Dört yılı aşkın süredir haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı mücadele veren 'İsmail Tarman Ortaokulu Velileri Konaklar Mahallesi Sakinleri' bu yıl da okulların açıldığı ilk gün, okulun önünde bir araya gelerek bir basın açıklaması yaptı.

İsmail Tarman Ortaokulu velileri ve Konaklar mahallesi sakinleri, eğitimde yapılan yanlış uygulamalara karşı direnişinin simgesi olmuş durumda. 2016 yılında normal ortaokuldan kademeli olarak imam hatip ortaokuluna dönüştürülen okul için veliler karşı çıkmış, 8 bin imza toplamış, çevrelerinde 5-6 farklı imam hatip okulu olduğunu kaydetmiş ve sınıf mevcutlarının da 10-15 kişi olduğuna dikkat çekmişlerdi. Ancak veli ve mahalle sakinlerinin 8 bin karşı imzasına rağmen, 30 imza yeterli bulunmuş ve okulun dönüşüm çalışması sürmüştü. Veli ve mahalle sakinleri de konuyu yargıya taşımıştı.

Yargı ise İsmail Tarman İmam Hatip Ortaokulu'nun kapatılıp, normal ortaokul olarak devam etme kararı aldı. Ve bu karar iki idare mahkemesi, iki de bölge idare mahkemesi olmak üzere dört kez alınmasına rağmen, uygulanmıyor!

Bakanlık, valilik, ilçe milli eğitim müdürlüğü, kaymakamlık bu karara kulaklarını tıkamaya ve hukuku yok saymaya devam ediyorlar. Böylece AKP iktidarı kendi eğitim politikalarının hukuktan da üstün olduğunu, hukuku tanımadıklarını bir kez daha gösteriyor. Mahkemeler, imam hatip okullarına yapılan ayrımcılığı da kabul ediyor. Ancak söz konusu imam hatipler olunca mahkeme kararları hiçe sayılıyor.

Bu kabul edelimez bir durumdur. Peki eğer hukuku yok sayacaksak, mahkeme kararlarını uygulamayacaksak, neden hukuk fakültelerinde gençlerimizi eğitiyoruz ki? Eğer hukuk devleti olduğumuzu hala iddia ediyorsak, bu kararlar acilen uygulanmalı ve İsmail Tarman Ortaokulu eğitime devam etmeli ve bölgede imam hatip ortaokuluna gitmek istemeyen öğrenciler mağdur edilmemeli. Çünkü bu çocuklar normal ortaokula gitmek için daha uzak bir okula gitmek zorunda kalıyorlar!

Son sözü İsmail Tarman Ortaokulu Velileri Konaklar Mahallesi Sakinleri'ne bırakalım;

Bir eğitim dönemi daha İsmail Tarman İmam–Hatip Ortaokulu’nun kapatılıp, normal Ortaokul olarak devam etmesine hükmeden mahkeme kararları uygulanmadan başlıyor.

1.576 gündür, haksız, hukuksuz, talep olmayan bir uygulamanın düzeltilmesi için mücadele ediyoruz.

Eğitim gibi çocuklarımız için çok önemli yetiştirme sürecinin, aynı zamanda kamusal, anayasal bir görevin gereği gibi yerine getirilmemesini; planlanmamış, ihtiyaç tespiti yapılmaksızın,tek yönlü tercihlerle daraltılmasını, düz okulların dönüştürülüp, Anadolu Liselerinin binalarından çıkarılıp,eğitimin ısrarla ve çaresizlikle imam-hatip okullarına yönlendirilmesinin kabul edilmesi, sessiz kalınması mümkün değildir.

Valilik emriyle yapılan bu özensiz ve huhuka aykırı işlemlerin tümü, istisnasız mahkemelerce iptal edilmiştir.

1. İsmail Tarman Ortaokulu’nun 'Kademeli Olarak İmam Hatip Ortaokulu’na dönüştürülmesine' ilişkin İstanbul Valiliği’nin işlemine karşı iki tane iptal davası açmıştık.

Veliler tarafından açılan dava; İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2016/1396E-2018/1022 kararı ile İstanbul Valiliği’nin 17.06.2016 tarihli ve E.6720172 sayılı işlemi, 25.05.2018 tarihinde ilk kez iptal edilmişti, bunu defalarca duyurduk. Bu karar kesinleşti.

2. Mahalleliler tarafından açılan davada; İstanbul 10. İdare Mahkemesi 2019/1339E-2019/2279K davada verilen karar ile İmam-Hatip Ortaokulu’na dönüştürme işlemi 21.11.2019 tarihinde bir kez daha iptal edildi.

Bu karara karşı İstanbul Valiliği ve Beşiktaş Kaymakamlığı tarafından yapılan istinaf talepleri reddedildi. İstanbul Bölge İdare Mahkemeleri 7. İdare Dava Dairesi’nin 08.09.2020 tarihli 2020 / 160 E.-1230 kararı ile istinaf talebi “Kesin olarak” reddedilmiş ve Mahkeme kararının ONANMASI’na karar verilmiştir.

Tüm bu kararlar bize, 2016 yılından beri söylediğimiz sözlerimizin, itirazlarımızın doğru olduğunu gösteriyor. Kararda “...Bu dönüşümün bölge halkı arasında huzursuzluğa sebep olduğu, öğrenci velilerinin, esnafın, mahalle sakinlerinin rızasının bulunmadığı, Anayasada ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde yer alan eğitim hakkının, din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği...” konusuna yer veriliyor.

Hukuki olarak tüm aşamalar bitmiştir. Kamu görevlileri İstanbul Valiliği, Beşiktaş Kaymakamlığı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü zincirleme olarak bu kararın uygulanmasından sorumludurlar.

İsmail Tarman Ortaokulu’nun kayıt yapmaya başlaması, bunun için gerekli işlemlerin, duyuruların yapılması gerekmektedir.

İsmail Tarman İmam-Hatip Ortaokulu’nun kapatılması gerekmektedir. İmam-Hatip okulları açılmak isteniyorsa, boş arsa tahsisi ile yeni yapılacak binalarla oluşturulabilir. Böylece okullaşma da artırılmış olur.

İdare Mahkemesi’nin bu kararı ile; Mahallelinin taraf olarak, dava açma hakkı kabul edilmiştir. Artık mahalleliler de okulları ile ilgili usulsüz, hukuka aykırı şekildeki kapatma, dönüşüm gibi konularda dava açabileceklerdir.

3. Mahkemelerce verilen bir karar da Naci Ekşi Anadolu Lisesi’nin taşınması ve binasının Ümmü Michen Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesi’ne tahsis edilmesi işleminin iptali kararıdır.

İstanbul 10.İdare Mahkemesi’nin 16 /07 2020 tarih, 2020 / 794 E. – 848 K. sayılı kararı’nda çok önemli bir tespite de yer vermiştir. “Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu ifade edilmektedir. Hukuk Devletinin gereklerinden biri de İdarenin Kanuniliği ilkesidir. Nitekim Anayasanın 8. maddesinde "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” hükmü; 123. maddesinin 1. fıkrasında ise “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir” hükmü yer almaktadır. Mahkeme; kararında da İdare’nin yetkisinin sınırlı olduğuna, Anayasa’nın Hukuk Devleti ilkesine yer veriyor.

Görüldüğü gibi, mahkemelerimiz usulsüzce yapılan imam- hatip okullarına dönüştürme, başka okulun binasını tahsis etme işlemini ayrımcılık olarak görüyor ve iptal ediyor.

Mahkeme kararlarının tespit ettiği bir durum da; okullarla ilgili kararlarda velilerin ve mahallelinin söz sahibi olabileceğidir.

Genç nüfusa sahip bir ülke olarak, çocuklarımızın eğitim olanaklarını sınırlayıcı değil, çeşitlendirici, çoğaltıcı önlemler almak, yöntemler geliştirmek zorundayız. Bunları yaparken, istikrarı korumalı, işleyen, başarılı okullara müdahale edilmemesi gerekmektedir.

Aynı zamanda, gelişmiş bir sosyal devlet anlayışında, kararların şeffaf olarak ve konunun tarafları ile birlikte tartışılarak alınması gerekmektedir.

Mahkeme kararlarını yokmuş gibi davranmak ya da uyguluyormuş gibi yapmak ama uygulamamak suçtur. Davacıların hak aramalarına velilerin, mahallelinin seslerine kulak tıkamak suçtur.

Pandemi koşullarının getirdiği, belirsizlik mahkeme kararlarının uygulanmamasına gerekçe olamaz.

İki idare mahkemesi, iki bölge idare mahkemesi olmak üzere işlemi iptal eden dört mahkeme kararının uygulanması için İlçe- Kaymakamlık- Valilik ve Bakanlığa kadar tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz.

Neden oldukları zaman ve emek israfına,yasalara aykırılığa son vermeye,mahkeme kararlarına karşı gelmeyi bırakmaya; çocuklarını gönderecek okul bulamayan mahalle sakinlerinin ve velilerin sorunlarına duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Çocuklarımız okulsuz kalmasın.

Kararlar uygulanana kadar mücadeleye devam edeceğimizi duyuruyoruz.