Dün, Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS), sonuçları açıklandı. PISA'da da olduğumuz gibi yine başarı grafiğimiz yükselmiş!

Elbette bunun gerçek olmasını hepimiz istiyoruz. Ancak Türkiye'de TÜİK'ten tutun da hergün açıklanan pandemi tablosuna kadar hiçbir kurumun açıkladığı rakamlarına güvenemiyoruz. Maalesef haksız da değiliz.

Geçen yıl açıklanan PISA'da yapılan örneklem değişikliği TIMSS'te de yapıldı. 58 ülkenin yer aldığı ve dördüncü sınıf düzeyi için yapılan araştırmada, Türkiye, İngiltere, Norveç, Güney Afrika ve Yeni Zelanda beşinci sınıf öğrencilerle yer aldı.

Türkiye'nin dördüncü sınıf yerine beşinci sınıflarla katılmasının nedeni, yaş ortalaması. Malum 4+4+4 ile okula başlama yaşı 72 aydan 60 aya düşürülmüştü. Bu nedenle TIMSS'teki çocukların yaş ortalaması bizim çocukların üzerinde olduğu için bir üst sınıf öğrencileri araştırmaya dahil edilmiş.

PISA, 15 yaşındaki öğrencilerin başarısı ölçerken, TIMSS müfredatı, matematik ve fen bilgisini ölçer. Bu durumda şu sonuca ulaşıyoruz; beşinci sınıf öğrencileri, dördüncü sınıflarla yaptığı yarışta bile geri kalmış durumda. İngiltere ve Norveç, elbette üst sıradalar. Ancak burada TIMSS'te de sorun var. Okula dayalı sınav olarak ortaya çıkıp, farklı sınıf düzeylerini aynı teraziye koyup ölçemezsin...

Ancak temel sorun, Türkiye adına araştırmaya katılan öğrencilerin sosyo ekonomik düzeyleri. Herkesin artık ezbere bildiği bir durumdur; bir çocuğun başarısındaki en önemli etken sosyo ekonomik düzeyinin yüksek olması. TIMSS'e katılan öğrenciler de bu gruptan seçilmiş.

İşin acı yanı ise, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un bu 'başarı'yı kendi kurduğu sisteme maletmesi ve işin içine bir de EBA'yı sokması... Ortada bir başarı olmadığı gibi, dördüncü sınıf yerine beşinci sınıfların yaş ortalaması nedeniyle araştırmaya dahil edilmesi, geçmişte yapılan okula başlama yaşındaki yanlışığın kabul edilmesi demektir.

Diğer yandan, bu TIMSS sonucu geçmiş dönem bakanlarının ürettiği politikaların sonucudur. Sayın Selçuk'un icraatlarının sonucunu, 2023 TIMSS'inde göreceğiz. Sonuçta çocuklar EBA'dan öğrendikleriyle sınava girmediler.

Sayın Bakan, bugün de 'eğitimde fırsat adaleti'ni uzaktan eğitimde de öncelediğini söyleyerek, öğrencilerin geride kalmaması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Sayın Bakan böylece bir şekilde bazı öğrencilerin geride kaldığını kabul edip, bunu gidermek için çalıştıklarını anlatıyor. Peki, o zaman nasıl oluyor da sınavlarda tüm öğrenciler tüm müfredattan sorumlu olabiliyor? Özel okullarda öğrenciler hiç ara vermeden online ders yaparken, televizyonu, bilgisayarı olmayan öğrenciler varken, aynı sınava aynı koşullarda girmelerini nasıl şart koşabiliyor? Bunun neresi fırsat eşitliği Sayın Bakan? Önümüzdeki dönem sınavla öğrenci alan okullara sosyo ekonomik düzeyi öğrencilerin gireceği aşikar değil mi?

Diğer yandan okul öncesi eğitimde devlet okullarını yüz yüze eğitime kapatıp, özel okulların eğitime devam etmesi yönünde karar alarak mı fırsat eşitliğini sağlayacaksınız?

Gelecekteki uluslararası sınavlarda da bu şanslı çocuklarla mı başarı hanenize bir yıldız daha koyacaksınız? Peki eğitime ulaşamayan, aynı fırsatı yakalayamayan çocukların vebalini ne yapacaksınız?

Daha çok imam hatip açıp, fen liseleriyle mi PISA'ya girmeye devam edeceksiniz?