Ankara Bildirisi'nde Liderlik Soslu Gıda Tavizi
Geçen cuma Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Ankara Bildirisi’ni yayımladı. Bildiri iki yerde gıdaya değiniyor. Biri, TDT ile İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı arasındaki mutabakat zaptı; diğeri ise Orta Asya’daki Türk devletleriyle hızlı gümrük ve sınır geçişi düzeni işletmek. İkisini de gerçeklerden kopuk buluyorum.
Hız, Laboratuvarın Önüne Geçerse
Orta Asya’ya giden her tır Gürcistan’dan ya da İran’dan geçiyor. Bu yüzden Türkiye’nin kara sınırında fiilen işleyen hat, TDT’nin dışında kalıyor. Üstelik Orta Asya’da çabuk bozulan ürünlerin ticaretinde sınırda geçen süre belirleyici değil. Belirleyici olan laboratuvar kapasitesidir. Türkiye’de ithal tarım ve gıda ürünleri gümrükten ancak idari belgelerle çıkabiliyor. Bu belgeleri atlamadan gümrüğü hızlandırmanın yolu yok.
Hayvansal gıda ithalatında ülke ve işletme onayı şartı var. Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, malın geleceği ülkenin gıda güvenliği altyapısını değerlendirmek zorunda. Gerekirse yerinde denetim de yapmak zorunda. Uygunsuzluk çıkarsa onay askıya alınmalı. Ama gümrük hızlanırken bu süreç ya üstünkörü yapılacak ya da yer yer atlanacak.
Bakanlık, ithalat kontrolünde kaç partiyi reddettiğini yayımlamıyor. Uygunsuzluk oranını da açıklamıyor. Bu malın hangi ülkelerden geldiğini de söylemiyor. Türkiye de TDT’deki öteki ülkeler de ithalatta nakliye kaybını ölçmüyor. Bu yüzden kaybın hangi ürünlerde, hangi kapılarda biriktiğini bilmiyoruz. Bildiri, üye ülkelerin ölçmediği bir kaybı azaltmayı vaat ediyor.
Türkiye’nin sınır kapılarında gümrük hızı, laboratuvar kapasitesinde düğümleniyor.
Kazakistan Kendine Gıda Pazarı Arıyor
TDT ve İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı 24 Nisan 2026'da Astana’da mutabakat zaptı imzaladı. Zapt; sürdürülebilir tarımı, gıda güvencesini ve biyoteknolojiyi kapsıyor. Arazi ve su kaynaklarının verimli kullanımı da konular arasında. Zapt; iklim değişikliğini, arazi bozulmasını ve su kıtlığını ortak sorun sayıyor.
Ama bu konulara ayrılan fonu ve rezervi bilmiyoruz. Çalışma planını da takvimi de bilmiyoruz. Zaptın metni de yayımlanmıyor.
Zaptın düzenini Kazakistan’ın kurumsal stratejisi kuruyor. İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı Astana’da. Kuruluş zinciri de Astana’dan başlıyor. Kazakistan Cumhurbaşkanı 2011'de İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ülkeleri için bir gıda yardım sistemi önerdi. Bölgesel bir fon ve üye ülkelerden oluşan bir gıda havuzu da önerdi. Fon, İslam Kalkınma Bankası adı altında kurulacaktı. 2012'de bu kurumları kurma kararı çıktı. 2018'de yürürlüğe girdi ve İslam Gıda Güvenliği Teşkilatı faaliyete başladı.
Kazakistan bu teşkilata gıda ihracat potansiyelini geliştirmek için ev sahipliği yapıyor. Dayanışma görüntüsü altında, aslında gıda ihracatına pazar arayan bir ülke. Türkiye’nin buradaki rolü de gıdadaki tecrübesini İİT üyelerine aktarmak ve onları desteklemek. Tüm bunlar Türkiye’de ne sofrayı ne de tarlayı değiştirecek.