Biden hükümeti Afganistan’dan çekilme fiyaskosuyla ilk büyük skandalını yaşandı. Kendisini seçim kampanyasından bu yana destekleyen ABD merkez medyası tarafından yerden yere vurulmasının yanında destekçilerinden de yoğun tepki gördü. Şu an ABD’de fiyaskonun sorumlusu aranıyor ancak herkes topu başkasına atma derdinde.

Kabil Havalimanı’ndaki korkunç görüntüleri siz de görmüşsünüzdür. Aynı bizde olduğu gibi ABD halkında da epey şok etkisi yarattı bu görüntüler. Fakat onların doğrudan müdahil olma hali, üstlerindeki baskıyı arttırmıştı. Biraz daha vicdanlı olanlar 20 senedir kaybolan canlara üzülürken diğerleri bu sürede ödedikleri vergilerin boşa gittiğini düşünerek hayıflandılar.

ABD Medyası Biden’a karşı

ABD’nin 20 senede harcadığı milyarlarca dolar ve binlerce can karşılığında elde ettikleri yaklaşık bir buçuk haftada silinmişti. Açıkçası bu facia Trump yönetimi altında yaşansa medyanın ona tepkisi çok daha ağır olurdu. Bu kadar övdükleri başkan adayını kolay harcamak istemeseler de ABD emperyal gücünün verdiği zayıf görüntü ve kaybettiği kazanımların öfkesi çok tazeydi. Batının “özgür” medyası hiçbir zaman bu emperyal saldırganlığa karşı olmadı. 11 Eylül sonrası ABD’nin ünlü gazetesi Wall Street Journal bu başlıkları atarken hiç çekinmiyordu.

“Terörün çözümü? Sömürgecilik”

“Arapların kendilerinden başka suçlayabilecekleri biri yok”

“Afganistan nasıl fethedilir?”

“İslam 11 Eylül’ün suçundan kendini sıyıramaz”

Bugün ise batı medyasının neyi eleştirdiğini iyi saptamak lazım. Biden’ın tüm bu olaylardaki hatası çekilme sürecini iyi hesaplayamaması ya da kendisine verilen istihbaratları iyi değerlendirememesiydi.

Bu noktada her kafadan başka bir ses çıktı. İstihbarat kuruluşları Afganistan’ın çöküşünün hızlı olabileceğini söylediklerini belirttiler. Pentagon Afgan ordusunun zayıflığını Biden’a söylediğini iddia etti. Onlara göre Biden bildiğini okumuş ve ortaya çıkan korkunç görüntüye sebep olmuştu.

Biden ise evlere şenlik bir röportaj verdi. Biden’ın iddiası olan Afganların 300 bin askeri var cümlesinin gerçekle alakası yoktu. Bu abartılmış sayıya polis gücü de dahil edilmişti. Ayrıca ordunun savaşma kapasitesine sahip kısmı 30 bini bile bulmuyordu. Biden Afganistan’ın bu hızda çökeceğini kimse öngöremezdi dedi. Tabii daha Temmuz ayında onlarca gazete ABD’nin çekilmesinin hemen ardından Afganistan’ın pes etmesinin olası olduğunu yazdı. Ayrıca İçişleri Bakanlığı personeline yayın yapan televizyonlarda Kabil’in düşüşü öngörülmüştü.

ABD Başkanı “kendisine bir kısım askeri orada tutma” fikrinin tavsiye edilmediğini iddia etti. Ancak Beyaz Saray sözcüsü Jen Psaki bunu yalanlamıştı bile. 2500 ABD askerinin orada tutulmasının ordu tarafından önerildiğini ancak Biden’ın kabul etmediğini söylemişti.

İşin özeti, Biden hükümeti için büyük bir skandal var. Tek bir röportajda onlarca yalan söylemiş ancak medya kuruluşları Trump için her saniye çalıştırdıkları “teyit” mekanizmasına el sürmemişlerdi bile.

Çünkü ABD medyası ve CIA-Pentagon destekli Savunma sanayiinin sorunu ABD’nin başarısız bir şekilde çekilmesi değil genel olarak Afganistan’dan çekilmesiydi.

Liberal Demokratların ve Neo-conların ortaklaştığı en önemli nokta ABD’nin uluslararası nüfuzunu devam ettirmek ve emperyalist işgallerinin devamını sağlamaktır. Şu veya bu sebeple bir takım kazanımların yok olması onlar için felaket demektir.

Bu sırada tabii bir de ortadan kaybolan Başkan Yardımcısı Kamala Harris var. Kendisini 2024’te (belki daha da yakın) başkanlığa hazırlayan Harris’in “Bu rezilliği bana yıkamayacaksınız” dediği iddia edildi. Tabii bu sadece bir dedikodu. Yapılan çokça eleştirinin ardından Harris dün ilk kez Biden’ın arkasında görüntü verdi.

İşin sonunda ya ABD’nin istihbaratı bunu ön göremedi. Ya da Biden hükümeti olayın ciddiyetini kavrayamadı. Çünkü Biden’ın ağzından bir de enteresan itiraf çıkmıştı. Eğer tahliyeye aylar önce başlasalardı Afganistan’ın zayıf olduğunu dolayısıyla kendilerinin de başarısızlığını itiraf etmiş olacaklardı. Bu nedenle tahliyeyi bıçak kemiğe dayanmadan başlamadılar. Bugün ise Biden 50 bin ABD’li ve ABD yandaşı Afganlının tahliyesi için operasyon yapacaklarını duyurdu.

CNN Afganistan muhabiri Clarissa Ward Kabil’deki vaziyete göre bunun kısa vadede imkansız olduğunu söylüyor. Biden ise operasyonun riskli olacağını belirtti. Afganistan’daki gergin durum henüz durulacak gibi gözükmüyor.

Twitter’ın ilginç Taliban tutumu

Bu sırada bir tuhaflık da Twitter’ın Taliban’ın hesap açmasına karşı olmamasıydı. Dünyaca terör örgütü olarak bilinen bir grubun hesabının olmasında bir sorun görmeyen Twitter hala eski ABD başkanının hesabını kapalı tutuyor. Tabii bu yetki ellerinde olunca istedikleri gibi kullanıyorlar. Nabisco isimli bir firmada başlayan greve destek tweeti atan ünlü oyuncu Denny Devito sahip olduğu mavi tiki (yani gerçek hesabı olduğunu ispatlayan sembolü) Twitter tarafından kaldırıldı. Yıllardır platformda olan Devito’nun hesabına yapılan müdahaleyi sosyal medya şirketi “ belgelerin yetersizliği” olarak açıkladı.

Ancak Trump’ın hesabı kapandığında bunlar çokça söylenmişti. ABD dış politikaları ve büyük şirketlerin çıkarlarıyla ters düşenlerin sosyal medya devleri tarafından sansüre uğrayacağı aşikardı. Maalesef ilk sansür Trump’a yapılınca destekçisi çok oldu.

Açıkçası Afganistan meselesi daha Biden hükümetinin başını çok ağrıtacak gibi duruyor. Bu sırada ise Çin ve Rusya durumdan gayet memnunlar. Batı dünyasının doğu karşısında son yıllardaki en büyük kaybını izledik. Bakalım önümüzdeki günler neler getirecek? Haftaya başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.