Yaklaşık iki gün önce, MHP'ye yakınlığıyla bilinen Türk Eğitim Sen'in Genel Başkanı Talip Geylan kızgın ve içinde çarpıcı iddialar barından bir tweet attı. Sayın Geylan, “Çok günahkarsınız! Bari, ayıbınızla sessizce oturun” başlığıyla yazdığı tweet serisinde, şunları paylaştı: “Bilmem ne cemiyetinin başkanı mutad toplantılar düzenliyor. Rektör, il ve ilçe milli eğitim müdürleri, seçilmiş(!) okul müdürleri ve yine 'seçilmiş' STK temsilcileri; yani ilin eğitimle ilgili resmi sivil ilgilileri el mahkum toplantının iştirakçileri.. Toplantıların ekabiri ise malum cemiyetin başkanı. Kendisinin orta öğretim mezunu bir esnaf olmasına bakmayın. İlin eğitim planlaması, okul türlerinin belirlenmesi, yönetici görevlendirmeleri, öğretmen dağılımları, eğitimle alakalı bilimum iş ve işlemler 'abi' edasıyla takibinden geçiyor. Yesinler sizin gibi STK’yı.. Kamu gücünü kullanma cüretini sergileyenlere STK denmez! Devlet adına yetki kullanma arsızlığını sergileyenlere STK denmez! Devletin makamlarını, babasının malı gibi hovardaca kullanma edepsizliğini sergileyenlere STK denmez! Devletin bürokratlarını karşısına sıra sıra dizerek talimat verme aymazlığını sergileyenlere de STK denmez! Yüreğinde zerre-i miktar memleket sevdası olan herkes bu rezaletten rahatsız olur. Bu rezaleti dile getirenlere ise ahlaksız ithamlarla saldırılıyor olması kimseyi aklamaz! Ayıplarıyla kirli köşelerinde süklüm süklüm oturması gereken müptezel tayfası şimdi kalkmış, mukaddesat için 40 yıldır canını dahi feda eden bir geleneğin temsilcilerine iftiralarla saldırıyor. Neymiş, seçmeli dini derslere karşıymışız! Bre utanmazlar; Camide aynı safta durduğunuz insanlara, 40 yıldır Hz. Peygamberimizin hayatının ve Kur’an-ı Kerim’in orta öğretimde seçmeli ders olarak okutulmasını talep eden bir camiaya böylesi alçakca bir ithamı dile getirecek kadar mı vicdanınız kurudu? Mukaddeslerimizin arkasına sığınarak yıllardır çatır çatır kul hakkı yiyorsunuz. Mülakat ahlasızlıkları ve emireri gibi kullandığınız makamlar marifetiyle onbinlerce eğitim çalışanının 'ahını' aldınız. Çok günahkarsınız! Tövbe etmiyor, özür dilemiyorsunuz; bari ayıbınızla sessizce oturun. Rabbim sizi ıslah etsin.”

Bu tweetten bir süre sonra da Türk Eğitim Sen'in eski başkanı, Adana Milletvekili Sayın İsmail Koncuk da durumu destekleyen bir tweet atarak, önemli bir noktaya işaret etti: “MEB taşraya hakim değil. Orada hakim güç; sendika, vakıf, dernek. Bu yeni bir durum da değil maaselef. Zamanın Müsteşarına, 'MEB'i kim yönetiyor' diye sormuştum, 'Bu binayı biz yönetiyoruz' diye tebessüm ederek cevap vermişti. MEB Ankara merkez binada ibaret değil, tabiki! Sayın Ziya Selçuk da iddiaları bakımından havlu atmış görünüyor maalesef. İddialı başlamıştı ama koyduğu hedeflerin hiçbirinin gerçekleşmediğini üzülerek görüyoruz.”

Bu tweetler üzerine önce Sayın Geylan'ı dün iki kez aradım, ancak ulaşamadım. Daha sonra farklı kişilerle yaptığım görüşmelerde, kimsenin adını duymadığı, en fazla sosyal medyadan aşina olduklarını öğrendiğim “Eğitime Destek Platformu”nu araştırmamı önerdiler.

Türk Eğitim Sen dışında, Eğitim İş ve Eğitim Sen'in haberdar olmadığı Eğitime Destek Platformu'nun ne zaman kurulduğu konusunda bilgi sahibi olamadım ancak, 2018 yılında toplantılar yaptıklarını öğrenebildim. Zaten gizli saklı bir platform da değil. İnternet siteleri bulunmuyor ancak yeni yeni sosyal medyada görünmeye başlamışlar. Yaptıkları toplantılar da bileşeni olan STK'ların sitelerinde duyuruyorlar.

Ensar Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, İlim Yayma Vakfı, Önder imam Hatipliler Derneği, Türkiye Gençlik Vakfı İlim Yayma Cemiyeti, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Türgev ve Kadem'in bir araya gelerek oluşturduğu Eğitime Destek Platformu, Türkiye'de her il ve ilçede örgütlenmiş bulunuyor. Her il ve ilçenin platform sorumlusu ve yardımcısı var. Ancak adres ya da telefon numarası bulunmuyor. Toplantılar, bazen platformun bileşenlerinden birinin ev sahipliğinde yapılırken, bazen de valiliklerde düzenleniyor.

Toplantılara, vali, kaymakam, rektör, ilahiyat fakülteleri dekanı, il ve ilçe müftüleri, il ve ilçe milli eğitim müdürleri, il gençlik ve spor müdürleri, imam hatip lise ve ortaokul müdürleri, AKP yöneticileri ile hükümete yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir Sen'liler ve STK'lar katılıyor.

Elbette STK'lar platformu oluşturan kurumlar ile yine bölgenin dini hizmet veren kurumlarından oluşuyor.

Platformun hangi amaçla kurulduğuna dair net bir bilgi edinemedim. Nizip İmam Hatip Liselileri Derneği'nde yer alan bilgide Eğitime Destek Platformu Başkanı Necmetttin Bilal Erdoğan yazıyor. Erdoğan ile birlikte derneğin başkanının fotoğrafının paylaşıldığı haberde, Bilal Erdoğan'ın yaptığı konuşmada şunları söylediği belirtiliyor: “Değerli Gaziantepli STK temsilcileri kardeşlerim daha önce İHO platformu vardı artık o platformun yerine yeni bir oluşum gerçekleştiriyoruz bu oluşumuzun adı Eğitime Destek Platformu Tuğvanın Türgev'in İlim Yayma Cemiyeti, İlim Yayma Vakfı, Ensar Vakfı, Önder ve Türkiye Diyanet Vakfı içerisinde bulunduğu öncülük ettiği bir oluşum olacak il ve ilçelerde örgütlenecek İmam Hatip okullarımızın Türkiye çapındaki sayısal veriler ne baktığımız zaman daha çok gayret göstermemiz gerektiğine inanıyoruz. Bunun içinde yapılması gereken şey aile birlikleri ile okuldaki öğretmenleri ile idarecileri de ve en önemlisi ise veliler ile birebir temas halinde olmak gerekiyor zira veli mutlak ikna edilmeli çocuklarımızın eğitiminde mahrum bırakılmaması konusunda İmam Hatip okullarına teşvik edilmeli öncelikle İmam Hatip ortaokullarına teşviki arttırmalıyız. Akabinde de bu oranın büyük bir kısmının İmam Hatip liseleri'ne geçişini sağlamak için elimizden gelen gayreti göstermemiz gerekiyor bu manada İmam hatiplerle ilgilenirken bütün diğer liselerde ortaokul öğrencileri ile ilgilenmeniz gerektiğinde bilmemiz gerekiyor.” Yazıyı olduğu gibi aldığım için tashihlere de dokunmadım... Yazının tamamı için aşağıya linki bırakacağım...

Başka bir haberde ise, platformun amacı, “Milli ve manevi değerlere sahip insan yetiştirmek” olarak belirtilmiş.

Edindiğim bilgiye göre, platformun en büyük destekçisi Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz. Bu bilginin Eğitime Destek Platformu'nun Twitter adresinden paylaştığı grafik de doğruluyor:

“Dersimi seçiyorum değerlerimi önemsiyorum. Kur'an-ı Kerim, Hz. Muhammed'in Hayatı, Temel Bilgiler. Ortaokul, lise öğrencileri ve değerli velilerimiz 'Din, Ahlak ve Değerler' alanı seçmeli derslerin seçim süreci başlamıştır” yazan grafiğin üstünde Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'nün, altında Eğitime Destek Platformu'nun logosu bulunuyor.

Platformda, İlim Yayma Cemiyeti'nin de etkili olduğu gelen bilgiler arasında yer alırken, Önder İmam Hatipliler Derneği'nin de yıllar önce Antalya'da yapılan Milli Eğitim Şurası'nda 4+4+4 eğitim sistemini ilk ortaya atan kurum olduğunu hatırlatalım.

BAKANLIK TAŞRA TEŞKİLATINA HAKİM DEĞİL...

Sayın Talip Geylan'a ulaşamayınca, Adana milletvekili çok değerli sevgili hocamız Sayın İsmail Koncuk'u aradım. Esas problemin Milli Eğitim Bakanlığı teşkilatının taşraya hakim olamaması olduğunu belirten Koncuk, attığı tweeti yineleyerek, dönemin Müsteşarı Yusuf Tekin'le olan konuşmasını hatırlattı.

Koncuk bu durumun Sayın Ziya Selçuk'tan çok önce, geçmişten beri devam ettiğini belirterek, adeta çeteleşme olduğunu söyledi. Bu çetelerin Milli Eğitim Bakanlığı'nın üzerinde çok büyük etkisi olduğunu anlatan Koncuk, “Yönetici atamalarından tutun da tüm Bakanlık'taki tüm atamaları kontrol edebiliyorlar. Geçmişte mülakat sınavlarında listeler ortada uçuşuyordu. O dönem sendika olarak suç duyurusunda bulunmuştuk. Selçuk, bu atamalar için önlem almaya çalıştı, müdürlük sınavında yazılı notu kadar mülakatta not verileceğini söyledi. Ancak bu hayata ne kadar geçti bilemiyorum” diye konuştu.

Koncuk, “Türkiye'yi bu çeteler ele geçirmiş. MEB'e paralel yapı oluşturulmuş taşrada. MEB il ve ilçe müdürleri bunlardan habersiz iş yapamaz hale gelmiş. MEB merkez teşkilatının taşraya hakim olması gerekir. Bunun için de mevzuat değişikliği lazım. Kuralsızlık bunları getirir” dedi.

Bütün bunlarla birlikte, Geylan'ın bahsettiği gibi ilin eğitim planlaması, okul türlerinin belirlenmesi, yönetici görevlendirmesi, eğitimle ilgili işleri bu platform mu yapıyor, bilmiyoruz. Çünkü kimse, hiçbir kurumun adını açıkça ifade etmek istemiyor. Dolayısıyla biz de ne bahsedilen çete üyelerini de diğer sözü geçen kurumların hangileri olduğunu bilmiyoruz.

Ama kesin olan şu ki, MEB, taşra teşkilatına hakim değil. Bu duruma acilen hem bakanlık hem de cumhurbaşkanlığı düzeyinde el konup, bir an önce düzeltilmesini dilemekten başka elimizden gelen bir şey yok şimdilik...

Bir de keşke nasıl ki Eğitime Destek Platformu'nun dini eğitim için yürüttüğü çalışma gibi, laik eğitim için de sol sendikalar çalışma yürütseler. Günün sonunda laik eğitim için de platformlar kurulması, çalışmalar yapılması yasak değil...

http://www.nil-der.com/?Syf= 18&Hbr=1079227&/E%C4%9E%C4% B0T%C4%B0ME-DESTEK-PLATFORMU