Korona salgını bir taraftan tüm dünyaya yayılırken, diğer yandan dünya üzerinde kurulmuş her türlü sistemi de test ediyor. Diğer bir deyişle tüm dünya olarak büyük sınavdan geçiyoruz. Bilime, eğitime, sağlığa yatırım yapmanın önemini bugünlerde daha iyi anlıyoruz ve dersine iyi çalışan ülkeler bir bir öne çıkıyor. En başta da Küba...

Sosyalist Küba, virüs nedeniyle hiçbir limanın kabul etmediği gemiye kapılarını açarken, bir yandan da ilaç çalışmalarını sürdürüyor.


Kapitalist Avrupa ülkeleri ise bir taraftan virüse karşı bilimsel çalışmalarını sürdürürken, diğer yandan o büyük birlik anlaşmasını unutup, maske savaşı veriyor. Öyle ki Korona'nın en çok can aldığı İtalya'ya ne Almanya ne de Fransa maske satmadı! İtalya'nın Hindistan'dan satın aldığı maskelere ise Macaristan “buradan geçemez” dedi ve yolda maskelere el koydu. En son Avrupa Birliği araya girince, İtalya iki ülkeden maske alabildi.


Bu arada; İtalyan basınına göre, Türkiye'den alınan ve ödemesi yapılan maskeler de bakanlık tarafından ihracatına onay verilmediği için bekletiliyor...


Sermaye üzerine kurulmuş olan kapitalizmde, önce para, çok sonra insan gelir. “Kapitalizm öldürür” sözü yaşadığımız bu günlere tam da uyuyor. Virüs tüm dünya ekonomilerine darbe vururken, en ağır yarayı her zaman olduğu gibi emekçiler alıyor. Günlük çalışma karşılığında ücret alan, sigortasız, güvencesiz çalışanların yanında, yaklaşık 80 bin ücretli öğretmenin de tüm gelirleri bir günde kesildi. Ve ne kadar süreceği bilinmiyor. Mevzuat nedeniyle bir çözüm önerisi de sunulmuyor bu öğretmenlere.


Bu arada ücretli öğretmen sorununa belediyeler de 'büyük destek' veriyor. Açtıkları kurslarla övünen belediyelerin büyük bir çoğunluğu sadece bina veriyor, derslere de MEB'in ücretli öğretmenleri giriyor. Bu öğretmenleri kendi kadrolarına almayı düşünmüyorlar bile. Çünkü torpil bu ülkede ekmeğini kazanmak isteyenlerin çarptıkları en güçlü duvar hala. En azından bu dönemde belediyeler, kendi bünyesinde ders veren tüm ücretli öğretmenlerini MEB-belediye ayrımı yapmadan kadroya almalı ya da bu öğretmenlerin mağduriyetini giderecek çözüm bulmalılar. Eğer ki sosyal devlet anlayışını savunuyorlarsa bunu ispatlamanın şimdi tam zamanı. Bankamatik çalışanlarını çıkarırlarsa eminim ki ek bütçe bile açmalarına gerek kalmaz...


Bu arada en ağır sömürülen bir grup da özel okul öğretmenleri. Haftanın altı günü çalışıp, 8-9 ay maaş alan, tazminat hakkı bile olmayan öğretmenlere özel okullar mevsimlik işçi gibi davranıyor, okulların eğitime ara vermesi nedeniyle zorla ücretsiz izin formu imzalatıyor. Peki çok sevgili özel okul sahipleri, bu dönemde çocuklar okula gelmediği için de velilere ücret iadesi yapacak mısınız? Bu kadar kötü olmayın lütfen. Hele ki sevdiklerimizi kaybetmenin korkusunu bu kadar yakın duyarken yapmayın...


Hükümet ise açıkladığı pakette her zaman olduğu gibi büyük sermaye gruplarına, müteahhitlere destek oluyor. Geri kalana ise sabır ve dua etmelerini isteyip, kolonya ve maske dağıtacağını açıklıyor.


Şimdi gelelim eğitim sistemimizin verdiği sınava... Geçen hafta okulların kapanmasıyla birlikte Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk hemen bir açıklama yapıp, uzaktan eğitime hazır olduğunu açıkladı. Elbette şaşırmadım. Çünkü Ziya Selçuk, her şeyden önce çok değerli bir eğitimci. Bunun için hazırlık yapmamış olması şaşırtırdı.


Ancak Sayın Bakan'ın böyle bir günde öğrencilerin sağlığını tehlikeye atarak, meslek liselerinde maske üretimi yaptığını sık sık dile getirmesi anlaşılır değil. Salgını kullanarak meslek liselerinin reklamını yapması da acı verici. Maskeleri, işin uzmanları tarafından üretilmesi gerekiyor. Çocukların değil... Böyle bir yük o omuzlara ağır gelir...


Diğer yandan, MEB bu kadar hazırlıklı yakalanmışken virüse YÖK ise uzaktan eğitime hazır olan üniversiteleri bile durdurup, eğitime ara verdiğini duyurdu. Çünkü hazır değildi. Gelen tepkiler üzerine de 23 Mart'ta eğitime başlayacağını duyurdu.


Ancak kişiye özel kadronun açıldığı liyakatten uzak rektör atamalarının yapıldığı devlet üniversiteleri hazır değil uzaktan eğitime. Elbette MEB'in işi tek müfredat olduğu olduğu için daha kolay. Her üniversite her dersi farklı anlatıyor. Ancak hiçbir devlet üniversitesinin adım adım yaklaşan Korona'ya karşı bir planı yoktu. Uzaktan eğitim televizyon ya da internete video yüklemek değil. Birçok üniversite öğrenme yönetim sistemi nedir bilmiyor bile... Çünkü hiç izlemediler, takip etmediler...


Kısacası bilim ve akılla yenebileceğimiz bu büyük sınavı bilim yuvası olması gereken üniversiteler veremedi.... Kapitalizmin ise maskesi düştü...