Ülke dahi adaylarından geçilmiyor... Verilere göre, ülkemizdeki her 100 çocuktan 30'unun dahi olduğu düşünülüyor! Bir dönem çocuk doğurarak mucize yarattığını sanan bazı annelerin çocukları üstün zekalı olmuş bes belli... Bu veriye bakacak olursak, yapay zeka devrimini de bizim ateşleyeceğimizden kimsenin şüphe duymaması lazım. Gelecekte olası pandemilerde ışık hızıyla aşıyı da ilk bizim bulacağımızdan eminim...

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren ve özel yetenekli ve üstün zekalı çocukların eğitimi için hizmet veren BİLSEM'lere son üç yılda aday gösterilen öğrenci sayısı tam 4.3 kat artarak, 1 milyon 74 bin 489 olmuş...

Öyle ki aileler çocuklarının yeteri kadar üstün zekalı olmadığını düşünerek, BİLSEM hazırlık kurslarına gönderdiğinden, yeni bir sektör bile oluşmuş. Lise ve üniversiteye hazırlık sınavları yetmemiş olacak ki, ilkokulda biraz rahat nefes alan çocukların da rahatlığı ortadan kaldırılmış görünüyor. Sınav stresi ilkokul seviyesine çekilmiş...

2015 yılından beri ilkokul 2,3 ve 4'üncü sınıf öğrencilerinin kabul edildiği BİLSEM, üstün veya özel yetenekli öğrencilerin bu yeteneklerinin farkında olmalarını ve kapasitelerini geliştirerek, bilim ve sanat insanları olarak yetişmelerine olanak sağlayan bir sistem.

Sınıf öğretmenleri, öğrencilerini izleyerek üstün zekalı olduğunu düşündüğü öğrencileri için bir form dolduruyor ve Bakanlığa ileterek, aday gösteriyor. Bakanlığın hazırladığı sınavda başarılı olan öğrenciler, BİLSEM'de özel eğitim alma hakkına sahip oluyor. Eğitimler, okul saatleri dışında, bu merkezlerde gerçekleştiriliyor.

BİLSEM'lerin kurulması, üstün zekalı ve özel yetenekli çocukların bu yönlerinin geliştirilmesi, bilim ve sanat insanları olarak yetiştirilmesi çok önemli ve değerli. Ancak sorun başta aileler ve öğretmenlerin kendi yarışlarına çocukları dahil etmeleri...

Eğitimle ilgili çok değerli araştırmalar yapan Tedmem'in 2020 Eğitim Raporu'na göre, dünya genelinde her 100 öğrenciden yalnızca 2’sinin üstün/özel yetenekli olduğu tahmin edilirken, Türkiye’de 1, 2, ve 3. sınıflarda eğitim gören her 100 öğrenciden yaklaşık 30’u özel yetenekli olduğu düşünülerek BİLSEM’lere aday gösterilmiş.

Bir taraftan ailelerin baskısı, diğer taraftan öğretmenler arası rekabet ve aday gösterme sürecindeki sınırlılıklar yetenek taramasına yönlendirilen öğrenci sayısının büyük ölçüde artmasına neden oluyor.

Pek çok aile BİLSEM’lere giriş için çocukları üzerinde baskı oluşturarak, test kitapları ya da kurslar aracılığıyla öğrencilerin sınava hazırlanmasını teşvik ediyor.

Bu durum BİLSEM’lere hazırlık için yeni bir sınav sektörünün ortaya çıkmasına neden oluyor.

Umalım ki raporun öneri kısmını aileler, öğretmenler tarafından dikkate alır, sistem daha doğru işler ve miniklerin bu anlamsız yarıştan yara almaması sağlanır:

Aday gösterilen öğrenci sayısındaki artış göz önünde bulundurulduğunda, her sınıf öğretmeninin aday göstereceği öğrenci sayısı için makul bir oran/sayı belirlenmesi, sınıf öğretmeninin gözlemi dışında alternatif yöntemler kullanılması, bireysel ve bölgesel farklılıklara duyarlı alternatif tanılama yöntem ve araçlarının kullanılması ve öğrencilerin tanılanmasında süreç değerlendirmelerine de yer verilmesi doğru tanı oranını artırmada etkili olabilir ve sürecin etkililiğine katkı sağlayabilir.