Dün akşam saatlerinde, özel okul dernekleri ortak bir açıklama yaparak, 21 Eylül'de yüzyüze eğitimin başlamaması halinde özel okulların izlemesi gereken yollar için önerilerde bulundu.

ÖZDEBİR Başkanı Naci Atalay, ÖZDER Başkanı Ahmet Akça, TÖZOK Başkanı Nurullah Dal, ÖZKURBİR Başkanı Hami Koç ve TÖDER Başkanı İbrahim Taşel imzalı olarak yapılan açıklamada,

- 21 Eylül'de yüzyüze eğitimin başlamaması halinde, daha önce verilemeyen yemek ve servis hizmet bedelinin alınmaması, alınmışsa iade ya da mahsup yoluna gidilmeli,

- Yüzyüze eğitim hizmetinin kısmi ya da tam zamanlı verilmemesi durumunda sözleşmede yer alan ücret üzerinden birim ücretlerde uzaktan eğitim süresi dikkate alınarak kurumca bir oran belirlenmeli ve bu miktar veliye iade ya da mahsup yoluyla iletilmeli,

- Bu konudaki hesaplamalar telafi dönemi bittikten sonra öğretim yılı sonunda yapılabilir,

- Kurumlar yapacakları ya da yapacaklarını beyan edecekleri indirimleri dikkatle hesap etmeli, bu indirim oranlarını yanıltıcı bir reklam ya da haksız rekabet aracı olarak kullanmamalı,

- Özel okullar olarak amacımız, öğrencilerimizin eğitimlerini aksatmadan sürdürmesi için gerekli koşulları ve hizmetleri harfiyen yerine getirmektir. Bu yıl, kurumlarımız ve kurucuları için fedakarlık yılı olarak kabul edilmeli denildi...

Öncelikle bir çok özel okul geçtiğimiz dönemde yemek ve servis paralarını iade etmek yerine, mahsuplaşma yoluna gitti. Veli bu yıl kayıt yaparken, yine verilip verilmeyeceği belirsiz olan yemek ve servis hizmetinin ücretini peşinen ödedi. Bu paranın velilerden alınması hiçbir şekilde doğru değildi, bu nedenle bu ücretler aylık ya da haftalık olarak veliden alınmalı. Böylece veliler almadığı hizmetin parasını geri almak için beklemek durumunda kalmaz ve karşılıklı bir dayanışma örneği sergilenmiş olur. Sonuçta özel okullar çıkarmadığı yemek için bir harcama yapmıyorlar.


Diğer yandan, özel okullar yöneticileri Maliye Bakanlığı ile görüşerek vergi indirimi istiyor. Böylece okul ücretlerinde de indirime gitmeyi, velileri de mağdur etmek istemiyor. Umarız, bakanlık özel okulların bu talebini duyar. Çünkü bu gerçekleşmezse, pandemi nedeniyle özel okullarda okul öncesi eğitim ağırlıklı olmak üzere, yüzde 40 küçülme bekleniyor.


Yani büyük balık küçük balığı yiyecek gibi görünüyor. Bunun sonucu olarak da büyük okullar ayakta kalır ve piyasada tekelleşmeye doğru gidilir, fiyatlar belli bir rakamın altına inmez ve veliler için durum daha çıkmaz bir hale gelir. İşin acı tarafı, Türkiye'de kamusal eğitim laik ve bilimsel olmadığı için veliler özel okullara yöneliyor.


Bu arada eğer 21 Eylül'de okulların uzaktan eğitime devam etmesi durumunda olası indirim oranlarının ise yüzde 10-15 civarında olması bekleniyor. Özel eğitim kurumlarının elektrik, doğalgaz, su vs. gibi gider kalemlerini düşerek bir maliyet hesabı sonucu indirime gideceği ve bu oranın her okula göre değişeceği belirtiliyor.


Bununla birlikte özel okul yöneticileri, uzaktan eğitim kararının topluca tüm Türkiye için alınmasını doğru bulmuyor. Salgının olmadığı bölgelerde okulların açılmasını istiyorlar ki hiç de mantıksız görünmüyor. Kaldı ki okulları 21 Eylül'e kadar yüzyüze eğitime açmayıp, öğretmenlere verilerecek seminerleri yüzyüze yapmak izaha muhtaç bir durum.


Çalışan velilerin en büyük sorunu ise uzaktan eğitimde çocuklarının evde bakımlarını sağlayamamaları. Ayrıca çocukların saatlerce bilgisayar başından kalkmadan ders görmelerini de sağlıklı bulmuyorlar.


Özel okul yöneticileri okulun sokaktan daha güvenli olduğunu düşünseler de dünya örneklerine bakıldığında bu durumun çok da sağlıklı olmadığı aşikar. Evet, okula yeni başlayacak, okuma yazmayı öğrenecek, sınava girecek çocuklarımız var. Avrupa'nın birçok ülke nüfusundan daha fazla öğrencimiz olduğunu unutmayalım. Ancak hiçbir şey insan sağlığından daha önemli değil. Öğrenciler belki bir yılı kayıp bir şekilde geçirecek ama sevdiklerinin yaşaması, insanların yaşam hakkı her şeyin üstünde bir durum. Ayrıca bilim insanları okulların açılmasını hiçbir şekilde doğru bulmuyorlar. Bu konudaki en doğru karar bilim insanlarına bırakılmalı. Öncelik insan hayatı olmalı. Ve hiç kimse mağdur edilmemeli...