Sadece enflasyon verisi olsa…

Son dönemde halkın altında ezildiği enflasyon gerçeği etrafında tartışmalar hızlandı…

İnanılmaz bir hayat pahalılığı gerçeğiyle, tüketici adeta market raflarına bakıp hızlıca alışverişini tamamlama gayreti içinde buluyor kendisini. Gerçekten savaş zamanlarını yaşayan toplumların tecrübe ettiği bir gariplik, bir dengesizlik var piyasalarda.

Bu arada pahalılıktan ve yüksek enflasyondan şikâyet ederken diğer ekonomik göstergelerdeki sorunları da görmez olduk. Esasında çoğu sorunların gelir seviyesinin hayat pahalılığını karşılayacak güce sahip olmadığı gerçeğinden kaynaklandığını atlıyoruz gibi.

Bu gelirsizliğin kaynağı kendi yansımasını Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’dan (GSYH) yani üretim gücünden bulur.

İşte sorunun hemen hemen yarısı buradadır…

Türkiye’de açıklanan GSYH ve onun yüzde değişimi olan ekonomik büyüme verilerinin diğer verilerle olan ilişkisindeki bağın koptuğunu görüyoruz son dönemlerde.

EMEKLEYEN SERMAYE BİRİKİMİ VE CILIZ İSTİHDAM ARTIŞI

Üretim gücünün kaynağı istihdam, sermaye birikimi ve teknolojik değişimden gelir. Bu üç temel faktörlerin büyümesi sonucunda da ekonominin üretim gücündeki yukarı yönlü hareketi gözlemleyebiliriz.

Aman durun, bu kaynaklarda sorun var…

Son 5 yılda sermaye stokundaki değişimin nerdeyse emeklemesi, 29 milyon civarında istihdam sayısıyla yerinde kıpırdamayan işgücü piyasası ve ancak ithalat ile yaratılan teknoloji transferinin cılız yapısı ekonomik büyümeyi de aynı kategoriye koymuştur.

Yani sözün özü, bize gösterilen ulusal gelir hesapları da oldukça sorunlu. Öyle bir sorun ki, sunulan verilerin artık sokaktaki alım gücüne yansımadığını, aksine örneğin 2021 yılı için verilen %11’lik bir reel gelir büyümesinin halkın cüzdanına bırakın ek bir kazanç koymayı, oradan çok şey alıp götürmüştür.  

Ekonomik büyümenin kişi başına yorumu olan hayat standardındaki inanılmaz düşüşün bunun bir sağlaması yani testi olduğu gerçeği bize bu hesapların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söylemektedir.

YATIRIMLARDA SORUN OLDUKÇA DERİN

Gelelim ekonomik büyümenin motorunu oluşturan yatırımlara, diğer adıyla sermaye stokundaki değişime… 2018 yılının üçüncü çeyreğinden 2021 sonuna kadar geçen 14 çeyreğin 9’unda bunun düştüğünü gözlemlemekteyiz.

Esasında bunun benzer bir trendi sanayi üretimindeki aylık değişimde görüyoruz (Grafik).

Sadece enflasyon verisi olsa… - Resim : 1

Kaynak: TÜİK

Hem yatırımlardaki zayıf birikim hem de sanayi üretimindeki büyümesiz bir oynaklığın yansımasını ulusal gelir hesaplarında ortaya çıkan zayıflık ile karşılaştırması, bize enflasyonun derinden hissedilmesine neden olan gelirsizlik olgusunu vermektedir.

Yatırımlardan sanayi üretimine, istihdam artışından teknolojik değişime kadar tüm ekonomik faktörlerdeki dağınıklık, ulusal gelirin yüzde 60’ından fazlasını oluşturan tüketim harcamalarında hayat pahalılığının etkisiyle çöküntü yaratıyor.

Bu ise neden 5 yıldan fazla bir süreden bu yana ekonomide darboğaz yaşandığını açıkça göstermekle kalmıyor, fakirliği biriktiriyor.