Bayramın ilk günü katledilen Zeynep Şenpınar'ın acısı yüreğimizde tüm sıcaklığıyla dururken, dün de Manisa'da Gülnür Kocabaş, sabah işe giderken erkek arkadaşı tarafından öldürüldü. Zeynep'in öldürülmesinin ardından, gerici zihniyet tarafından yine kadın cinayetlerini haklı çıkaracak yorumlara maruz kalıp, edebimizi takınmamız dahi istenmişti.

Bu düşünce tarzı, yeni potansiyel katillere de güç veriyor. Çünkü onlar hala kadınlara şiddet uygulamaya, ölümle tehdit etmeye devam ediyor. Baskı ve tehditlere boyun eğmeyen kadınları devlet hala korumuyor. Çığlıklarını duymuyor.

Bu kadınlardan biri de Şeyma Kurt. Onun en büyük korkusu, Emine Bulut gibi çocuklarının gözü önünde öldürülmek. Eşi tarafından defalarca ölümle tehdit edilen, şiddete uğrayan; ölmemek, en çok da iki çocuğu için hayatta kalmak isteyen Şeyma Kurt'un tek isteği sesini duyurabilmek.

Şeyma Kurt'un hikayesini, kardeşiyle konuşmak zorunda kaldık. Şeyma'nın telefonundan kardeşiyle konuşurken bile eşi Kenan Koştu defalarca arayınca, kardeşinin telefonuyla konuşmaya devam etmek zorunda kaldık. Şeyma ise yaşadıklarından dolayı konuşacak durumda değildi...

Adana'da yaşayan Şeyma, Kenan Koştu ile dokuz yıl önce dini nikahla evlenmiş. Sekiz ve altı yaşlarında iki çocuğu var. İkinci çocuktan sonra eşinden şiddet görmeye başlayınca anne evine geri dönmüş. Şeyma'nın eli öpülesi annesi, kızının yarım bıraktığı eğitimini tamamlamasını sağlamış. Kızını üniversiteye göndermiş ve sosyoloji bölümünden mezun olmuş Şeyma.

Bu arada Kenan Koştu, Şeyma'nın peşini hiç bırakmamış. Ölümle tehdit ederek, altı yıl boyunca tatile bile götürmüş Şeyma'yı. Aile tehdit edildiğini altı ay önce öğrenmiş. Şeyma'nın yaşadığı mahalleye gelip, sokak ortasında küfürler savurmuş, silah dahi istemiş. Dört kez şikayet ettikten sonra iki ay önce de uzaklaştırma kararı almış. Yasağı defalarca deldiği halde Kenan Koştu hiçbir şekilde gözaltına alınmamış.

Yaklaşık bir hafta önce de önce kendisi, ardından ailesini alıp Şeyma'nın evine gitmiş Koştu. Gitmeden önce de Şeyma'yı aramış ve “Cuma günü geliyorum. Benimle barışmazsan, önce seni, sonra çocukları en son da kendimi öldürürüm” demiş. Cuma günü ailesiyle gittiğinde, Şeyma'nın annesi konuşmak ve sorunu çözmek ümidiyle eve almış. Şeyma barışmayı kabul etmeyince, çocuklarının gözü önünde tekme atıp, darp etmiş. Hatta hızını alamamış, yaptıklarını belgelemeye çalışan Şeyma'nın kardeşinin telefonunu bile kırmış. Polisler de Koştu'nun kafasını tellere vurduğuna, gömleğini yırttığına şahit olmuş.

Defalarca tehdit edilen, şiddete uğrayan ve defalarca polise giden Şeyma'ya polisin cevabı, kadınların korunmadığının, neden öldürüldüğünün en net yanıtı aynı zamanda: “Defalarca şikayet etmenin manası nedir, devlet memurunu meşgul ediyorsunuz”..!!!!

Yetmemiş, bir de Şeyma'ya şunları söyleyip, 'tehdit' etmişler: “İkinize birden 3'er bin lira ceza yazıp, bir gece de gözaltında tutup, ertesi gün de mahkemeye çıkaracağım.”

Şeyma ise çaresizliğini ve çığlığını duyurmaya o kadar çok ihtiyacı var ki, polise “Tamam, 3 bin lirayı vereyim, nezarette de kalayım, ne olur, yeter ki beni mahkemeye çıkarın, derdimi anlatayım” demiş.

Ama Şeyma'yı suçlu bulmuş ve “Suç sende Şeyma... Numaranı değiştir ya da birlikte yemeğe gidin, orta yol bulursunuz” diyebilecek kadar ileri gitmiş.

Koştu, Şeyma'nın yaklaşık 10 yıl önce kadın cinayetine kurban giden yakını ile de gözdağı vermeye, onu ölümle tehdit etmeye devam ediyor. Çocuklarını görme bahanesiyle evin yakınına gidip, tehditler savurduktan sonra, polislere bile “Derdim çocuklar değil, eşim” demeyi sürdürüyor.

Sokağa çıkma yasağında insanlara korkunç ve anlamsız bir şiddet uygulayan ama Şeyma'nın kendilerini gereksiz yere meşgul ettiğini düşünen polislere soruyorum; Şeyma öldürülmediği için mi sizi meşgul ediyor? Öldürüldükten sonra faili belli bir cinayet fazla iş çıkarmadığı için mi korumuyorsunuz kadınları? Ölsün de iş bizden çıksın mı diye düşünüyorsunuz? Kadınları, çocukları, insanları korumak polisin asli görevi değil mi? Hangi vicdanla, ölümle tehdit edilen bir kadına müstakbel katiliyle yemeğe çıkmasını önerebiliyorsunuz?

Siz korumasanız da biz kadınlar susmayacağımızı; özgürlüğün, insanlığın, yaşamın peşinden gitmeye ve tek bir kadının öldürülmediği bir dünya için mücadeleye devam edeceğiz. Bunu da herkes bir kenara yazsın!