var. Herkese televizyon seyrettirebilirim.

Geçenlerde bir programda "Ekranda ölmek istiyorum" dedin.

O kadar çok ekrana çıkıyorum ki matematiksel olarak öyle bir ihtimal var ya da çekime girip çıkarken arabada da olabilir. "Nasıl ölmek istersin" sorusunda bir tercihim yok ama "Nasıl ölmek istemezsin"e var. Senin de vardır.

Yanarak...

Boğulmak da fena, ciddi birkaç tehlike atlattım. Sevimsiz durumlar var Allah korusun.

Reyting rekorun hangi programdı? Ve ilk maaşın?

Cem Yılmazlı Var Mısın Yok Musun. İlk maaşımla 100 dolar alabiliyordum. Tarihi de ekstradan vereyim, 1994 Mart.

'Görülmemiş bir patron çeşidi olacağım'

Eylülden aralıka kadar ilk üçe gireriz, demek için erken değil mi? Ukalalık mı bu yoksa "Birinci olacağız" demediğin için mütevazılık mı?

O kadar kötü niyetli insan var ki, ikinci kanal olurum "Hahaha birinci olamadı" derler, o yüzden ilk üç diyorum.

Nasıl bu kadar emin olabilirsin ki?

Emin olamam tabii ki hissediyorum. Televizyonda üç kanal ön planda olur, arka planda üç kanal daha olur. O öndeki ilk üçte oluruz kesin.

Sen sevimli bir ekran yüzüyken televizyon kanallarına davet ediliyordun ama şimdi rakipsin. Daha fazla açığın aranacak, ilgi azalabilir sana, ne dersin?

Bence davet edileceğim yine, görülmemiş bir patron çeşidi olacağım, öyle hissediyorum. Tabii patron olduğum bilincinde olacaklar ama yine de çağıracaklar. Unutma ki ekran yüzü olan tek patronum ben. Dünyada da tek olabilirim, büyük kanal sahibi ekran yüzü... Oprah'ın bir denemesi olmuştu sanırım.

Adriana Lima'yla moda programı

Sosyal sorumluluk konusunda çıkışların olacak mı? Yapımcıyken "81 ilde 81 okul" projesine ve engelli kardeşlerimize desteğini biliyoruz.

Çok özel hareketlerimiz olacak. TV8'in en önemli misyonlarından biri de ihtiyacı olan insanlara yardım. Bunun sistemini kuracağım ve hayatında ilk defa böyle bir şey göreceksin.

Sağlıkla mı ilgili?

İşitme engelli kardeşlerimizin durumuyla ilgili çok özel görüşmelerimiz var yurtdışında. Bu anlamda lokomotif kanal olacağız. Fatma Şahin ve Kadir Topbaş'tan da destek aldım. Sorunlarını çözmede dünya çapında bir operasyon peşindeyim. Eğitim alamıyorlar, hayata mutsuz başlıyorlar. "Haber olmayacak, mutluluk veren kanal olacak" derken sürekli lay lay lom programlar olacak demedim. Belgesel de olacak, öğretici programlar da...

Çok sürükleyici belgeseller var.

Aynen... Mesela bir gökdelenin yapılışını izlemek isterim ben. Bir şeyi güzel sunarsan izlenir. Televizyon çok öğretici de olabilir.

Survivor'la ilgili hiç isim yok mu?

Netleşmiş bir isim yok. Yoğunluktan sıra gelmedi.

O zaman ben kulağıma gelenleri sorayım. Duygu Bal, Samet Güzel, Asuman Krause, Burak Gacemer...

Asuman ve Samet'le hiç görüşmedik. Duygu Bal'la görüşüyoruz. Burak'ı düşünüyoruz.

Alex De Souza'yla program yapacağın doğru mu?

Hayır, öyle bir şey yok.

Bomba alalım bir tane...

Al sana bomba... Adriana Lima'yla moda programı yapmayı düşünüyorum. "Tamam" dedi ama sadece benim kafamda kurduğum hayalle onun zamanının örtüşmesi lazım çünkü buraya gelip gidecek.

ONUN İÇİN NE DEDİLER?

Mustafa Ilıcalı - Amcası

Küçükken ele avuca gelmezdi Acun... Hafta sonları rahmetli annesiyle babası bana getirirdi onu abisiyle. 3-4 yaşlarındaydı. O zaman bilgisayar falan yok tabii... Bizimki kendi kendine oyunlar kurardı. Kâğıtları keserdi, yapıştırırdı. Daha ileriki yaşlarda bu oyun meselesinde elebaşı da demeyim de arkadaşlarını etkileyen Acun'du. Lise'deyken bir gün okuldan kaçmış... Ben de üniversitede asistanım o zamanlar. Bir baktım Acun sokaklarda, ders saatinde. Hâlâ söyler "Koskoca İstanbul'da amcama yakalanmayı başardım ya" diye... Hiçbir şeyi unutmaz. Beni çok güldürür. Zeki çocuktur. Çok iyi insan tanır, güven verir. Öyle bir anne babanın oğludur. Sen de yaşadın Survivor'da. İnsan gruplarını iyi birleştirir. Yardımseverdir, yaptıklarını kimse bilmez. İşindeki sırrına gelince; yaptığı işe âşıktır ve bu aşk iş disiplinini çok artırır. Şimdi medya patronu oldu ama kimse unutmasın Acun'un konumu yükseldikçe mütevazılığı da aynı oranda artar. Bu arada bir not; ulaştırma benim uzmanlık alanım ama yol hatalarını bana hep bildirir ve hep haklı çıkar.

Gökhan Özoğuz - O Ses jürisi, arkadaşı

Ben Acun konusunda pek objektif olamıyorum. O kadar eskiden tanıyorum ki. Çok anlayamadığın, çözemediğin enteresan karakterler vardır ya, Zihni Sinir gibi, öyle bir adam. Bir kere insan okuyor. Programlarından çıkarıp iş hayatında yanına kattığı insanlara baktım da, hep kalbi güzel, tatlı insanlar... Başarılı insanlar hakkında çok şey söylenir ama Acun çok hakkaniyetli adamdır, ne yapıyorsa sebebi vardır. Acun olmasa hayatta böyle bir işe girmezdim. Programla ilgili hiçbir şey söylemedi. "Abi nasıl olacak acaba" derken unutamayacağım bir şey çıktı. Bizim müziği dinleyen bellidir, üniversite gençliği denen kitle sever bizi. Acun beni böyle bir işe sokacak tek insandı. Öyle bir organik bağımız var ki, bana yaptığı teklifte kendimi görürsem, ki o zaten önden gidip göreceğimi de görüyor, onunla her işe girerim. Başka biri de yok zaten bana sorarsan. Ondan dolayı bomba...

Banu Ilıcalı - Kızı

Babam çok iyi bir insan ve herkesle ilgili hep iyi şeyler düşündüğü, dürüst olduğu ve 7/24 işine bağlı olduğu için Türkiye'nin en başarılı isimlerinden biri. Bana da hep iyi insan olmayı öğütledi. Tepeden tırnağa işinin her noktasıyla ilgilenmesi, insan ilişkilerinin kuvvetli olması ve tanıdığı herkes tarafından sevilmesi, hep iyiyi düşünmesi, ikna kabiliyeti örnek aldığım özelliklerinden sadece birkaçı. Ekibine karşı da hep esprili ve toleranslı. Her sorunu gülerek çözebiliyor. Bir Acun Medya çalışanı olarak böyle bir patronum, kızı olarak da böyle bir rol modelim olduğu için çok şanslıyım.

Hülya Avşar - Yetenek Sizsiniz Jürisi, arkadaşı

Hayat insanları sınar, Acun da belli ki sınavı geçmiş kullardan. Dualarımla her zaman yanındayım.

İrem Kanan - 20 yıllık arkadaşı, Acun Medya'da sağ kolu

Acun'la aynı dönemlerde aynı kurumlarda çalıştık. Tam artık farklı bir çalışma hayatı hayal etmeye başladığım dönemde Acun Medya'yı kurdu ve ikinci yılında aralarına katıldım. Ben hayatımda onun kadar rahat görünüp de işini bu kadar önemseyen birini daha görmedim. Uçaktan 3 kere rejiyi aradığını bilirim. Bence bizim sırrımız, iş yaparken eğlenmekten öte, eğlenirken iş yapmamız. Pasifik Okyanusu, ayak tenisi sahası, play station odası, aklınıza gelebilecek her yer bizim toplantı odamızdır. Acun Medya'da yaşlanan biri olarak kendimi çok şanslı hissediyorum.

Murat Boz - O Ses Jürisi, arkadaşı

Ben Acun'un başlı başına bir üniversite tez konusu olduğunu düşünüyorum. Araştırmak lazım. Kalbinin temizliği, şansının yardımı ve çok çalışmakla bugünlere geldi. Bence patron olma zamanı da gelmişti. Daha güzel günler de görecektir. İlk buluşmamızı hatırlıyorum da; beni fazla tanımıyordu Acun. Jüri artık kesinleştikten sonra "Ya ben seni birkaç programda izledim sakinsin, lafa pek girmiyorsun, kendi halindesin, sen sakini ol jürinin, ben seni çok sevdim" dedi. Tam tersi oldu, benim içimden başka Murat çıktı. İkna olmamdaki ilk etken onun Acun olması. İkincisi de bir müzik programı olmasıydı. Acun benim için bambaşka bir insan. Ben onunla bir iş yapmaktan çok, onun gibi bir insanı tanımaktan dolayı mutluyum. Programlar bir kenara, bizimki gibi bir sektörde öyle bir abi bulmak, benim için çok keyifli bir şey.

Yorumlar