CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer TBMM’de bugün yaptığı basın toplantısında Güney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Anastasiadis’in NATO üyeleriyle AB ülkelerini bir araya getirecek gayri resmi nitelikli akşam yemeğine katılacak olmasına tepki gösterdi.

Çakırözer, şunları söyledi:

“TÜRKİYE’NİN YENİ ÜYELİK KAZANMAK İSTEYEN İSVEÇ VE FİNLANDİYA’DAN HAKLI TALEPLERİ VAR”

“NATO zirvesi Madrid’de başlıyor. Bu zirvede Türkiye’nin yeni üyelik kazanmak isteyen İsveç ve Finlandiya’dan haklı talepleri var. Terörle mücadele konusunda atmaları gereken adımlar var. Madem bir güvenlik iş birliği ittifakına üye olmak istiyorlar o zaman oradaki Türkiye başta olmak üzere tüm üyelerin kaygılarını giderecek adımları atmaları gerekir. Bu zirveden umarım bu yönde adımlar çıksın. Türkiye’nin gerek PKK, FETÖ, DHKP-C ve diğer terör örgütlerinin o ülkelerde serbest bir şekilde faaliyet gösteren üyelerine yönelik iade talepleri gerekse yine ülkemize yönelik haksız silah sistemleri konusunda uygulanan ambargoların kaldırılması ve yine PKK ve onun devamı olan YPG’ye yönelik desteğin kesilmesi noktasındaki taleplerimiz bu zirvede karşılansın.

“RUM LİDERİN MADRİD’DEKİ NATO ZİRVESİNE KATILACAĞI AÇIKLANDI”

NATO zirvesinde ilginç bir olay daha yaşanacak. Rum liderin Madrid’deki NATO zirvesine katılacağı açıklandı. Dün Türk basınında benzer bir haber vardı. Orada şunu söylüyordu: ‘Türkiye’nin tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de 29 Haziran gecesi İspanya Başbakanı tarafından verilecek NATO üyeleriyle, AB ülkelerini bir araya getirecek gayri resmi nitelikli Transatlantik akşam yemeğinde masada yer alacak. İspanya’dan gelen ricayı geri çevirmeyen Türkiye, yemeğin resmi nitelikli olmaması şartıyla Rumların katılımına yeşil ışık yaktı.’ Türkiye, NATO’nun asli üyesi, NATO’da Türkiye ‘evet’ demeden yaprak kıpırdayamaz. Nasıl ki İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği için Türkiye’nin onay vermesi ve parlamentomuzda onaylanması gerekiyorsa NATO’da bütün iş ve işleyişte Türkiye’nin onayı gereklidir. Burada İspanya’nın ricasıyla Rumların yemeğe katılması diye bir husus var.

“RUMLAR RESMİ OLARAK HİÇBİR NATO TOPLANTISINA, YEMEĞİNE KATILAMAZLAR”

Türkiye’nin bugüne kadar Rumlar konusundaki tavrı belli. Rumlar resmi olarak hiçbir NATO toplantısına, yemeğine katılamazlar. Gayri resmi yapılacak olanlarda Türkiye’nin her seferinde olmak üzere rızası istenir. Rum kesimi liderinin NATO’ya gelmesine, akşam yemeğine katılmasına saray yönetimi, Erdoğan yönetimi, Dışişleri Bakanlığı nasıl ‘evet’ demiştir? İspanya’nın ‘ricası’ deniliyor. Bizim de 1974’ten beri ricamız var. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ricası, uluslararası platformlarda meşru olarak kabul edilmesi ricası. İspanya’nın Rumların elçisi olarak ‘ricasını’ kabul eden Dışişleri Bakanlığı’na, saray yönetimine soruyorum. Sizde aynı ricada bulunacak mısınız? Bir Avrupa Birliği liderler zirvesine KKTC Cumhurbaşkanı’nın katılması ricasında bulunacak mısınız? Geçmişte neden bulunmadınız? Şimdi Rum liderini NATO yemeğine oturtma ricasına ‘evet’ demiş gibi gözüküyorsunuz.

“LİDERLER SEVİYESİNDE BÖYLE BİR TOPLANTI HİÇ OLMADI”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta, Rum tarafının dayatmacı tavrının adada eşit, egemen, bağımsız iki devletli yöntem dışında bir çözüm yolu bırakmadığını ifade ediyor. Papazlara ağır silah eğitimi vermekten, terör örgütlerine ofis açmaya kadar Rumların yaptığı her tasarruftan bahsediyor. Yine Yunanistan’ı silahsız olması gereken adaları silahlandırdığı için eleştiriyor. O zaman sormak lazım: bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Bir taraftan Yunan, Rum ikilisine her şeyi söyleyeceksiniz, bir taraftan ‘buyur yemeğe gel’ diye Anastasiadis’i yemeğe davet edeceksiniz ya da edenlerin ricasını kırmayacaksınız. Bu kabul edilemez. Geçmişte daha alt seviyelerde bu tür toplantılar olmuş olabilir ama liderler seviyesinde böyle bir toplantı hiç olmadı.

“MİÇOTAKİS, ‘AB ZİRVE METNİNE İSTEKLERİMİZİ KOYDURDUK’ DİYE AÇIKLAMA YAPIYOR. SİZ BUNUN ÜSTÜNE NASIL RUM KESİMİ LİDERİNİ YEMEĞE KABUL EDERSİNİZ?”

AB zirvesinden Türkiye’yi eleştiren yeni karar çıktı. Ne genişleme var ne Türkiye’nin adaylık süreci var. Tam tersine Yunanistan’ın tezleri aynen oraya konulmuş. Miçotakis, ‘AB zirve metnine isteklerimizi koydurduk’ diye açıklama yapıyor. Siz bunun üstüne nasıl Rum kesimi liderini yemeğe kabul edersiniz? Buna ‘hayır’ deme imkânınız varken nasıl siz liderler seviyesinde Anastasiadis ile birlikte aynı masaya oturursunuz? Selman’ın ziyareti böyle, Kaşıkçı davasının kapatılması böyle, ‘darbenin arkasında’ dediğiniz Birleşip Arap Emirlikleri’yle swap kucaklaşması böyle. Daha geçen hafta Norveç ile anlaşma imzalandı. Sanırsınız ki iki ülkenin çıkarına da bir anlaşma olmuş. Norveç vatandaşları Türkiye’ye vize yok, pasaport yok kimlikle girecekler. Çünkü turizm sezonu açıldı gelsinler. Norveç’e gitmek isteyen on binlerce Türk var. Bu anlaşmada onlara bir kolaylık var mı? Ne gezer, Norveç hala vize istiyor. 62 ülkeden vize istemeyen Norveç, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşından istiyor. Diplomasi de karşılıklılık diye bir ilke vardır. Bu ilkeyi sayın Çavuşoğlu unutmuşa benziyor. Hatırlatmak isteriz. Ülkeler birbirine bir jest yaparken bunun bir karşılıklılığı vardır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Norveç Elçiliği’nin kapısında aylarca beklesin. Pasaport en az 6 aylık olacak, biyometrik fotoğraf, uçak biletiniz, otel rezervasyonunuz, çalışma kaydınız, orada ne iş yapacağınızın programı, bunların hepsini veriyorsunuz ve yine aylarca bekliyorsunuz çoğunlukla da ret alıyorsunuz. Karşılıklı olmayan anlaşmayı yapmışsınız bari poz vermeyin.

“RUM KESİMİ LİDERİNİN MADRİD’DEKİ YEMEĞE DAVET EDİLMESİNE ANKARA’NIN ONAY VERMESİ ÇOK BÜYÜK AYMAZLIKTIR”

Aynı şekilde Rum kesimi liderinin Madrid’deki yemeğe davet edilmesine Ankara’nın onay vermesi çok büyük aymazlıktır. Berlin Plus ilkelerine göre zaten resmi olarak hiçbir şekilde katılamazlar. Bir taraftan Yunanistan sıkıştırıyor, bir taraftan Rum kesimi. AB zirve metnine Türkiye aleyhinde her türlü ‘yaptırım uygulanacak’ gibi maddeleri koydurmalarının üstüne ‘yarabbi şükür’ der gibi ‘buyurun yemeğe’ diyorsunuz. Bu kabul edilemez. Dış politikada artık bu itibarsızlaşmaya son vermek gerekiyor. Millet İttifakı iktidara geldiğinde Türkiye yeniden onurlu, itibarlı dış politikasına geri dönecektir. ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ temel ilkemizdir ama bize düşmanlık yapanlara karşı bir gün öyle, bir gün böyle olmaz. Bu nedir nasıl izah edeceksiniz bunu? Kim dayatma yapıyor size? Hangi dayatma karşısında bunu yapıyorsunuz?

“BU BÜYÜK BİR TAVİZDİR, BUNUN GERİSİNİ İSTERLER”

Bir taraftan vatandaşlarımıza ‘İşveç’i engelliyoruz, Finlandiya’yı engelliyoruz’ diyeceksiniz öbür tarafta Rum kesimine ‘buyur NATO yemeğine gel’ diyorsunuz. Ak Partili, MHP’li yurttaşlara da sesleniyorum. ‘Milliyetçiyiz’, ‘milli politika’ izliyoruz diyen Dışişleri Bakanlığı, saray yönetiminin izlediği politika bu. Dış politikada ulusal çıkarlar konuşur, ricalar konuşmaz. Bu büyük bir tavizdir, bunun gerisini isterler. Bugün gayri resmi bir toplantıya oturan yarın resmi sandalyede yer ister. Bu kabul edilemez. Bu konuda Dış İşleri Bakanlığı’nı, Cumhurbaşkanlığını uyarmak isterim. Aynı ricayı Avrupalı dostlarımızdan istemek bizim hakkımız. AB liderler zirvesine KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı oturtun bizde ‘helal olsun size’ diyelim. Türk dış politikası böyle bir ilkesizlik, böyle bir itibarsızlaştırmayı hiçbir dönemde yaşamadı. Rumların bizim onayımızla bu yemeğe katılıyor olması kabul edilemez, Berlin Plus İlkelerinden Türkiye geri dönemez. Adalar silahlanıyor, Amerika’da Türkiye’ye f16 satılmaması için propaganda yapıyorlar, Rumlar Kıbrıs Türkünü dışlayarak Akdeniz’de petrol, doğalgaz anlaşmalarını yapıyor.”