Geçtiğimiz günlerde Facebook'ta bir kopyala-yapıştır mesajı gördüm. Facebook'un kişinin sayfasındaki sadece belirli kişilerin gönderilerini gösterdiğini, bunun genişlemesi için mesajın beğenilmesi ya da yorum yazılması isteniyordu. Olan şuydu, insanoğlu yapay öğrenmeye karşı çıkıyordu ve bunu değiştirmek istiyordu.

Bu durum sadece Facebook için geçerli değil, alışveriş siteleri bize hangi kitabı okuyacağımızı, Spotify hangi şarkıları dinleyeceğimizi, Netflix hangi diziyi ya da filmi izleyeceğimizi 'tam size göre' belirliyor. Çok da zor değil bunu yapmak; Facebook kimlerle etkileşim içindeysek o kişiyi önceleniyor. Hangi kitap çok satıyorsa alışveriş sitesi önce o kitabı önümüze koyuyor. Spotify daha önce dinlediğimiz müziklere göre zevkimizi tahmin ediyor, ona göre şarkıları harmanlıyor. Netflix kendi sisteminde olan düşük bütçeli filmleri önceliyor. Bu sistemin adı yapay öğrenme ve bir algoritmayla yapılıyor.

Yapay öğrenme hayatımıza bu kadar dahil artık. Hatırlarsınız belki; Amerikan alışveriş devi Target, 17 yaşındaki bir kızın hamile olduğunu bile bilmişti... Siri'yi de de unutmayın...

Bu nedenle matematik, mühendislik, fen bilimleri geleceğimizi değiştirecek. Öğrenen algoritmayla toplum, siyaset, bilim, teknoloji yeniden şekilleniyor.

Peki dünyada bu değişim yaşanırken biz ne durumdayız? Maalesef gayet kötüyüz. Geride bıraktığımız hafta üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı. Tam 21 mühendislik bölümü sıfırı çekti. Yani yerleşen olmadı. Hepsi de devlet üniversitesiydi. Aralarında Ankara, Atatürk, Erciyes, Karadeniz Teknik, Çukurova Üniversitesi'nin de bulunduğu 21 üniversitenin jeofizik, çevre, kimya, jeoloji, inşaat, makine, elektrik-elekronik ve gıda mühendisliği gibi bölümlerini tercih eden olmadı. Ya da tercih edebilen olmadı.

Bunun iki sebebi bulunuyor; biri baraj, diğeri işsizlik kaygısı. Mühendislik bölümünü seçebilmek için 300 bin barajı var. Bu şu demek; mühendislik bölümünü seçebilmek için yeterli puan alamayan öğrenci sayısı çok fazla. Bu da bizi matematik eğitiminde ne kadar kötü olduğumuzu gözler önüne seriyor. YKS sonuç raporlarına baktığımızda 40 soruluk temel matematik testinde net ortalama yüzde 5, fen bilimlerinde ise yüzde 2.6 olması nedeni gayet net olarak açılıyor.

Peki öğrenciler bu durumdayken, öğretmenlere bakalım. Geçen yıl yapılan öğretmen adaylarının girdiği alan bilgisi sınavı çok şey söylüyor: 75 soru sorulan sınavda, soruların yarısına doğru cevabın alındığı alanlar; Türkçe, sosyal bilgiler, din kültürü ve ahlak ile imam hatip lisesi meslek dersleri oldu. 75 soruda; matematik öğretmen adaylarının ortalaması 24, fizik öğretmenlerinin 32, kimyanın 28, biyolojinin 25. Bu tablo da sanırım öğrencilerin durumunu açıklıyor.

Diğer yandan, mühendislik kontenjanı gelen yıla göre 6 bin 269 azalarak, bu yıl 76 bin 665 olmuştu. En büyük düşüşte inşaat mühendisliğinde yaşandı. Bir dönemin parlayan yıldızı olan, tüm ekonominin üzerine kurulduğu inşaat sektöründe yaşanan doygunluk-durgunluk hem kontenjanların düşmesine hem de bu bölümün tercih edilmemesine neden oldu. Adaylar, iş bulma güçlüğü kaygısıyla bu bölümleri tercih etmedi. Türkiye'nin Avrupa'da üniversite mezunu yüzde 33.6'lık işsizlik oranıyla üçüncü sırada yer aldığını göz önüne alırsak, gençlerin kaygılarında haklı olduğunu görürüz.

Bunun yanında bu yıl, ilahiyat ve islami ilimler kontenjanı 476 kişi artarak 19 bin 363'e çıkarılmış. Ve kontenjanların tamamı dolmuş durumda. Bu kadar din insanı neden yetiştiriyoruz sorusunun yanına ülkede yaklaşık 1 milyon öğretmen adayı varken, her yıl en fazla 40 bin öğretmen atanabiliyorken, her yıl yaklaşık 42 bin öğretmeni neden yetiştirdiğimiz...

Burada temel sorun şu; dünya değişiyor. Algortma, yapay zeka, yapay öğrenme toplumu, dünyayı değiştiriyor. Bunun da merkezinde matematik var, fen var, bilim var... Bizde ise sorun öğreticilerde, eğitim kurumlarında başlıyor. Bilimden çok uzak bir eğitim sistemimiz var. Herkes çok iyi biliyor ki din merkezli eğitim bizi gelecekte hiçbir yere götürmeyecek. En önemli gerçek de şu ki hayatın, dünyanın matematiğini çözemediğimiz sürece bu dünyanın kölesi oluruz.

Eğitim sistemimiz bu durumdayken, en azından aileler çocuklarına matematik konusunda destek olabilirler. Bilmecelerle, oyunlarla onlara matematiği öğretebiliriz. Ali Nesin'in çok güzel matematik kitapları en büyük kılavuz... Matematik hayatımızın içinde çünkü. Resim bile matematiktir. Resim sanatının temelinde geometri var, önce elips, kare, dikdörtgen, çember çizmeyi öğreniriz. Oran orantıyı bilmeyen gerçekçi resim yapamaz. Bu yüzden matematik hayatın kendisidir ve hepimize gereklidir...

Son olarak, merak edenler için hiç kayıt alamayan, sıfır çeken mühendislik bölümleri ve kontenjan sayıları:

1- Atatürk Üniversitesi Çevre Mühendisliği: 25

2- Çukurova Üniversitesi Çevre Mühendisliği: 20

3- Erciyes Üniversitesi Çevre Mühendisliği: 15

4- Kilis 7 Aralık Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği: 20

5- Kafkas Üniversitesi Gıda Mühendisliği: 20

6- Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Gıda Mühendisliği: 20

7- Bartın Üniversitesi İnşaat Mühendisliği: 40

8- Düzce Üniversitesi İnşaat Mühendisliği: 40

9- Karabük Üniversitesi İnşaat Mühendisliği: 40

10- Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği: 15

11- Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği: 15

12- Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği: 15

13- Süleyman Demirel Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği: 15

14- Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği: 20

15- Pamukkale Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği: 10

16- Süleyman Demirel Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği: 20

17- Çankırı Karatekin Üniversitesi Kimya Mühendisliği: 20

18- Harran Üniversitesi Makine Mühendisliği: 25

19- Kafkas Üniversitesi Makine Mühendisliği: 25

20- Munzur Üniversitesi Makine Mühendisliği: 20

21- Afyon Kocatepe Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği: 20