Milli Eğitim Bakanlığı, rehberllik öğretmenlerine hizmet içi eğitimler kapsamında sunulan eğitici eğitim programı kitabında yer alan görsellerle ilgili, kitabın öğrencilere yönelik değil, rehberlik öğretmenlerinin mesleki gelişimine kaynak olarak sunulduğunu ve sözkonusu kitapta yer alan 150'nin üzerindeki görsel içerisinden yalnızca dört görsel bir araya getirilerek bütünü yansıtmayan maksatlı bir algı oluşturulmak istendiğini söylemiş.

Kitap içeriğinin haberde iddia edildiği gibi bir algının oluşup oluşmadığının araştırılması için ön değerlendirme ve inceleme çalışmaları başlatmış.


Öncelikle haberdeki tek hata, kitabın çocuklara değil, öğretmenlere yönelik olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, uzmana görsellerin çocuklar üzerindeki etkisi sorulmuş.


Ancak bu durum türbanlı kadın-açık kadın ayrımcılığını yok ediyor mu? Hayır.


Sadece dört tane olması ayrımcılık değil mi? Ayrımcılık. Bunu yazmak mı algı yaratmak, bunu yapmak mı? Maksatlı algıyı yaratan Bakanlığın kendisidir.


Burada söz konusu olan dini eğitim maksadının açık bir şekilde ortaya dökülmesidir. Gazetecilerin “Eğitimde dinselleşmenin haber değeri bile yok artık. Bu, bilinen bir gerçek” deyip, kanıksamasını beklemeyin. Sizler milli eğitimi savunup, dini eğitimi dayatmaya devam ettiğiniz sürece bu tür haberleri daha çok yapacağız.


Milli Eğitim Bakanlığı önce kendi maksadına, kendi algısına baksın önce...


Bakanlık değil mi ki;


İki öğretmen birbirine sarıldığı için ceza verdi.


Sekiz yaşından önce soyut kavramları öğretmenin pedagojik olarak uygun olmadığını bilim insanlarının söylemesine rağmen, buna kulak tıkayıp dini eğitimi anaokullarına kadar düşürüp, o çocukların kapanmasına göz yumdu.

Hafızlık eğitimi için ideal yaşı gözetip, 4+4+4 eğitim sistemine geçip, okula başlama yaşını 60 aya indirdi.

Zorunlu din dersini bir saatten iki saate çıkardı.

İmam hatip okullarının sayısına girmiyorum bile.

Örnekler saymakla bitmez. Şimdi bunlar olurken, haberin maksadı ne olabilir? Bu uzayan listeye bir ek yapmak mı kötü niyet?


Siz önce kendi maksadınızı sorgulayın lütfen... Amacınızın dini eğitim olmadığını, laik, bilimsel bir eğitim verdiğinizi, dini eğitimi zorlamadığınıza dair bir örnek verin, insanlar ikna olsun. Sizin maksadınızı dini eğitim isteyen de istemeyen de biliyor. Sizlerin niyeti bu kadar açıkken, bunu yazanların niyetini sorgulamaya hakkınız yok...


Hani bir de sürekli değerler eğitimi diyorsunuz ya...


O değerler eğitiminin dini eğitim olduğunu hepimizin bildiğini bir kenara koyup, şunu soruyorum;


Taciz ya da istismarı siyasallaştırmanın kime yararı var? Başı açık bir kadını kötü göstermekle okullarda, dini eğitim kurumlarında yaşanan istismarlar engelleniyor mu?

Değerler dediğimiz şey, hırsıza, istismarcıya hangi taraftan olduğuna bakılmaksızın ona 'hırsız' ya da 'istismarcı' demektir. İyi olan bir şeye hangi taraftan olduğuna bakmadan 'iyi' demektir.


Eğer istismarın önüne geçmek istiyorsanız önce kutuplaşmadan vazgeçin. Kadınlar ve çocuklar üzerinden algı yaratmayın. Onları koruyun önce. Çünkü hala bu ülkede kadınlar -başı açık ya da kapalı olduğuna bakılmaksızın- öldürülüyor... Ve biz kadınlar türbana değil, gözlerimize bakarak birbirimizi anlamaya ve yanında olmaya devam ediyoruz...