Bundan birkaç hafta önce bir vakıf üniversitesinde öğrenim gören arkadaşım, sınavlarda kopya çekildiğini, üst sınıf öğrencilerinin, alt sınıf öğrencilerin sınavlarına girdiğini anlatmıştı. Taa ki çeşitli üniversitelerden akademisyenlerle görüşene kadar bunun bir iki üniversite için küçük bir iddiadan öteye olamayacağını düşünmüştüm.

Ancak bugün çok değerli akademisyenlerle görüştüğümde, üniversitelerde çok büyük bir yangın olduğunu gördüm. İşin en acısı, öğrencilerin kopya çektiğini herkes biliyor. Akademi dünyası kendi içinde ya da YÖK yetkilileriyle birlikte konuşuyorlar ama böyle büyük bir olay için dışarıya karşı herkes susuyor. Kopya çekilmeyen üniversite yok..!

Çok değerli hocalarımın bana aktardığı bilgiler şöyle:

Kimlik kontrolü sağlıklı yapılamıyor. Ödevi hazırlayan ya da soruya cevap veren kim, gönderen kim, bunun tespit edilmesi mümkün değil.

Ayrıca yönetmelikte boşluk var, yakalansa bile ceza verilemiyor. Ağırlıklı olarak pandeminin ilk döneminde sınav yerine ödev ve proje verildi. Yönetmelikte sınavda kopya çekene ceza var ama ödev ve projede yok.

Kaldı ki akademisyenler kopya çekeni yakaladıklarında ceza da vermek istemiyorlar. Çünkü diğerlerinin de çektiklerini bildikleri için adil olmadığını düşünüyorlar.

Pandemi nedeniyle yüz yüze ölçme ve değerlendirme yapılmadığı için, kamera sistemi özellikle geçen dönem hiç kullanılmadığından kopya çekilmeyen üniversite yok. Kamerayla sınav da güvenli değil.

Kopya çeken öğrenci sayısı için herkes farklı oran veriyor. Kimine göre yüzde 20, kimine göre yüzde 90'a yakın.

Kopya çekme yöntemleri ise değişiyor: Hukuk öğrencisi avukat olan anne ya da babasını sınava sokuyor. Hatta avukat olan baba ya da anne sınavdan düşük not aldığı için çocuğu adına öğretim görevlisini arıyor ve 'çocuğunun' neden düşük puan aldığını sorup, sınav sorusunu tartışıyor, aldığı düşük puana bozuluyor. Öyle ki hukuk bürolarında her öğrenciye bir avukat şeklinde sınavlara giriliyor. Avukatlar soruları zor buluyor. Akademisyenler yakınlarına sınavlarda yardım ediyor. Üst sınıflar, alt sınıfların yerine sınava giriyor.

Sınavlarda kopya çekme o kadar yaygınlaşmış ve öyle bir hal almış ki, kimi tıp fakültesi öğretim üyeleri, bu dönem 3-4. sınıflarda olan öğrencileri gelecekte asistan almamaya ant içmiş bile. Sebebi de bu öğrencilerin hiçbir şey öğrenmemesi, kopyayla sınıf geçmiş olması.

Kopya çekmek öğrencilerin başarı oranını da çok yükselmiş. Vakıf üniversitelerinin başarı bursları arttığı için gelirleri azalmış. Pandemi döneminde tüm öğrencilerin başarı grafiğinin yükselmesi ne kadar ironik değil mi?

Üniversitelerarası öğrenci whatsapp grupları kurulmuş. Anında mesajlaşıyorlar. Kopya çeteleri var. Ödev siteleri, kopya verilir yerine 'sınavlara destek verilir' şeklinde iş yapıyor. Bilim insanları danışman adı altında parayla kopya yazıp gönderiyor.

Bu durum, iyi öğrencileri bozacak. Sınıflarda orta öğrenci çok. Bu öğrenciler, hocasının davraşına göre tavır belirler; hocası iyiyse iyiye, kötüyse kötüye gider. Pandemide bu durum düzelmezse, bu öğrencileri kaybedeceğiz ve hepsini yavaş yavaş aşağı çekeceğiz. İyi öğrenciler de kaybedilecek.

Kopya çekme sorunu sadece Türkiye'de yaşanmıyor. Tüm dünyada, ABD ve Avrupa'da da yaşanıyor. İtalya önlemleri sıkılaştırırken, Fransa, ödev sitelerini kapattırma kararı aldı.

YÖK de bu olanın farkında olduğu için olsa gerek, Ekim ayı sonunda üniversitelere online eğitim için sıkı önlem alınması için yönetmelik değişikliğine gitti. Ancak sadece önlem alın ve mevzuata, teknolojiye göre sınav yapın diyen YÖK, bir yöntem önermiyor.

HERKES BİLİYOR, HERKES SUSUYOR

Herkes biliyor, kimse bir şey olmamış gibi davranıyor. Ne akademisyenler ne de öğrencilerin aileleri. Herkes susuyor. Şu anki sistemin kopyayı engellemediğinin altını çizen akademisyenler önemli bir soru soruyor: Kusurlu olan sistem mi, kopya çeken öğrenci mi?

Hocaların ortak önerisi şu; Kuralları YÖK koymalı. Pandemide öğrenciye not verilmemesini savunan akademisyenler, şöyle devam ediyorlar:

Dersler yapılsın ancak pandemi döneminde yapılacak sınavlar dondurulsun. Ölçme ve değerlendirme yüz yüze daha sonra bitirme sınavı gibi yapılsın. Ya da bu dönem nasıl ki ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin sınavları okulda yüzyüze yapılıyorsa, üniversiteler de sınavları yüz yüze yapsın. YÖK yönetmeliğinde açık var; bize ne istersen onu yap diyor. Ancak bu kaçağı ortadan kaldırabilmek için elektronik ortamda belli bir standart oluşturması lazım.

Tıp fakültelerden mezun olacaklar dondurulsun. Özellikle tıp ve hukuk fakültelerinde bataktayız. Bu durum, ileride işe alımlarda öğrencilerin işe girmesini zorlaştıracak. Bu dönemde öğrenci olan insanları gelecekte kimse tercih etmeyecek. Öğrencilerin diploma değeri düşüyor. Öğrenciye bu zarar verilmemeli ve diploma değerleri düşürülmemeli.


Çok değerli hocaların anlattıkları bunlar. Bütün bunlardan sonra YÖK, bu konuda bir açıklama yapmalı. Şu sorulara da yanıt vermeli: Üniversitelerde yapılan sınavlar güvenli mi? Sınavlarda kopya çekilmedi diyebilir misiniz? Öğrencilerin kimlik tespiti güvenli bir şekilde yapıldı mı?