Milli atılım, mega üretim!

Başlık AKP genel başkanının en son açıklamasından. Ondan önce malum 32 bin mahallede 32 bin kekli, çaylı, börekli kıraathane açacağız demişti! Millet...

Neşe Doster Yazar nesedoster@yahoo.com

Başlık AKP genel başkanının en son açıklamasından. Ondan önce malum 32 bin mahallede 32 bin kekli, çaylı, börekli kıraathane açacağız demişti! Millet bahçelerinde ailece yuvarlanacağımızı söylemişti. Daha ne isteriz deyip konuyu bambaşka bir yere taşıyacağım.

Bu kadar yıldır sözü edilen bunca proje, bu kadar yıldır hayata geçse de geçmese de verilen bunca çılgın ve efsane sözler! Büyüyen kızgınlık ve artan kırgınlığa rağmen geri adım atmamacasına her koldan ilerleme! Ancak hüner sahibi olanların hakkıdır diyor ve başka bir şey demiyorum.

Bunca yıldır yazarak konuşarak memleketin derdinden tasasından girip, çarşısından pazarından çıkıp, gencine yaşlısına uğrayıp, kadınından yeşiline değinerek ömür tükettik! Yeri geldi övüldük, yeri geldi yerildik ancak hiç yenilmedik ve geri adım atmadık. Yeri geldi “yazdın- konuştun da ne oldu?” şeklinde sorularla karşılaştık. Yeri geldi istihza dolu bakışlarla karşılaştık. Korkmadan, yılmadan her koldan ilerledik! Acep bu da hünerden sayılır mı diye sormadan son haftaların dikkat çeken başlıklarını sıralayalım!

Efendim! Helallik isteyen TBMM başkanları mı dersiniz! 12 bin ailenin ülkeden kaygı duyup batıya göç etmesi üzerine sevinerek; “Artık dünyaya beyin ihraç ediyoruz” diye övünen meclis başkanları mı dersiniz! Çizgiyi başka yerden çizen, konuyu başka yerlere saptırmada usta olanların çokluğuna mı şaşıp kalırsınız! Bilemedim…

Yine kendi yanlışını bi türlü göremeyen, durmadan başkalarını suçlayan, suçlu bulamasa da suçlu yaratan, yitirmeyi asla göze alamayan, neden yitirdiğini irdelemeyen, ders çıkarmayan ancak sorun çıkaran yöneticilerin çokluğuna mı yanarsınız? Yeri belli, sözü belli, duruşu belli kişilerden hazzetmeyen, gazap saçan, ceza yağdıran, tazminat kazanmayı aile boyu alışkanlık haline getirenlerin bu başarısına şapka mı çıkarırsınız? Yine bilemedim…

“Az gelişmiş ülkelere destek konusunda biz bir numarayız. Amerika gerimizde, İngiltere falan çok daha geride” diyerek övünen! Doğal ve olması gereken rutin belediye ve kara yolları hizmetlerine, otoyollara, köprülere, tünellere, altyapıya güzelleme düzen, devasa gökdelenlerle övünen, doğadaki insan eliyle yapılan katliamları görmezden gelen “Eski Türkiye, Yeni Türkiye” masalı anlatmaktan bıkıp usanmayan ve beton sarayları sevenler mi dersiniz! Onu da bilemedim…

Elektrikli otomobilden çıkıp, kekli kıraathanelere dalıp, eğitime yapılanları unutup, kısa ve uzun vadeli yatırımlara dikkat çekip, birdenbire gençleri ve emeklileri önemseyip, halkın gözüne bakanlar mı dersiniz? Soru yine bilmediğim yerden çıktı üzgünüm…

Bildiğim daha doğrusu görebildiğim şu ki; son günlerde ortama renk geldi enerji geldi, rekabette unutulanlar akla geldi, sevgi saygı koruyup kollama birden hatırlandı! Şarkı sözünde olduğu gibi kök sarmaşıklar gibi sarıldık birbirimize bu yaz!

Gelelim daha kilit, daha yakıcı soruna. Bir yurttaş olarak kararsız kaldım! Yönetimin dediklerine bakınca sevineyim mi, üzüleyim mi keyifleneyim mi bilemedim! Yapılan araştırma sonuçlarına göre karamsarlığa mı bürüneyim onu da bilemedim. İyisi mi adı geçenlerin beni aydınlatmasını bekleyeyim ve örneklere geçeyim.

Bir dönem Devrim Tarihi derslerine girdiğim Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Fatoş Karahasan “Açılın Gençler Geliyor” adlı kitabında yaptığı araştırmaların sonuçlarını şöyle açıklamış; “Gençlerin yüzde 55’i eğitim aldığı alanda çalışmak istemiyor. Yüzde 89’u yabancı dil bilmiyor. Yüzde 72’si okul kütüphanesini kullanmıyor. Yüzde 27’sı çalışmayı düşünmüyor. Yüzde 88’i spor yapmıyor. Yüzde 95’inin pasaportu yok. Yüzde 98’i STK üye değil.” Tablo vahimden öte mi ne?

Bir başka araştırmaya göre; servetin yüzde 55’i halkın yüzde 1’inin elinde toplanmış, halkın yüzde 30’u yoksulluk çekiyor, yüzde 15’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor, yüzde 80’i çağdaş yaşam standartlarını paylaşamıyor! Acep diyorum bu çarpık düzeni değiştirmek için bu ülkenin yöneticileri ve yönetimine talip olanları ne düşünüyor? Kem kümle, klişe sözlerle, bağırıp çağırmakla, mızmız yakınmalarla olsaydı eğer hala bu sorunlar dile getirilmezdi.
İyisi mi sözü daha fazla uzatıp can sıkmadan Azerbaycan’ın büyük şairi Bahtiyar Vahapzade’yle noktayı koyalım; “Gorhuram dünyada bir zaman gele/ İnsanlar yaşıya, insanlık öle!”

Bu sözün üstüne ne denir ki?

Tüm yazılarını göster