• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 8 °C

'Yırca'da halk sağlığı ile oynanıyor'

'Yırca'da halk sağlığı ile oynanıyor'
Çevre Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası, Yırca'da 6 bin zeytin ağacının sökülmesini protesto etti.

Serkan ÖZDEMİR / SOMA (Manisa), (DHA) - Çevre Mühendisleri Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası, Kolin Şirketler Grubu tarafından Manisa'nın Soma İlçesi, Yırca Mahallesi'ndeki termik santral yapılacak sahadaki 6 bin zeytin ağacının üzerindeki tonlarca ürünün toplanması bile beklenmeden kökünden sökülmesini protesto edip, yerlerine 300 zeytin fidanı dikerek, köylülere ve çevrecilere destek verdi.

Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, söz konusu satralin yapımı için verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu'nun hiçbir yerinde zeytin ağaçlarının kesileceğinden bahsedilmediğini vurgulayarak, "ÇED raporunda belirtilmeyen bir husus uygulamada gerçekleştirilemez" dedi.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, Ziraat Mühendisleri Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Özden Güngör'ün de katıldığı fidan dikiminde konuşan Yırca Mahallesi Muhtarı Mustafa Akın, "Kesilen zeytinlerimize ağaç diyemiyorum. Çünkü onlar bizim evlatlarımızdı. Keşke 12 saat daha dayanabilseydik, ağaçlarımız kesilmemiş olacaktı. Ama buna gücümüz yetmedi" dedi.

Bakanlar Kurulu'nun aldığı 'acele kamulaştırma' karanının durdurulduğunu, şimdi de iptalini beklediklerini söyleyen muhtar Mustafa Akın, "Danıştay'ın, acele kamulaştırmanın yürütmesini durdurma kararı köylüleri buruk bir sevince boğdu. İnşallah bundan sonra kararın iptalini bekliyoruz. Kesilen ağaçlar yerine fazlasıyla dikilecek. Ancak köylümüz, 15- 20 yıl kaybetti. Artık, daha kıt kanaat yaşayacaklar, zorluk çekeceklerdir" diye konuştu.

"KÖYLÜMÜZÜN MÜCADELESİ BİZİM DE MÜCADELEMİZDİR"

Ziraat Mühendisleri Odaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Özden Güngör ise, tarım alanlarının rant uğruna betonlaşmaya başladığını belirterek, "Hükümetin çıkarttığı acele kamulaştırma kararı var. Buradaki amaç, termik santraller, yollar ve buna benzer çevremizi kirleten, doğamızı bozan neler varsa bunların biran önce yapılmasıdır. 6 bin zeytin ağacımız burada katledildi, kesildi ve yok edildi" dedi.

Ziraat mühendisleri olarak termik santrallere karşı değil, burada yapılmasına karşı olduklarını belirten Özden Güngör, "Soma'da daha önceden pamuk ekilirdi, bağlar vardı. Şimdi bu politikalar nedeniyle bunların hepsi yok oldu. Artık üreticilerimiz maden ocaklarında işçi konumuna geldiler. Hükümetin, bu tutumundan vazgeçmesini istiyoruz. Yırca Mahallesi'nin arkasındayız. Köylümüzün mücadelesi bizim de mücadelemizdir" diye konuştu.

ZORBACA TAVIR TEPKİSİ

Doğasını, ekmeğini, toprağını korumak için mücadele veren köylülere karşı zorbaca tavır uygulandığını, bunun ülke tarihine 'kara bir leke' olarak geçtiğini belirten TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baran Bozoğlu, "Sadece yurttaşlara değil, yüzyıllar boyu yaşayabilen, tarım alanı ve zeytinlik alan vasfına sahip bölgede bulunan zeytin ağaçlarına da aynı zorbalık gösterilmiştir. Büyük emeklerle yetiştirilen zeytinlerin dahi toplanmasına izin verilmemiştir" dedi.

17 Mart 2014 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca verilen ÇED olumlu kararına ilişkin firma tarafından verilen taahhütlerle somut uygulamaların karşılaştırılmasını yapmak adına Yırca Köyü'nde santral proje sahasında incelemelerini büyük oranda tamamladığını vurgulayan Bozoğlu, şunları söyledi:

"Belirteceğim hususlar ÇED raporundaki sorunlardan sadece bazıları. Daha detaylı bilgiler ÇED olumlu kararı iptal davası metninde yer alacak ve kamuoyu ile de daha sonra paylaşılacak. 1/100 binlik planın iptal edildiği belirtilmektedir. Yani saha plansızdır. Üst ölçekli plan olmadan inşaat izni alınamamaktadır. Peki inşaata nasıl başlanmıştır? Halkın katılımı toplantısı 3.5 kilometre mesafedeki Soma merkezde yapılmıştır.

Oysa en yakın yerleşim olan 1125 metre mesafedeki Yırcalı Köyü'nde yapılması gerekirdi. Sırf bu nedenle bile ÇED olumlu kararının iptal edilmesi gerekmektedir. Çünkü yönetmelikte ve ÇED sürecinin ilkelerinde en yakın yerleşim yerinde ve halkın kolaylıkla ulaşabileceği yerde toplantıların yapılması zorunluluktur. Yırca köylülerinin, yani ağaçları proje alanında olan insanların toplantıya katılımları için çaba harcanmamış, ÇED süreci adeta köylülerden kaçırılmıştır. Proje kapsamında elden çıkacak tarım alanı miktarının belli olmadığı yazılmıştır. Bu netleşmeden kesinlikle ÇED kararı verilmemeliydi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı büyük bir hata yapmıştır. Tarım alanı bile belirtilmeden, tespit edilmeden nasıl ÇED olumlu kararı verilebilir? Nasıl çevresel ve sosyal etkiler değerlendirilebilir?

Raporun üç yerinde 4086 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılaştırılması Hakkında Kanuna göre Zeytincilik Araştırma İstasyonu'ndan izin alınarak faaliyete başlanacağı taahhüt edilmiş. Bu izin alınmış mıdır? Öte yandan, alınacak izin, raporun ekinde bulunan ekolojik değerlendirme raporunda da belirtildiği gibi sadece faaliyetin (kurulacak termik santralin çalışması ile birlikte) zeytin ağaçlarının gelişimi ve üremesini engelleyip engellemediğine ilişkin bir izin olabilecektir. Yani kesilmesiyle ilgili değil. Raporda, zeytin ağaçlarının taşınacağından bahsedilmiş ama nasıl, nereye, kaç ağaç taşınacağı ve buna ilişkin izin sürecinden bahsedilmemiştir.

Ağaçlar hukuken, ekolojik olarak, bilimsel olarak kesinlikle kesilemez ve sökülmez. İlgili bölümlerde dosyada modellemelerde kullanılan meteorolojik verilerin 44 kilometre mesafedeki Akhisar istasyonundan alındığı belirtilmiştir. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde 18040 Numaralı Soma Meteoroloji İstasyonunun ölçüm yaptığı bilgisi yer almaktadır. Ancak bu istasyonun verileri kullanılmamış, daha uzak bir istasyon verisi kullanılmıştır. Modelleme çalışmasında 2004 verilerinin kullanılması ise büyük bir skandaldır. Bakanlığın değerlendirme sırasında bu konuları görmemesi düşündürücüdür. Modelleme çalışmasında yapılan bu hatalar termik santralin çalışması ile birlikte en önemli etki olan hava kirliliğinin ön görülemediğini göstermektedir.

Bakanlığın en çok sorgulaması gereken bu konunun ÇED raporunda büyük hatalarla geçiştirilmesi çok ama çok büyük bir yanlıştır. Direk olarak halk sağlığı ile oynanmaktadır. Raporun hiçbir yerinde zeytin ağaçlarının kesileceğinden bahsedilmemektedir. ÇED raporunda belirtilmeyen bir husus uygulamada gerçekleştirilemez."

"HALK SAĞLIĞI VE YAŞAM HAKKI İLE OYNANMAKTADIR"

ÇED raporunda, çevresel fayda maliyet analizinde elden çıkarılacak zeytinlikler ve tarım ürünlerinden bahsedilmediğini de vurgulayan Bozoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece birkaç örnekte bile ÇED raporunun gerçekleri yansıtmadığı görülebilmektedir. Öte yandan, çevresel etki ve sosyal etki değerlendirmeyle ilgili hususlar raporda yeterince bilimsel olarak yer almamaktadır. Halk sağlığı ile, yaşam hakkı ile oynanmaktadır. Tarım arazilerinin yok edilmesi süreci hızlandırılmaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bir yandan kamu spotu ile tarım arazilerine inşaat yapmayın derken, kendisi bu katliama sessiz kalmaktadır. Her konuda yorum yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı neden kendi alanları ile ilgili bu konuda yorum yapmaktan kaçınmaktadır?"

NE YAPILMALIDIR?

Bozoğlu, yapılması gerekeni ise şöyle özetledi:

"ÇED raporundaki hatalar, yanlış ve eksik bilgiler nedeniyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED olumlu kararını iptal etmeli ve Çevre Kanunu Madde 15'e göre faaliyeti süresiz durdurulmalıdır. Yine Çevre Kanunu 20/e maddesine göre her bir uygunsuzluk için para cezası acilen uygulanmalıdır. Madde 26'ya göre ise yanlış bilgi veren kişiler hakkında mahkemelerce işlem yapılmalıdır.

Çevre Mühendisleri Odası, bu usulsüzlükleri yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunacak ve ÇED raporunun olumlu kararının iptali için de dava açacaktır. Çok net olan bu usulsüzlüklere dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevini yerine getirmelidir. Aksi halde, kanunlarını yönetmeliklerini çiğneyecek, toplumda oluşmaya başlayan bakanlık/şirket ilişkilerine olan inanç güçlenebilecektir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu konuda topu taca atamaz. Bu aşamada tek sorumlu ve harekete geçmesi gereken bakanlıktır. Çevre ve Şehircilik Bakanı, hayatında 3 dakikayı Çevre Bakanı olarak yaşamalı ve biran önce harekete geçmelidir. Bu rapor sonrasında, Çevre ve Şehircilik Bakanının ve hükümetin harekete geçmemesi çevresel hassasiyetler ve hukuk konusunda samimiyetlerini net bir şekilde ortaya koyacaktır. Eğer bugün ÇED raporu üzerinden tespit edilen bu sorunlara dair işlem yapılmaz ise, yarın birçok bölgede daha vahim çevre sorunları ve zorbalıklarla karşılaşılması içten bile değildir."

AVUKATTAN AÇIKLAMA

Greenpeace'in ve köylülerin avukatı Deniz Bayram da Danıştay'ın santralin yapılacağı alanla ilgili acele kamulaştırma kararının yürütmesinin durdurmasının ardından Kolin Grubu'ndan yapılan, "Şirketimizce bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hukuka uygun şekilde hareket edilecektir" açıklamasına tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan Deniz Bayram, şirketin yaptığı ağaç kesiminin hukuka aykırı olduğunu bir kez daha vurguladı. Bayram, şunları söyledi:

"Anayasa'da yer alan 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun gereğince zeytinlik alanlar hukukun koruması altındadır. Her ne kadar acele kamulaştırma kararı alınmış olsa da, acele kamulaştırma kararı diğer yasalarda ve anayasada belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmeyeceği anlamına gelmez.

Bu konuda görevli ve yetkili olan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı Manisa İl Tarım Müdürlüğü, Eylül ayında başlayan ağaç kesimleri üzerine, 22 Eylül'de, bu alanda zeytincilik yapıldığını tespit etmiş ve bu alanın tarım dışı amaçla kullanımına izin vermemiştir. Hukuka aykırı olarak başlayan ağaç sökümleri nedeniyle Müdürlük, zeytin ağaçlarının sökümünün engellenmesi için gerekli tedbirlerin alınması konusunda idari birimlere yazı yazmış ve bu yazı, ağaç sökümü yapan şirkete de tebliğ edilmiştir.

Bunun yanı sıra şirketin alanda çalışma ve inşaata başlayabilmesi için, yasalar gereğince gerekli ruhsat ve izinleri mevcut değildir. Acele kamulaştırma kararına karşı Greenpeace ve Yırca köylüleri tarafından dava açılmış ve bu davada yürütmenin durdurulması talebimiz devam ederken cuma günü sabaha karşı 6000 zeytin ağacı hukuksuz bir biçimde söküldü."

Avukat Bayram, İlçe Tarım Müdürlüğü'nden aldıkları bilgilere göre, şirkete 500 bin liranın üzerinde para ceza kesildiğini de öğrendiklerini belirtti.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2017 Gerçek Gündem | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.