Koronavirüs mü? ABD’nin İran, Irak, Suriye ve Türkiye politikası mı?

ABD, IRAK’TA 1963’TE DARBEYLE YÖNETİMİ DEVİRDİ ABD, Irak’ta Amerikan yanlısı bir yönetimi başa getirmek için darbe çareleri arıyordu. ABD İstihbarat Örgütü...

Naim Babüroğlu Yazar naimbaburoglu@gmail.com

ABD, IRAK’TA 1963’TE DARBEYLE YÖNETİMİ DEVİRDİ

ABD, Irak’ta Amerikan yanlısı bir yönetimi başa getirmek için darbe çareleri arıyordu. ABD İstihbarat Örgütü CIA (Central Intelligence Agency-Merkezi İstihbarat Teşkilatı), ülkenin siyasi ve askeri liderlerine silah ve para sağlıyor, karşılığında komünizm karşıtı bir cephe oluşturmaya çalışıyordu. Ancak, ABD’nin istediği gerçekleşmedi. 14 Temmuz 1958 gecesi, Amerikan yanlısı olan Irak yönetimi, silahlı kuvvetler darbesiyle devrildi. General Kasım, devletin başına geçti ve kapıları Sovyet yönetimine açtı. CIA, zaman kaybetmeden Baas partisine sızmaya başladı. General Kasım’a iki suikast düzenlendi, fakat başarısızlıkla sonuçlandı. Sonunda ABD’nin istediği oldu, Kasım 8 Şubat 1963'te CIA’nın desteklediği darbeyle devrildi, yargılandı ve öldürüldü.(1)

Kasım’ın devrilmesiyle, Irak’ta ABD etkisi yeniden güç kazandı. 1960’larda Irak’ın İçişleri Bakanlığını yapan Ali Salih Sadi: “Biz iş başına CIA treniyle geldik” dedi. O trenin içinde, 30 Aralık 2006’da, Kurban Bayramı'nın ilk günü yine ABD tarafından asılarak idam edilecek olan, geleceği parlak bir diktatör bulunuyordu. CIA desteğiyle yıldızı parlayan Saddam Hüseyin. 1980-1988 yılları arasında, sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı sırasında, CIA Saddam’ın yanında yer almış ve istihbarat desteği sağlamıştı. ABD bu dönemde Bağdat’ı teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmış, Saddam hakkında olumlu raporlar da vermişti.(2)

IRAK’I ÖZGÜRLEŞTİRME OPERASYONU

1990 yılında, Irak birliklerinin Kuveyt sınırına yığıldığını görmesine rağmen, CIA bunu önemsemedi. Saddam, o gece 140 bin kişilik ordusuyla Kuveyt’e girdi. ABD, Saddam’ı gözden çıkarmıştı. CIA: “Saddam, Suudi Arabistan’a saldıracak, Irak’ın kimyasal başlıklı silahları var ve her an bunları kullanabilir” şeklinde abartılı raporlar vermeye başladı. Hâlbuki daha önceki raporlarda, Irak’ın kesinlikle kimyasal başlıklı füzelere sahip olmadığı yazılmıştı. Dönemin ABD Başkan yardımcısı Dick Cheney, 26 Ağustos 2002 tarihinde, “Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin herhangi bir şüphemiz kalmamıştır” dedi. CIA Direktörü de: “Irak, El Kaide’ye muhtelif alanlarda, savaş, bomba yapımı, kimyevi, biyolojik ve nükleer konularda eğitim vermiştir” açıklamasını yaptı. Gerçeği yansıtmayan bu raporlarla, 20 Mart 2003’te, ABD ve İngiltere’nin başını çektiği Çokuluslu Koalisyon Kuvvetleri, ¨Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu¨ adıyla ¨İkinci Körfez Harekatı¨nı başlattı.(3)

9 Nisan 2003’te ABD kuvvetleri Bağdat’a girdi. Bağdat’a binlerce ton bombanın yağdırıldığı ilk saatlerde, ABD televizyon kanalı CNN’de yapılan canlı röportajda, ABD Kongresi’nin önemli üyelerinden Les Apsin büyük bir heyecanla: “Petrol bölgelerinin hâkimiyetinin ele geçirildiğini, İsrail’in güvenliğinin sağlandığını, Amerika’nın tek büyük güç olarak dünyaya gücünü ispatladığını” söyledi. ABD, Irak işgalinin siyasi hedefini bu açıklamayla ortaya koymuş oluyordu. İşgalden bir yıl sonra, CIA Şefi Jim Pavitt: “Irak içinde fazlaca bilgi kaynağımız yoktu. Bir gram istihbarattan bir ton varsayım üretildi” itirafında bulunarak, önceki raporları yalanladı. Yapılan soruşturmada, Irak’ın silahları konusunda CIA’nın söylediklerinin hayal ürünü olduğu ortaya çıktı.(4)

Irak’ın işgalinden üç yıl sonra CIA: “ABD’nin işgali cihadı meşrulaştırmıştır. Müslüman dünyasına müdahale, ABD’ye büyük kızgınlık duyulmasına neden olmuş ve küresel cihat davasına olağanüstü bir taraftar kitlesi kazandırmıştır” şeklinde değerlendirme yaptı. CIA Şefi Pavitt, işgalden sonra, Bağdat’ın Vietnam’ın ardından en büyük CIA istasyonu durumuna geldiğini söyledi.(5) İşte, Müslüman ülkelerin ve dünyanın başına bela olacak DEAŞ/IŞİD bu dönemde büyütülüyordu. ABD, Irak’ta nüfusun yüzde 20’sini oluşturan Kürtlerin lehinde yeni bir siyasal yapı oluşturdu. Irak ordusunu felç etti.

İNGİLTERE’NİN SORUŞTURMA RAPORU

2016’da, İngiltere’de Irak’ın işgaliyle ilgili hazırlanan Soruşturma Raporu’nda; ¨İngiltere'nin Irak politikası kusurlu istihbarata dayalıydı. Irak o dönemde herhangi bir tehdit teşkil etmiyordu. Kesin bir şekilde ülkenin kitle imha silahlarının risk teşkil ettiği yönündeki hükmün de haklı bir gerekçesi yoktu¨ ifadeleri yer aldı. Rapor üzerine, dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair, ¨Herkesin düşündüğünden daha fazla keder ve pişmanlık hissettiğini¨ söyledi ve özür diledi.(6)

10 Nisan 2003’te çok sayıda Iraklı, Saddam'ın çöküşünü, onun portrelerini ve heykellerini tahrip ederek kutlamıştı. Bağdat'ın Firdevs Meydanı'nda, büyük bir Saddam heykelinin devrilmesi anı dünya medyasında yayımlandı. O gün, Iraklı Hasan el Jaburi de eline geçirdiği bir balyozla Saddam Hüseyin’in heykelini yıkıyordu. Jaburi, 13 yıl sonra 2016’da yaptığı açıklamada, “O heykeli yerine dikmek isterdim. Şimdi her şey daha kötü” diyerek pişmanlığını itiraf etti.(7) Saddam’ın heykelini yıkan Iraklı da, ABD’yle işbirliği yapan İngiltere Başbakanı da pişman olmuşlardı.

Pişmanlık ya da özür sonucu değiştirir mi? Irak işgal edilmiş, bir buçuk milyon insan ölmüş, beş milyon insan (nüfusun yüzde 17’si) evini terk etmek zorunda kalmış, iki milyon insan diğer ülkelere sığınmıştı. Irak ordusu felç edilmiş, ülkenin güvenliğini sağlayacak yetenekleri yok edilmişti. Böylece yıllar sürecek bir iç karışıklık döneminin, etnik ve mezhep çatışmasının tohumları da atılmıştı.

ABD’Lİ ORGENERALİN İTİRAFLARI

Aslında ABD, en yetkili ağızdan ve sayısız belgelerde hedeflerini açıkça belirtmekten çekinmemişti. ABD’li Orgeneral NATO Eski Komutanı Wesley Clark, 2007 yılında yaptığı bir röportajda şöyle diyordu: ¨11 Eylül’den 10 gün sonra, Pentagon’a gidip Savunma Bakanı Rumsfeld ve yardımcısı Wolfowitz’i gördüm. Alt kata indim. Generallerden biri beni içeri çağırdı. ‘Efendim, gelip benimle bir kaç dakikalığına konuşmalısınız’ dedi. ‘Peki, ama çok meşgulsünüz’ dedim. ‘Hayır, hayır, Irak’la savaşa girmeye karar verdik’ dedi. ‘Irak’la savaşa mı gireceğiz? Neden?’ dedim. ‘Bilmiyorum’ dedi. ‘Peki, Saddam’ı El-Kaide’ye bağlayacak her hangi bir bilgi bulmuşlar mı’ diye sordum. ‘Hayır, o konuda henüz bir şey yok, sadece Irak’la savaşa girmek konusunda karar almış durumdalar’ dedi. Birkaç hafta sonra onu tekrar görmek için gittim, o sıralar Afganistan’ı bombalıyorduk. ‘Hala Irak’la savaşa girme durumunda mıyız’ diye sordum. ‘Daha da kötüsü’ dedi. Masasına uzandı, bir kağıt aldı. ‘Bunu az önce yukarıdan aldım. Beş yıl içerisinde Irak’la başlayan sonrasında Suriye, Lübnan, Libya, Somali ve Sudan’la devam edip İran’la bitecek yedi ülkeyi nasıl ele geçireceğimizi anlatan bir not’ dedi.¨(8)

ABD, Irak’tan başlayarak, Suriye, Libya, Lübnan, Somali, Sudan ve İran’ı dağıtacak planı 2001 Eylül’ünde onaylamıştı. Gelinen aşamada, Irak, Suriye ve Libya dağıtıldı, parçalandı; iç savaşın hüküm sürdüğü coğrafyalar durumuna getirildi. Bu ülkelerde iç savaş kaç yıl sürer? Afganistan 1980’den beri, 40 yıldır iç savaşı yaşıyor. Irak, Suriye ve Libya’da da en az o kadar sürer…

KORONAVİRÜS ABD’NİN ORTADOĞU POLİTİKASINI ETKİLER Mİ?

ABD, DEAŞ/IŞİD’le mücadele gerekçesiyle 2014’ten bu yana Irak’ta 14 üs konuşlandırdı. Son bir ayda, beş üssü Irak ordusuna devretti. İki üssü daha boşaltma olasılığı yüksek. Irak’ta üslerinden çekilen ABD, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) Erbil, Süleymaniye ve Halepçe’de yeni üsler kurma yönünde adımlar atıyor. ABD, Halepçe civarında İran sınırına 14 km mesafede yer alan üssünü güçlendiriyor. Bu üs, aynı zamanda CIA ve MOSSAD’ın da bulunduğu İran’ı Gözetleme Noktası niteliğinde…

COVID19’a rağmen, ABD bölgede askeri hızını yavaşlatmadı. Üslerini ve askeri varlığını Kuzey Irak’a kaydırıyor. Bu arada Irak’taki üslerini Patriot ve C-RAM gibi stratejik silah sistemleriyle takviye ediyor. Suriye operasyonlarını, Kuzey Irak bölgesindeki üslerden düzenleyecek. Aynı zamanda, İran’a karşı olası operasyonu da buradaki üslerden yürütmeyi planlıyor.

İran, ABD yaptırımları nedeniyle ekonomik sıkıntı yaşarken, COVID19 salgınından en fazla etkilenen ülkeler arasında. COVID19’un İran’da neden olduğu ölüm sayısının yüksekliğine rağmen, ABD İran’ın sağlık malzemelerine erişimini kolaylaştıracak yaptırımları bile hafifletmiyor. Bir yanda ekonomik yaptırım, öte yanda COVID19’un İran’da geride bırakacağı yıkım, stratejik hasara neden olur mu sorusunun cevabı ABD için çok önemli. Bu açıdan COVID19, ABD için bir fırsat…

ABD’NİN İRAN’LA HESAPLAŞMASI VE PYD/PKK DEVLETÇİĞİ

COVID19 salgını, ABD’yi İran’la hesaplaşmaktan vazgeçirmedi. Tersine COVID19, yaratacağı olumsuz etkilerle İran, Irak ve Suriye’de ABD’nin hedeflediği adımları kolaylaştıran bir fırsat oldu. ABD, COVID19’un bölge ülkeleri üzerinde oluşturacağı yıkımdan faydalanarak, Kuzey Irak’ta 2017’de gerçekleşen bağımsızlık referandumunu masaya sürebilir. COVID19, ABD’ye İran ve Irak’taki hedeflerine ulaşmada hızlandırıcı bir etken olurken; bölge haritasını değiştirmede Kuzey Irak’ta bağımsızlık yolunda adım attırabilir. Bu adım, Kuzey Suriye’yi doğrudan etkilerken, Türkiye için bir BEKA sorununa yol açabilir. ABD'nin desteğiyle, Suriye'de ¨Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi¨ ilan etmiş bir PYD/PKK terör örgütü var. Bu yönetim, COVID19 nedeniyle üç ay için zorunlu askerliği durdurduğunu açıklamış. Yani, Suriye’de Menbiç ve Fırat’ın doğusunda, ABD'nin garnizon devletçiğini kurmuş bir PYD/PKK terör örgütü…

Bu durumda, PKK, PYD/PKK terör örgütüyle, Suriye’de El Kaide türevi unsurların, geçmişte olduğu gibi ¨Küresel stratejinin bir topuzu¨ olarak kullanılmalarında hiç tereddüt edilmeyecektir. Irak ve Suriye’de, bazı bölgelerde DEAŞ/IŞİD’in saldırıları başladı bile… Bu arada, sığınmacıların/göçmenlerin de bir araç olarak kullanılma politikası da devreye girebilir.

Sonuçta, Eylül 2001’de Pentagon’da, ABD’li dört yıldızlı generale açıklanan ABD stratejisi COVID19 nedeniyle yavaşlamadı, tersine ivme kazanmış durumda…

ABD’nin Ortadoğu politikaları oldukça açık… Irak, Libya ve Suriye’nin geldiği aşama ortada… Ve tarih tekerrür ediyor… ABD’nin Ortadoğu politikası, COVID19’dan da beter…

Kaynakça:

(1) Tim Weiner, Legacy of Ashes-The History of the CIA (Enkaz Devralmak-CIA Tarihi), 2007.

(2, 3, 4, 5) Tim Weiner, Legacy of Ashes-The History of the CIA (Enkaz Devralmak-CIA Tarihi), 2007.

(6) https://www.bbc.com/turkce/dunya/2016/07/160706_iraq_chilchot_rapor (Erişim, 10 Nisan 2020)

(7)https://www.hurriyet.com.tr/video/saddam-huseyin-heykelini-deviren-irakli-yeniden-dikmek-isterdim-36133852 (Erişim, 10 Nisan 2020).

(8) https://www.globalresearch.ca/we-re-going-to-take-out-7-countries-in-5-years-iraq-syria-lebanon-libya-somalia-sudan-iran/5166 (Erişim, 10 Nisan 2020).

Tüm yazılarını göster