Geçtiğimiz haftalarda Foreign Policy dergisinde bir yazı okudum. “Taliban Afganistan’da hayatta kazanamaz” gibisinden bir şeyler anlatıyordu. Sahada bulunan ABD’liler tarafından eğitilmiş Afgan komutanlar güvence vermişler. “Bizim bir askerimiz ölürken onlardan 60 tane gidiyor, kazanma şansları yok” diyordu komutan.

Zaman (Tamı tamına iki hafta) onları haksız çıkarmışa benziyor. Taliban elini kolunu sallaya sallaya şehirleri alırken başkent Kabil’e giderek yaklaşıyor. Acaba Biden hükümeti kandırıldı mı? Obama’nın Suriye’deki hatalarını tekrarladığını düşünenler bile var.

İşin ilginci ise 2020 seçim kampanyalarından bu yana senkronize hareket eden ABD ordusu, istihbaratı ve bürokrasisi bu Afganistan konusunda ilk çatlağını vermiş gibi gözüküyor. Çünkü Biden destekçilerinde ciddi homurtular mevcut.

Biden kandırıldı mı?

2020 seçimlerinden bu yana Cumhuriyetçilerin şahin kanadının da aralarında bulunduğu devletin mühim isimleri Biden’a destek açıklamışlardı. Trump’ın eski danışmanı John Bolton’dan Irak Savaşının mimarı eski başkan George W. Bush’a kadar bir çok muhafazakarı bile yanına alabilmişti Biden. Bu geniş ittifakı Trump’ın “kıtamıza çekilelim” fikrine karşı kurmayı başarmıştı. ABD’nin dünya çapında harcadığı para ve akıttığı kanın boşa gitmemesini isteyenler ittifakıydı bu.

Ancak Biden Trump’ın Afganistan planını hayata geçirince bu ittifakın ilk ciddi çatlağı oluştu. Önce Hillary Clinton başta olmak üzere merkez liberal demokratlar ve onlara yakın medya kuruluşları her zaman olduğu gibi “oradaki kadın hakları ne olacak?” gibisinden cümlelerle ABD işgalini savundular.

Bir yandan eski başkan Bush, ABD’nin uzun yıllar zorluklarla sağladığı kazanımların bir anda silindiğini söyledi. Özetle Biden’ın bu kararından ABD merkez siyaseti memnun değildi. Biden bu dönemde desteği birçoklarının demokratların aşırı solu olarak nitelendirdiği senatör Bernie Sanders’tan aldı. Tabii bir de beklenmedik destek Trump’tan geldi. Kendi politikaları doğrultusunda olunca, Trump çekilmeyi doğru karar olarak gördü.

Ancak belli ki, Biden’ın kafasında şu an ortaya çıkan manzaradan farklı bir görüntü vardı. Hem Türkiye’nin Kabil havalimanı koruma fikri ( Taliban’ın kontrolünde artık nasıl olacaksa) hem de ABD askerinin yarattığı boşluğu özel askeri şirketlerle doldurma düşüncesi Biden’In çekilme sonrası planlarını oluşturuyordu.

Mayıs ayında Hillary Clinton Afgan hükümetinin düşebileceği konusunda Biden’ı uyarmış. Ancak tahminim o ki, Biden Afganistan’ın Çin’in Sincan bölgesine komşu olduğu düşünüldüğünde burada çıkacak bir kaosun Çin’e zorluk çıkaracağını ummuştu. Hem buradan gidecek askerler Çin’in git gide güçlendiği Asya Pasifik’te dengeleri biraz olsun ABD lehine çevirecekti. Ona göre yıllarca eğittikleri ve donattıkları Afganlar Kabil başta olmak üzere önemli noktaları koruyabilirdi. Oradaki ABD varlığı eskisi gibi olmasa da bir şekilde devam ederdi. Ancak olaylar pek böyle gelişmedi. Peki ABD için ne ters gitti?

Taliban’ın hızı tesadüf değil

Işid’den farklı olarak Taliban biraz daha diplomasiyi önceleyen bir yapı. Sadece ABD, Rusya Çin gibi büyük aktörlerle değil “dedeler” diye tarif edilen bölgesel ağalarla da diplomasi kanalını hiç kapatmamış. Ulus bilincinin pek bulunmadığı Afganistan’da bu ağalar arası husumetler Afgan halkının canını çok sıkınca bu dedeleri kontrol etme vaadinde bulunan Taliban’a direniş pek olmuyormuş. Afgan hükümetindeki çürüme ve halkla arasındaki kopukluk da sürekli vurgulanıyor. Bu sayede Taliban birçok kasabayı tek kurşun sıkmadan kontrolüne alabildi.

Pakistan’ın kendi güvenliğini bahane ederek desteklediği Taliban’ın katı şeriat hukukunun yanı sıra  Peştun etnik kökenine sahip olmayanlara da kötü davranabileceği çekincesinden bahsediliyor. Son dönemde başlayan mülteci akınlarının önemli bir sebebi de bu.

Ancak yine de geçtiğimiz birkaç yıl Taliban zamanı küçük diplomatik hareketlerle geçirmiş.Tabii Afgan hükümetinin düşmesi ve Taliban’ın kontrolü ele geçirmesi bölgenin stabil olacağı anlamına gelmiyor. Çünkü Taliban içinde de oluşan ideolojik bölünmelerden bahsediliyor. Konuya vakıf Afganlar, Taliban’ın bir kısmının 90’lardaki gibi katı şeriat yasalarını istediğini, bir kısmınınsa nispeten daha açık federal bir yapı olma isteğini anlatıyorlar. Afganistan hükümetinin düşmesiyle bu aralık büyüyebilir ve tekrar silahlı çatışmalara dönüşebilir.

Fakat Çin tüm ihtimalleri gözeterek Taliban’la anlaşmalarını yaptı. Afganistan’ı olası Taliban kontrolüne rağmen Bir Kuşak Bir Yol projesine ekledi. Peki hemen herkes Taliban’ın kontrolü ele alacağını biliyorduysa Biden’ın bunun farkında olmadığını bize düşündüren nedir?

ABD’nin bitmek bilmeyen Afganistan hataları

ABD’nin muhafazakarlarına sorsanız bunların hiçbiri onların hatası değil. Reagan’ın Soğuk Savaş döneminde Beyaz Saray’da poz verdiği Peşaver 7’lisi olarak da bilinen mücahitler Taliban’dan farklıymış! Reagan o dönemde onlar için “kurucu önderlerimizin prensiplerine sahip beyefendiler” demişti.

Şu an o dönemde kullanılan mücahitlerin bir çoğu Taliban’a katılsa da lider kadrosu farklı diyor ABD’liler. Tabii bir de 15 milyon adet bastırıp okullarda okuttukları şiddet dolu kitaplar var. ABD’de basılmış bu kitaplar matematik öğretirken öğrencilere tank ve kurşun saydırıyordu. 2002’de Washington Post’ta yayımlanan “ ABD’den Cihatın Alfabesi” başlıklı yazıda kitaplardaki bazı cümleler anlatılıyordu. İslam’ın düşmanlarının resimlerinden AK-47 tipi tüfeklerin nasıl takılacağına kadar dersler vardı içinde. İlkokul öğrencileri için hazırlanan bu kitapta bir de şu başlık vardı;

“Müslüman Afganlar mücahittir. Onlarla cihat edin. Kafirlere karşı cihat etmek görevimizdir” – ABD’de basılan Afgan ilkokul kitabı

Nebraska Üniversitesi, Omaha’da hazırlanan bu kitaplar nesiller boyu Afgan gençlerine şiddeti öğrettiler. İşte tam da bu nedenle ABD hükümetinin şaşkınlığı en hafif tabirle komik.

Şu anda ABD’nin Kabil elçiliği binasındaki tüm belgeleri ve bayrakları büyükelçilik çalışanları tarafından parçalanıyor. Bu paniğine bakıldığında ABD’nin hiç hazırlıklı olduğu görüntüsü çıkmıyor.

 Arkalarında 20 yıllık ölüm ve şiddetin yanı sıra camdan daha kırılgan ve çürümüş bir Afgan devleti bırakmışlar. Önümüzdeki yılları bilemem ama şu anlaşılması güç dış politikaya bakarak söyleyebilirim ki ya Biden’ın henüz göremediğimiz büyük bir planı var ya da ABD pek de geri dönmemiş! Haftaya başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.