İdlib, sadece İdlib mi?

Naim Babüroğlu Yazar naimbaburoglu@gmail.com

İdlib, Suriye yüzölçümünün yüzde 5’i kadar. Yani taktik bir alan. Fakat teröristlerin, muhaliflerin geleceğini; Özgür Suriye Ordusu’nun durumunu; Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını ve sığınmacıları doğrudan etkileyecek bir potansiyele sahip. Tüm taraflar Menbiç’le Fırat’ın doğusuna odaklanmışken, El Kaide’nin Suriye uzantısı Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) İdlib’in büyük bölümünü ele geçirdi. HTŞ’yle diğer muhalifler arasında yaşanan çatışmalar sonucunda, Türkiye destekli bazı muhalif gruplarda kopmaların yaşandığı, HTŞ’ye katılımın olduğu; bazılarının silah bıraktığı ve yaklaşık iki bin kişinin Afrin’e sığındığı ortaya çıktı. HTŞ, eski adıyla El Nusra, Irak İslam Devleti adını taşıdığı dönemde IŞİD’in Suriye koluydu. İdlib’in yaklaşık yüzde 70’ini kontrol edecek güce ulaştı. HTŞ, El Nusra ve El Kaide gibi, BM, ABD ve Rusya’nın “terör örgütleri listesinde” yer alıyor. Türkiye, HTŞ’yi 31 Ağustos 2018 tarihinde terör örgütleri listesine aldı. (1)

İdlib’te yaklaşık 50 bin El Kaide türevi terörist var. İdlib’in Hatay’la sınırı 130 kilometre civarında…

Sadece Türkiye, Rusya, İran ve Suriye değil, Çin de İdlib’le ilgili. Çin’in ülkeye dönmelerini istemediği, Uygurlu’ların oluşturduğu ¨Türkistan İslam Partisi de (TİP)¨ radikal gruplardan biri. Yaklaşık dört-beş bin silahlı militanı var. TİP’in HTŞ’yle bir sıkıntısı yok. Çeçen ve Dağıstan’lı radikal silahlı gruplar da İdlib’te yuvalananlar arasında. Rusya, bu unsurları ülkelerine dönmeden yok etme kararlığında.

Afganistan, Pakistan, El Kaide, Taliban

1979’da başlayan Afganistan işgali sonunda, Sovyetler İmparatorluğu çöküşe doğru hızla yol almaya başladı. İşgalin, Sovyetlere maliyeti yaklaşık 50 bin ölü ve 60 milyar dolardı. ABD’nin, Afganistan’da Sovyet işgaline son vermek için eğittiği ve silahlandırdığı radikal gruplar, daha sonra Taliban ve El Kaide adıyla dünyanın ve ABD’nin başına bela oldu. Brzezinski’ye, “Radikal İslamcıları desteklediğiniz, onlara silah sağladığınız ve onları eğittiniz için pişman değil misiniz” sorusu sorulur. Cevabı çok netti: “Dünya tarihi için hangisi daha önemlidir? Taliban mı, yoksa Sovyet İmparatorluğu’nun çökmesi mi? Kışkırtılmış birkaç Müslüman mı, yoksa Orta Avrupa’nın özgürleşmesi ve ‘Soğuk Savaş’ın bitmesi mi?” (2)

Sovyetler, 1979 yılında Afganistan’ı işgal ettiğinde ABD, 22 yaşındaki Usame bin Ladin’i harekete geçirdi. Bin Ladin, ailesinin servetini kullanarak 1984’te Afganistan için gönüllüler toplamak amacıyla, Suudi gizli servisinin yöneticisi Prens Türki’yle işbirliği yaptı. Gönüllü savaşçılar için Pakistan’ın Peşaver kentinde bir konukevi yaptırdı. Kurduğu örgüt için silah satın aldı. 1987 yılında Sovyetler Birliği’ne karşı bizzat çatışmalara katıldı.

Radikal grupların ihtiyacı olan para, CIA ve Pakistan İstihbarat Örgütü üzerinden verildi ve ABD’de eğitim kampları açıldı.(3) Taliban, Pakistan’ın sınır kenti Peşaver’de örgütlendi, güçlendi. Ardından, Pakistan’da günümüze kadar devam eden çatışmalara neden oldu. Taliban, Pakistan’ın toplumsal dokusuna da sirayet etmiş ve ülkenin başına bela olmuştu.

ABD’nin eseri olan bu radikal unsurlar, 11 Eylül 2001’de New York’ta ABD’nin ikiz kulelerini yerle bir edecekti. El Kaide’den IŞİD türeyecek, IŞİD’den El Nusra ve sonra HTŞ ortaya çıkacaktı. HTŞ, 2019’un başında Türkiye sınırında Suriye’de İdlib’in büyük bölümünü ele geçirecekti.

Peşaver Pakistan’da; İdlib de Türkiye’de değil Suriye’de. Ancak İdlib’in Türkiye’yle yaklaşık 130 kilometrelik bir sınırı var. El Kaide’yi, IŞİD’i kullanan ABD’nin, HTŞ’yi de kendi ulusal çıkarları doğrultusunda, Türkiye dâhil diğer ülkelere karşı kullanacağını öngörmek abartılı bir yaklaşım değil. ABD’nin, PYD/PKK terör örgütüne verdiği destek ortada . ABD Başkanı Trump, Fırat’ın doğusunda 32 kilometre derinliğinde bir “Güvenli Bölge” oluşturma planını, 14 Ocak 2019’da paylaştığı bir tweetle duyurdu. Trump’ın bu açıklaması, Türkiye’nin güneyinde bir PKK terör örgütü devletçiğinin işaret fişeğidir.

SOÇİ ANLAŞMASI

17 Eylül 2018’de Rusya Soçi’de, Türkiye ile Rusya arasında yapılan zirvede İdlib için şu kararlar alınmıştı:

- 15 Ekim 2018’e kadar, 15-20 kilometre derinliğinde bir silahsızlandırılmış bölge oluşturulacak,

- 10 Ekim 2018’e kadar, silahsızlandırılmış bölgede bulunan tank, roket, havan ve top gibi ağır silahlar çekilmiş olacak,

-15 Ekim 2018’e kadar Muhalifler bulundukları yerlerde kalacak. Ancak, terörist olarak adlandırılan Heyet Tahrir el Şam (Nusra) dâhil diğer gruplar silahsızlandırılmış bölgeden çıkarılacak,

- Silahsızlandırılmış bölge sınırlarının iki yönünde Rus ve Türk askeri devriye görevini yapacak,

- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 12 Gözlem Noktası takviye edilecek,

- 2019 Ocak ayına kadar, Halep-Hama-Şam-Ürdün (M5) ve Lazkiye-Halep (M4) yolu açılacak,

- Rusya, İdlib çatışmasızlık bölgesine saldırı yapılmayacağını sağlamak için gerekli önlemleri alacaktı.

Bu kararlarla, Rusya destekli Suriye ordusunun İdlib operasyonu engellenmiş, sivil halkın kayıpları ve Türkiye’ye olası sığınmacı akını önlenmişti.

Soçi anlaşması gereği, 2019 başında açılması gereken M4 ve M5 karayolunun kontrolü şu an HTŞ terör örgütünde. Belirlenen 15-20 kilometre derinliğindeki Silahsızlandırılmış Bölge’nin önemli bir bölümü de HTŞ’nin elinde. TSK’ya ait 12 Gözlem Noktası çevresinde yer alan yerleşim birimlerinin bazıları HTŞ’nin kontrolünde.

İdlib’e operasyon

HTŞ terör örgütünün İdlib’te alan kazanması ve Soçi anlaşmasının önemli maddelerinin yerine getirilememesi Rusya destekli Şam’ın bir operasyonunu gündeme getirir mi?

Bölgede Rusya’nın keşif uçuşlarının artması; Suriye ordusunun İdlib güneyine yaptığı topçu atışlarının yoğunluğu ve İdlib güney batısı-güneyi-güney doğusuna takviye birlik göndermesi bir operasyon hazırlığının emaresi. Suriye, ayrıca Menbiç güneyine de birlik yığmakta.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın yaptığı, İdlib, Suriye’nin en önemli terör üslerinden biri haline gelmiştir. Rusya, varlığına tehdit oluşturmaya başlayan bu konuda gerekli adımları atacaktır.” açıklaması, operasyon olasılığının masada olduğunun bir işareti. (4)

Türkiye için seçenekler

Fırat’ın doğusuna ve Menbiç’e odaklanan Türkiye, İdlib’te ortaya çıkan bu yeni durumla karşı karşıyadır. Menbiç ve Fırat doğusuna odaklanmışken, İdlib’te HTŞ ile diğer gruplar arasındaki çatışmalar, zamanlama yönünden dikkat çekici. Suriye’nin İdlib’e operasyon seçeneğinde, Türkiye ve Rusya’nın uzlaşarak bir orta yolu bulacakları görüşü ağır basıyor. Türkiye, Şam’ın Rusya destekli İdlib operasyon seçeneğini HTŞ’nin gelecekte oluşturacağı tehdidi dikkate alarak değerlendirmeli. ABD, El Kaide’yi, IŞİD’i nasıl kullandıysa HTŞ’yi de öyle kullanacaktır. İdlib’te HTŞ’ye karşı bir operasyona karar verilmesi durumunda Türkiye’nin, sivil halkın göçünü Afrin ve Fırat Kalkanı Bölgesi’ne yönlendirmesi en uygun çözüm gibi görülüyor.

Kitapta stratejinin hükmü: ¨Hedef stratejinin anahtarıdır, mantıklı ve tutarlı olmayan bir hedefe hiçbir strateji ile ulaşılamaz.¨

(1) Hürriyet, Uğur Ergan’ın haberi, 1 Eylül 2018.

(2) Jürgen Elsasser, Batılı Gizli Servislerden IŞİD’e Giden Yol, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2015.

(3) Jürgen Elsasser, Batılı Gizli Servislerden IŞİD’e Giden Yol, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2015.

(4) https://www.sozcu.com.tr/2019/dunya/rusya-savunma-bakanligindan-dikkat-ceken-idlib-aciklamasi-3075041/

Tüm yazılarını göster