Komedyen Dave Chappelle’yi bilir misiniz? Netflix’e yaptığı özel şovların sonuncusu “Closer’ı”  geçtiğimiz haftalarda izleyiciye sundu. Açıkçası yaptığı bu stand-up gösterisi ABD’de epey tartışılıyor. Sebebiyse translar hakkında yaptığı şakalar.

Fakat bugün hakkında konuşmak istediğim konu bu şakaların ağır olması veya olmaması değil. Zaten gösteriyi dikkatli izlerseniz söylediklerinde ağır ya da yanlış bir şey yok. Tersine zor şartlarda yaşayan farklı kimlik gruplarına karşı anlayıştan bahsediyor. Ancak altını çizdiği bir nokta var. Chappelle farklı kimlik gruplarıyla ilgili gösterilerinde söyledikleri üzerine birkaç kez benzer bir tepki almış;

“Aşağı yumruk atıyorsun, atma!”

İlk başlarda o da anlamamış, nedir bu aşağı yumruk meselesi? Yabancılar “punching down” diyor. Bel altı vurmak gibi bir şey mi acaba?

Pek değil. Şöyle anlatayım. ABD’de başlayıp batı dünyasında genel yer etmiş yeni bir konsept var. Bu fikir yapısına göre, toplumun farklı kademelerini kimlik üzerinden kategorize eden bir “piramit” söz konusu.

Bu piramit farklı kimlik gruplarının sahip oldukları “imtiyazlara” göre dizildikleri bir hiyerarşiden meydana geliyor. En üst katta beyaz erkekler var, bir altında beyaz kadınlar sonra siyah erkekler…

Tüm kimlik grupları bu şablona göre kendilerine yer ediniyorlar. Maalesef  toplumdaki bütün dengeler de bu piramide göre belirleniyor.

Siz bir beyaz kadınsanız ve eşcinsel siyah bir erkekle konuşuyorsanız bu piramitte siz yukarıdasınız demektir. Çünkü toplum nezdinde sahip olduğunuz imtiyazlar fazladır. Tartıştığınız konu ne olursa olsun yaptığınız eleştiriler ve kurduğunuz iğneleyici cümleler “aşağı yumruk” olarak görülecektir.

Sahip olduğunuz imtiyazların belirleyicisi ise genelde mağduriyet miktarınız oluyor. Kendinizi ne kadar mağdur olarak satabilirseniz o kadar imtiyazsız izlenimi verebiliyorsunuz. Bu da hakkında “aşağı yumruk atmadan” konuşabileceğiniz konu sayısını arttırıyor.

Aslında Türkiye’de de benzer bir yapı bulunsa bile henüz bu batıdaki kadar kimlik siyasetiyle eşleşmedi. İnsanlar bu tip davranışları şimdilik bireysel olarak yapıyorlar.

İşte yeni ırkçılık anlayışı da bu piramit üzerine kurulu. Artık siyahların beyazlara karşı ırkçılık yapabileceğine inanılmıyor. Çünkü ırkçılık artık sadece önyargı değil önyargı + imtiyaz demek. Piramitte aşağıdaysanız önyargılı yaklaştığınız kimlik grubu sizden imtiyazlı demektir. O yüzden ayrımcı olarak tanımlanabilecek cümleler kurmanız sizi bu düşünceye göre ırkçı yapmayacaktır.

Bu düşünce yapısının neden tehlikeli olduğunu açıklamak bile yersiz ama yine de söyleyeceğim. Bu piramide göre Detroit’te yoksul, babasız büyümüş ve polis şiddetine maruz kalan bir siyah ile Oprah Winfrey aynı imtiyaza sahipler. Ya da Dallas’ta bir fabrika işçisi beyaz ile Donald Trump piramitte aynı kattalar…

Asla aynı havayı soluyamayacak insanları tek torba içerisine dolduruyor bu yaklaşım. İşte Chappelle de bundan şikayet ediyor. Chappelle’nin kendisi bir siyah. Bu nedenle liberal twitter beyazları ondan şikayet ederken biraz zorlanıyorlar. Neticede piramitte kendilerinden altta birisi. Ancak bu bir takım Netflix çalışanlarının protestolarını engellemedi.

Bu çalışanlar Chappelle’in gösterilerinin platformdan kaldırılması için grev bile yapacaklarmış! Batıda (tabii ki bizde de) mizahın sürekli saldırı altında olduğu bir gerçek. Fakat Chappelle abimiz kendine güveni tam. Beni “iptal edemezler” diyor.

Chappelle’nin gösterisi eleştiri sitesi “Rotten Tomatoes’da” eleştirmenlerden %43 puan alabilmiş ancak seyirci kitlesi %97 puan vermişti. Bu eleştiri siteleri kültür savaşlarının muharebe alanı oldu.

Çoğunlukla liberal olan eleştirmen tayfası gösteriye nefret kusarken sansüre uğrayacağı düşünülen komedyen izleyici kitlesinden ciddi destek alıyor.

 

Bir yandan da dengelerin tam tersi olduğu başka bir yapım var. ABD’de pandemi sürecini yöneten doktor, liberal kesmin sevgilisi Fauci’nin belgeseli çıktı. Eleştirmenlerden %91 alıp izleyici kitlesinden %2 alıyor.

Tabii bunların hiçbirinin yapımların kalitesiyle ilgisi yok. Bana kalırsa Chappelle’in gösterisi eğlenceliydi ancak kendisinin en iyi işi bile değildi. Ben olsam %75 gibi bir puan verirdim. Ama artık mesele filmin iyi olup olmaması değil, siyaseten aldığı cephe önemli.

Eleştirmenler Chappelle’e gösteriyi beğenmedikleri için %42 vermediler. Aynı şekilde Fauci’yi muhteşem buldukları için de %91 vermediler. Siyasi duruşları yüzünden bu puanlar veriliyor.

İzleyiciler için de aynısı geçerli. Fauci belgeseli %2’yi hakkedecek kadar kötü olamaz değil mi?

Bu çirkin kutuplaşma maalesef bizimki de dahil olmak üzere başka ülkelere damla damla akıyor.

Önümüzdeki yıllarda benzer örnekleri muhtemelen burada da izleyeceğiz. İnsanların kimliğine göre değil fikirlerine göre değerlendirildiği, mizahın sansüre uğramadığı günler umuduyla, haftaya başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.