GERÇEK GÜNDEM / SAMİ MENTEŞ

İş insanı Osman Kavala, tutukluğundaki dördüncü yılı geride bıraktı. Yarın, Kavala’nın demir parmaklıklar ardındaki 1488. gününde bir kez daha duruşması görülecek.

Yarınki duruşmayı dünyanın yakından takip etmesi bekleniyor. Öyle ki birçok siyasi krize neden olan Kavala davası için Avrupa Konseyi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararının uygulanması için verdiği süre ay sonunda doluyor.

KAVALA DAVASINDA NELER YAŞANDI

Yarınki duruşmadan önce Kavala davasında neler yaşandığını özetleyelim.

Osman Kavala, 18 Ekim 2017’de Gaziantep’ten kalkan uçakla İstanbul’a geldi. Uçaktan indiği sırada gözaltına alındı. Gözaltında geçirdiği günlerin ardından 1 Kasım 2017’de çıkarıldığı mahkemede, “hükümeti devirmek veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni devirmeye teşebbüs" suçlamalarıyla tutuklandı. Kavala’ya yöneltilen suçlamalar iki farklı olaya ilişkindi; Gezi eylemleri ve 15 Temmuz darbe girişimi.

15 Temmuz suçlamasındaki en büyük delil olarak, Kavala’nın “darbenin organizatörü Henry Barkey’le ilişki kurması” gösterildi. Kavala ise Barkey’le ilişkili olduğu iddiasına "Kız kardeşi Karen Barkey ile bir sergi düzenlemesi konusunda birlikte çalışıyoruz. Henry Barkey ile özel bir ilişkim yoktur. 2011 yılında hatırladığıma göre bir konferansta görüştük. Hükümeti yıkmak ya da eylem düzenleme konusunda konuşmamız söz konusu dahi olmadı. Kendisi ile darbe girişiminden sonra 18 Temmuz'da tesadüfen bir lokantada karşılaştık. Selamlaşmak dışında bir konuşmamız olmadı. Emniyette bize telefonlarımızın aynı semtte sinyal verdiği söylendi" diye açıklama getirdi.

2019 yılına gelindiğinde Gezi soruşturması ayrıldı. 16 kişiyle birlikte Kavala hakkında sadece Gezi’yle ilgili dava açıldı. İddianameye göre Kavala eylemlerin finansörüydü. Bu suçlara dayanak yapılanlar ise Gezi protestolarında yer alması, Taksim Dayanışması üyeleriyle yaptığı telefon konuşmalarıydı…

İddianamenin temelleri 2013 yılında atıldı. 17 Aralık savcısı olan Muammer Akkaş, Gezi eylemleriyle ilgili soruşturmayı başlatmış, telefon dinleme kararları aldırmış, daha sonra hakkında FETÖ’den soruşturma açılınca yurtdışına kaçmıştı.

Firari Akkaş’ın başlattığı soruşturma üzerinden bina edilen Gezi iddianamesine, “FETÖ’cülerin hazırladıkları üzerinden yargılama yapılıyor” eleştirileri yöneltilince, “delillerin yeniden kıymetlendirildiği” savunması geldi…

15 TEMMUZ’DAN TAHLİYE

Osman Kavala hakkındaki 15 Temmuz soruşturması devam ederken Ekim 2019’da bu soruşturmadan tahliye kararı verildi. Ancak, Gezi soruşturmasından tutuklu olduğu için Kavala özgürlüğüne kavuşamadı.

Kavala’nın tutukluluğundaki ikinci yıl geride kalmıştı. AİHM, 10 Aralık 2019’da Kavala dosyasını öncelikli olarak görüştü, Türkiye’nin birden çok kez hak ihlalinde bulunduğuna hükmetti. AİHM, Türkiye’den Kavalayı derhal serbest bırakmasını istedi. Ancak, Türk mahkemeleri bu kararı yerine getirmedi.

Anayasa Mahkemesi, Kavala’nın başvurusunda “ihlal yok” kararı verdi.

Kavala davası artık uluslararası arenadaki mevcut sorunlardan bir başlık haline geldi.

BERAAT ETTİ AMA…

Gezi davasında, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Şubat 2020'de Kavala'nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatine, Kavala'nın tahliyesine hükmetti.

Kavala, cezaevinden çıkmak için hazırlık yaparken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 Temmuz soruşturması gerekçe gösterilerek yeni gözaltı kararı verildi. Kavala bu dosyadan birkaç ay önce tahliye edilmişti ancak demir parmaklıkların ardına çıkmaması için dosya yeniden çekmeceden çıkarılmıştı.

Kavala, 2017'de de tutuklandığı, 11 Ekim 2019'da resen tahliye edildiği 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında, Barkey ile ilişkileri gerekçe gösterilerek yeniden tutuklandı.

Tutuklama kararındaki suçlama bu kez casusluktu. Ancak farklı bir delil yoktu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kavala’nın Gezi davasında ve sonrasında yaşananlarla ilgili “Bunlar ciddi anlamda Soros türü bazı ülkeleri ayaklandırmak suretiyle oraları karıştıran tipler vardır. Onun da Türkiye ayağı malum içerideydi bir manevra ile onu dün beraat etmeye kalktılar” ifadelerini kullandı. Kavala’nın yeniden tutuklanmasıyla ilgili ise, “Yargı kararı saygı duymak gerekir” dedi.

Gezi davasındaki kararı İstinaf Mahkemesi bozdu. Bozma kararında diğer davaların da birleştirilmesi isteniyordu. Keza öyle de oldu; Yargıtay’ın bozduğu Çarşı davası, casusluk davası ve 15 Temmuz davası bir torba dava haline getirildi.

BÜYÜKELÇİ KRİZİ

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 12 Mayıs 2021’de Kavala’nın serbest bırakılmamasıyla ilgili bir çağrı daha yaptı. Çağrıları karşılık bulmadı.

18 Ekim’de ise Kavala'nın serbest bırakılması için ABD, Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda'nın Ankara büyükelçileri ortak bir açıklama yaptı. Hazırlanan bildiride, "Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleriyle ve milli kanunlarıyla uyumlu şekilde, bu davanın adil ve hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiği kanısındayız. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu husustaki kararları doğrultusunda Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye'ye çağrıda bulunuyoruz" denildi.

Erdoğan, Kavala için, "Bakın şimdi AİHM bir karar almış. Bu Kavala denilen Soros artığıyla ilgili olarak Türkiye'yi adeta burada mahkum etmek istiyorlar" ifadelerini kullanırken, büyükelçiler için de, "10 tane büyükelçi bu açıklamayı niye yapar? Bu Soros artığını savunanlar, bunu nasıl bıraktırırız gayreti içindeler. Türkiye'ye ders vermek sizin haddinize mi?" dedi.

Büyükelçilerin açıklaması büyük bir diplomatik krize neden oldu.

Erdoğan’ın Kavala’yı hedef alan sözlerinin ardından Kavala, duruşmalara katılmama ve savunma yapmama kararı aldı.

AVRUPA’YLA İLİŞKİLERİ YAKINDAN ETKİLEYECEK

Kavala davasının yarın görülecek duruşmasının önemli bir boyutu daha var…

AİHM kararlarının üye ülkelerce uygulanmasını denetlemekle yükümlü olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 16 Eylül’de yaptığı açıklamada, 30 Kasım-2 Aralık 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek toplantıdan önce AİHM kararının uygulanarak Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması talebini yineledi. Komite, bunun gerçekleşmemesi halinde ihlal prosedürünün başlatılacağı uyarısında bulunuldu.

Türkiye’nin Avrupa’yla ilişkilerini yakından ilgilendiren duruşmada ne karar çıkacağı merakla bekleniyor.

KAVALA’NIN AVUKATI GERÇEK GÜNDEM’E KONUŞTU

Yarın görülecek olan duruşma öncesi Osman Kavala’nın avukatı İlkan Koyuncu, Gerçek Gündem’in sorularını yanıtladı.

Yarınki duruşmada Kavala, casusluk suçlamasıyla tutuklu olarak yargılanacak.

Casusluk, 15 Temmuz, Gezi ve Çarşı davalarının birleştirilmesiyle, dava artık bir “torbaya” döndü. Avukat Koyuncu, durumla ilgili “Hukuken bu durum mümkün. Ergenekon, Balyoz’da da böyle oldu. Sağlıklı mı derseniz tabi ki değil” dedi.

Koyuncu, torba davayla ilgili şu bilgileri verdi:

“Böyle torba davalarda, herkese isnat edilen suçlama farklı olduğu için sağlıklı bir sonuca ulaşmak, delilleri değerlendirmek çok daha zor oluyor. Çok daha kaotik bir ortam oluyor. Uzun süren bir yargılama oluyor. Yargılama uzun sürünce de birçok hak ihlali, olumsuzluk gündeme geliyor.”

“SİYASET YARIN KAVALA’NIN TAHLİYE EDİLMESİNİ İSTERSE TAHLİYE EDİLECEK”

Osman Kavala aldığı karar nedeniyle yarınki duruşmaya katılmayacak. Avukat Koyuncu, “Kendisi savunma yapmayacak, biz avukatları olarak duruşmada kendisini temsil edeceğiz, orada olacağız. Ama savunma yapıp yapmama konusunu değerlendireceğiz ona göre bir karar vereceğiz. Müvekkilimizin açıklamasını destekler bir şekilde hareket edeceğiz” bilgisini verdi.

Herkesin merak ettiği şey ise Kavala’nın yarın tahliye edilip edilmeyeceği… Avukat İlkan Koyuncu, kararla ilgili mahkeme heyetini değil siyaseti işaret etti.

Koyuncu, şu ifadeleri kullandı:

“Konu bir hukuki kararın çok ötesinde. Hukuki bir karar beklemek mümkün değil. Tamamen siyasi bir karar olacak. Siyaset, Osman Kavala’nın yarın tahliye edilmesini isterse, Kavala yarın tahliye edilecek. Siyaset tahliyesini istemezse Osman Kavala tahliye edilmeyecek. Yani bu kadar siyasileşmiş bir konuda mahkeme heyetinin karar vermesini beklemek hayalcilik olur. Verilen karar mahkeme karar değil siyasi karar olacak.”