Önceki gün valilikler, İl Umumi Hıfzıssıhha Meclislerinin yeni kararlarını açıkladı. Buna göre, resmi anaokulları ve anasınıfları 4 Ocak 2021'e kadar uzaktan eğitime geçti. Ancak özel anaokulları ve anasınıfları eğitime yüzyüze devam edecek. Genelge, özel okulları kapsamıyor.

Bu ne demek?

Virüs sadece devlet okullarında var, özel okullarda yok.

Devlet okulları virüse karşı önlem alamıyor, gerekli hijyen koşullarını sağlayamıyor.

Özel okulların bu isteğine hayır diyecek gücü yok, çünkü onlara verecek daha iyi bir şeyi yok.

Herkes başının çaresine baksın.

Kamusal değil, özel eğitimi savunmak.

Parası olmayan öğrencileri kaderine terk etmek.

Parası olan iyi eğitim alsın demek.

AVM'ler açıkken okulları kapatmak, bu yetmezmiş gibi özel okullarda öğrenim gören çocuklara ayrıcalık yapmak korkunç ötesi bir durum! Milli Eğitim Bakanlığı adını da değiştirmeli; Özel Eğitim Bakanlığı olmalı artık. Bu uygulamayla iktidar, kamusal eğitimi umursamadığını, özel eğitimi açık ve net bir şekilde desteklediğini, eğitim politikası olarak hayata geçirdiğini net bir kez daha göstermiş oldu.

Dünyada eğitimde başarı grafiği yüksek olan ülkelerin ortak yanı, okul öncesi eğitime çok önem vermeleri. Bunu pandemide de gösterdiler. Eğer ki tam kapanma yapılmıyorsa, Türkiye de özel-kamu ayrımı yapmadan bu okulları açmak zorunda. Pandemide eğitimde fırsat eşitsizliğinin olmadığını bu uygulamayla yeniden gördük. Bunun adı vicdansızlıktır, çocukların geleceğini çalmaktır.

Devletin eğitim politikasında inkar edeceği hiçbir şey kalmadı artık; parası olmayan imam hatip ya da meslek liselerine gidecek, özel okullar desteklenmeye devam edecek. İyi bir eğitime sadece parası olan kavuşacak. Fırsat eşitsizliği artmaya devam edecek.

İktidar bu resmi eğitim politikalarını hayatına geçirirken, daha da acı bir durum oldu hafta sonu. Türkiye'nin en köklü eğitim sendikalarından Eğitim-Sen'in genel kurulunda, gruplar arasında tartışmalar çıktı. Eski genel başkan Feray Aytekin Aydoğan'ın da yer aldığı Devrimci Sendikal Dayanışma (DSD) kongreden çekildi. Üç yılı aşkın bir süredir görev yapan merkez yürütme kurulu, sınıf siyaseti, kamusallık anlayışı, laiklik mücadelesi ve aydınlanma değerlerini savunduğu için eleştirilmiş! DSD'ye göre, pandeminin eğitimdeki eşitsizliği derinleştirdiği, tarikat-cemaat karanlığının çocuklarımızı kuşattığı bir ortamda 'demokratik bir ülke, laik ve kamusal eğitim' için canla başla mücadele edilmesinden rahatsız olunmasının anlaşılır bir yanı yok.

Eğitim Sen, Türkiye'nin en değerli, en önemli sendikalarından biri. Eski Başkan Feray Aytekin Aydoğan'ın çalışkanlığa, verdiği mücadeleye, sahanın içinde olduğu için çok güzel işler yaptığına, öğretmenlerin, öğrencilerin sesi olduğuna herkes şahit.

Umarım, yeni yönetim bizlere bu eleştirilerin nedenlerini anlatır. Ve aynı konu başlıklarıyla verilen mücadeleyi devam ettirir. Çünkü Türkiye'de, pandemide herkesin daha net gördüğü gibi, eğitimin en büyük sorunları bunlar...