Emin Çölaşan: Karşı tarafta Biden olunca, alemi korkutan dünya liderimiz sessizliğini bozamadı

Abone ol

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, bugünkü köşe yazısında 1915 olayları için 'soykırım' ifadesini kullanan ABD Başkanı Joe Biden'a AKP iktidarının sert sözlerle karşı çıkamadığı değerlendirmesini yaptı.

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, bugünkü köşe yazısında ABD Başkanı Joe Biden'ın 1915 olayları için 'soykırım' ifadesini kullanmasıyla başlayan tartışmaları değerlendirdi.

Erdoğan'ın Biden'a 'sert çıkış' yapamadığını savunan Çölaşan, AKP iktidarı tarafından yürütülen dış politikada Türkiye'nin saygınlığının kalmadığını belirterek, "Saygınlık sıfır! O kadar ki, karşı tarafta Biden olunca, bütün alemi korkutan dünya liderimiz bile sessizliğini bozamıyor" dedi.

Çölaşan, yazısında şunları kaydetti:

Sevgili okurlarım yıllardır beklenen, ancak açıklanması her yıl ertelenen “Ermeni soykırımı” ifadesi en sonunda patladı.

ABD başkanları her yıl 24 Nisan günü bu olayı “Büyük felaket” olarak tanımlar ama hiçbir zaman “Soykırım” demezlerdi.

Yeni başkan Biden bunu yaptı.

Beklerdik ki bizi yönetenler her konuda olduğu gibi bu sözlere de sert çıksın, gerekirse “Karşılığını işte böyle alırsın Biden efendi” diye karşı saldırıya geçsin!

Ama bir türlü yapamadılar.

Bundan sonra da yapamayacaklar.

Beklerdik ki, bir sürü ülkeye anında sert çıkan, gerekirse posta koyarak onları korkutmaya ve sindirmeye kalkışan dünya liderimiz Recep Bey bu sürpriz açıklama konusunda da aynı tavrı sergilesin, sert çıkıp ABD ve yeni başkanına geri adım attırsın, hatta mümkün olursa korkutsun!

★★★

Ama olmadı, bunu yapamadı.

Yumuşak, efendice davrandı…

Hatta onun bu tavrı pek çok yabancı medya kuruluşu tarafından hafif bir alay etme edasıyla manşetlere çekildi:

“Erdoğan sessiz kaldı. Frene bastı!”

Oysa Biden bizi can evimizden vurmuş, tarihin gerçeklerini inkâr etmeye, çarpıtmaya yeltenmişti.

Birkaç klasik eleştiri dışında Recep Bey'in sesi soluğu fazla çıkmadı.

Kendi söylemesi gereken sözleri Saray danışmanlarına, partisinin yetkililerine falan söyletmeyi yeğledi.

Tabii bu arada Devlet Bahçeli de unutulmamalı!

★★★

Sevgili okurlarım, sözde Ermeni soykırımı iddiasıyla ilgili bütün belgeler devlet arşivlerinde yer alıyor.

Bunlar arasında “soykırımcı (!)” takımını zora sokacak niceleri var.

Recep Bey bunlar arasından birkaçını çıkarıp Biden başta olmak üzere bütün dünyaya olay henüz taze iken gösteremez miydi, “İşte size tarihi gerçekler” diyemez miydi?

Saray'da yüzlerce maaşlı danışmanı var.

Onlar kendisini uyaramaz mıydı?

★★★

Peki acaba bundan sonra neler olur?..

Hiçbir şey olmaz!

Bizimkiler her gün bütün dünyaya sert çıkıp posta koyarken, bu kez ABD bizimkileri zor duruma düşürdü.

Biden eğer soykırım demeseydi, bizim ekipten hemen alkışlar ve övgüler gelecekti:

“Bu durum ülkemizin uluslararasındaki gücünü bütün dünyaya bir kez daha kanıtlamıştır!”

Sonra belki başka açıklamalar yapılacaktı:

“Önce soykırım demeyi düşünen Biden yaptığımız girişimler sonucunda vazgeçmiş ve soykırım demesi engellenmiştir!..”

Bravooo!

★★★

Açıkça itiraf edelim, bütün dünyada saygınlığımızı yitirmiş durumdayız.

İkisi dışında yanımızda bize dost olduğu iddia edilecek ülke kalmadı.

Biri Azerbaycan.

Diğeri ise yönetimi hırsızlardan, ahlâksızlardan, din tüccarlarından ve büyük sahtekârlardan oluşan Katar.

Suudi Arabistan'la aynı kefede!

★★★

Bu iktidar sadece ülkemizin çıkarlarını değil, dış politikamızı da mahvetti.

Bir sürü büyükelçiliklere kendi partililerini atadı.

O meşhur kadın, Merve bile şimdi yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti'ni büyükelçi olarak temsil ediyor!

Washington'da ülkemizi resmen temsil eden bir büyükelçimiz var ama yok!

Haftalar ve aylar geçti, Murat Mercan isimli büyükelçi henüz güven mektubunu sunamadı, görevine resmen başlayamadı.

Bu şahsın da AKP'nin eski milletvekili olduğunu unutmayalım.

Böyle dış politika olur mu?

Böyle bir ülkenin yurt dışında saygınlığı kalır mı?

Zaten kalmış olsaydı, “Soykırım” diyen ABD Başkanı'nı belgelerle mahveder, anasından emdiği sütü adeta burnundan getirirlerdi.

Biden konuştu, birkaç klasik cümle dışında bizimkiler suskun kalmayı yeğledi.

★★★

Her fırsatta acı konuşurlar:

Tek parti dönemi…

Atatürk ve İnönü, iki sarhoş!..

Siz o tek parti döneminin, o iki “Sarhoşun” ellerini öpün.

Onların döneminde dış politikamızın bütün dünyada saygınlığı vardı.

Sonra nice başbakanlar, nice cumhurbaşkanları geldi geçti ama hiçbiri Dışişleri Bakanlığımızı bunların yaptığı gibi particiliğe, siyasete alet etmedi.

Hiçbiri bağıra çağıra başka ülkelere posta koymadı.

Asarız, keseriz, mahvederiz demediler.

★★★

Hatay'ı sessizce aldık, Kıbrıs'ı güç kullanarak aldık ama o alanlar “Biz adama işte böyle geçiririz” edebiyatına asla başvurmadı.

ABD Başkanı Johnson yıllar önce Türkiye'ye karşı bir terbiyesizlik yaptı, Başbakan İnönü'den gerekli yanıtı aldı.

Onlar bizim ulusal onurumuzu hiçbir zaman satmadı.

Bizi küçük düşürmediler.

Bir de şimdiki duruma bakalım!

Neredeyse bütün ülkelerle papaz olmuş durumdayız.

Biz vazgeçtik, şimdi başkaları bize posta koyuyor, nasihat veriyor.

Saygınlık sıfır!

O kadar ki, karşı tarafta Biden olunca, bütün alemi korkutan dünya liderimiz bile sessizliğini bozamıyor.

Murat Muratoğlu: Rüşvet, torpil, hortumculuk, yalan dolan olur ama bira maazallah… Siyaset Deniz Zeyrek: Artık eminim; 'Yaparsa AK Parti yapar!' Siyaset Çarpıcı anket sonuçları: AKP'nin kendi seçmeni bile 'lebaleb' kongreleri doğru bulmadı Siyaset Meral Akşener'in Erdoğan'a yönelik eleştirilerine Ömer Çelik'ten tepki Siyaset