Pandemi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik etkilerini yakıcı bir şekilde göstermeye devam ediyor. Bunlardan payını alandan biri de özel eğitim.

Bir süredir özel eğitim kurumlarının sıkıntılı olduğu konuşuluyordu. Özellikle de bazı zincir okulların büyük zorluklar içinde olduğu...

Kimi zincir okulların francahise yönetmiyle kampüslerini elden çıkardığı, kimi okulların da satmak için alıcı aradığı belirtiliyor. Tüm eğitimcilerin birleştiği en büyük iddia ise Sancak Grubu'nun eğitim alanından çekildiği... Hoş, onlara göre bu durum idida bile değil, gerçek...

2011 yılında eğitim alanına giren Sancak Grubu'nun satabildiği kampüsleri sattığı ve bu alandan çekilme kararı aldığını anlatan eğitimciler, bir süredir de bazı kampüslerin birleştirildiğini kaydettiler. Kaldı ki internet sitelerinde yer alan sayılar da bu bilgileri doğruluyor; Sancak Grubu'nun internet sitesinde 14 ilde 38 kampüs olduğu kaydedilirken, Mektebim Koleji'nin internet sitesinde 11 ilde 31 kampüs yer olduğu ifade ediliyor.

Mektebim Koleji dışında kısa bir süre önce satışı gerçekleştirilen başka bir zincir okulun da maddi sıkıntı yaşadığı sektörde konuşulanlar arasında...

Bütün bunlarla birlikte Mektebim Koleji'nin öğrencileri mağdur etmeyeceğini düşünüyorum. Tüm satış ve devir işlerinin haziran ayında gerçekleşeceğini umuyorum.

Peki neden böyle oldu? Zincir okullar pandemi nedeniyle zor günler geçirirken, bu krizden neden bir tek butik okullar büyük yara almadan çıktı? Kapitalizm için kullanılan o ünlü 'Büyük balık küçük balığı yer' deyişi, neden eğitim alanında gerçekleşmedi?

Çünkü eğitim ticarileştirilemez de ondan..! Zincir okul sahiplerinin çoğunluğu eğitim dışında faaliyet gösteren şirketler. Bir eğitim kurumuna bir inşaat şirketi ya da çorap fabrikası gibi bakarsanız, yönetemezsiniz işte...

Zincir okulların en önemli maliyeti yüksek kiralar. Pandemi nedeniyle kapasiteleri neredeyse yarı yarıya indi. Özel okullardaki öğrenci kaybının 300 bin olduğu kaydediliyor. Hal böyle olunca, bu okullar da çareyi yüksek yemek, servis vs. ücretlerinde aradı. Ama olmadı... Kan kaybı durdurulamadı, maliyetler düşmedi, velilerin haklı isyanı sonucu öğrenci kayıpları devam etti.

Bu dönemin 'kazananı' ise butik okullar oldu. Çünkü onlar eğitimciler tarafından kurulan, yönetilen okullar. Ekonomik büyümeyi öncelemeyen, hırstan uzak, eğitimin öneminin farkında olan, öğrenciyi, veliyi anlayan bir yönetim anlayışıyla hareket ettikleri için, yemek ve servis ücreti, KDV gibi konularda velilerde güven oluşturdular. Bu nedenle de pandemide büyük yara almadılar.

15 milyar liranın üzerinde bir büyüklüğü olan özel eğitim sektörünün pandemiyle birlikte yüzde 5 küçüldüğü tahmin ediliyor. Tek dileğimiz, devlet okullarında öğrenim gören milyonlarca öğrencinin eğitime ulaşamadığı için mağdur olduğu gibi, özel okul öğrencilerinin mağdur olmaması... Pandemi dönemin en şanslı kesimi olarak gördüğümüz bu çocuklarımızın aynı kaderi paylaşmaması umuduyla...