Konu diasporaya gelince epey zayıf milletiz. Batıda yaşayan çok Türk var ama hiç organize değiller. Özellikle de konu Ermeni sorununa gelince… Belki Cenk Uygur’u tanırsınız. ABD’de “Young Turks” adında bir talk show programı yapıyor. Yıllar önce soykırımı reddedince ABD’de linç edildi. Yediği küfürlerin yanında bir de ölüm tehditleri aldı. Yaşadığı yer California’ydı. Ermeni diasporasının en güçlü olduğu yer. O ve program partneri sürekli tehdit altında yaşadılar. 2 sene önce ise geri adım attı ve “gençtim hatalıydım, soykırım olmuştur” dedi.

Siyaset bir bilim olsa da bütün insanlık bir spormuş gibi davranıyor. Bir takımı seçersiniz ve onun renkleri, forması, stadyumu her şeyi sizin için en iyisidir. Başkanı ne kadar saçmalarsa saçmalasın en iyi başkandır. Teknik ekibi rakiplerin hocalarına bin basar! İşte Cenk Uygur da benzer bir ortamda ABD liberal kesiminden olmayı seçti. Bu nedenle onların siyaseten duruşu ne ise onu takip etmek zorunda ya da işinden, kariyerinden, hatta hayatından olmayı kabul etmek durumunda. Ermeni konusu açıldığında ise aykırı sese tahammül yok.

Bir de Merih Demiral var mesela. Milli bir futbolcu, bayağı da iyidir kendisi. İtalya’da Juventus takımında oynuyor. Merih’in milliyetçi yanını bilmeyen yoktur. TSK’nın Kuzey Suriye’deki terör operasyonlarına attığı goller sonrası asker selamı vererek destek olmuş, İtalya’daki tepkilere de aldırış etmemişti. O bile Biden’a tepki tweeti atmadı. Kınamak için söylemiyorum. Ermeni meselesi öyle bir boyuta geldi ki, aksi yönde bir cümle sarf etmek kişinin kariyerinin sonu bile olabilir.

Daha sayılabilecek çok isim var, Aziz Sancar, doktor Mehmet Öz hatta Biontech aşısı ile tanıdığımız Uğur Şahin de dahil. Onları geçin, internet ortamında yabancılarla vakit geçiren gençler bile bu işten yoruldular. İnternette kedi fotoğrafı paylaşırsınız, altında hemen konu bir şekilde “Ermeni soykırımına” bağlanır. Türklerin tepkileri ise farklı farklıdır. Aşırı agresif şekilde hakaret edenler, “iyi çocuk puanı” için yapmışız özür dilerim diyenler, siteyi sessiz sedasız terk edenler…

Schrödinger’in beyazı Türkler

Schrödinger’in kedisi deneyini bilir misiniz? Kutuya konan kedi içine bakılana kadar hem ölü hem canlıdır. Bu duruma göre değişkenlik batılıların gözünde Türkler için de geçerli. Batılı muhafazakarlar için biz hep “kahverengiyiz”. Batı medeniyetine bir tehdit, haçlıların en büyük düşmanı. Batılı solcular içinse bizler beyazız. Zavallı Ortadoğu milletlerine eziyet eden zalim bir millet. Yani Shrödinger’in beyazıyız. Modern batının azınlık mağduriyetine sığmayacak kadar beyaz, fakat ırkçıların gözünde düşman olmaya devam eden kahverengi bir halktan bahsediyorum.

Yanlış anlamayın, maksadım “herkes bize düşman” gibi bir fikir değil. Çünkü buna inanmıyorum da. Apolitik batılı vatandaşların çoğu aslında bir ön yargı taşımıyor Türklere karşı. Eğer bugün siyasi duruşumuz batıdan yana olsaydı Ermeni Soykırımının tanınması da pek olası değildi. Çünkü bu konuda kutlama yapan herkese kötü bir haberim var; hiçbir kurum tarihsel gerçeklikle ilgilenmiyor. Herkes siyasi skor peşinde. Bunu algılamadan siyaset yapan herkes kendini kandırıyordur.

Benim anlatmaya çalıştığım Türkiye’nin bu ortada kalmış hali siyasetle ilgilenen batılılar tarafından sistematik bir düşünceye oturtulmuş. Türklere karşı alacakları tavırları kendi siyasi alanlarında bir mantık çerçevesine yerleştirmişler. Bunun en büyük sebeplerinden birisini de organize olmuş bir diasporamızın olmaması olarak görüyorum. Yurtdışına okumaya ya da çalışmaya gidene “vatan haini” yaftası yapıştırmayı bırakmak için daha iyi bir zaman düşünemiyorum. İyi eğitimli olup, yabancı mecralarda hikayenin bizim tarafımızı anlatabilecek insanlara kötü davranmak kulağa pek akılcı gelmiyor değil mi? Eğer batıdaki Türkler Ermeniler kadar organize olsalardı, belki bugün üstümüzde bu denli bir baskı oluşmazdı.

Batının elinde “soykırım” oyuncağı

Biden’ın açıklaması sonrası verdiğimiz tepkileri görünce biraz üzülüyorum. Ermeni meselesine verilen ilk tepki her zaman “siz de Kızılderilileri katlettiniz!” oluyor. Kendini savunmak yerine yabancıların “Whataboutism” (siz de bunu yaptınızcılık) dediği yöntemle onları suçlamak zaten başlı başına bir sorun. Bunun ötesinde ise kurulan bir tuzaktan bahsediyorum. Çünkü batılılar Kızılderili katliamı gibi işledikleri günahları okul kitaplarına koydular. Siz Kızılderilinin K’sını söylediğiniz anda “ biz zaten çocuklarımıza okutuyoruz” demek için hazır bekliyorlar.

Batının çıkarları ile doğrudan ters düşen bir hamlede bulunmanız muhakkak “soykrıım” ya da “etnik temizlikle” suçlanmanıza sebep olacaktır. Eğer hala batının “dost” gördüğü ülkelerdenseniz şanslısınız. Örneğin Japonya İkinci Dünya Savaşı sırasında işlediği bir takım savaş suçlarını hala kabul etmemektedir. Arada bir haberi yapılsa da Ermeni meselesinin binde biri kadar konuşulmamaktadır çünkü konuşulursa dönemin büyük düşmanı Çin mağdur konumuna düşecektir. Halihazırda Suudi Arabistan’ın Yemen’de yürüttüğü savaş nadiren gündem olmaktadır. Bir andan Çin’in Uygur meselesi daha şimdiden “reddedilemez” bir soykırım olarak anlatılmaktadır. Sosyal medya siteleri reddeden hesapları bile kapatmaya başladı.  Bu ikilemin sebebi batılı vatandaşların iki yüzlülüğünden ziyade medyalarının onları yönlendirmesine bağlıdır.

Kanada’nın sınırından binlerce kilometre uzakta bir köye “yanlışlıkla” attığı bomba hata, Türkiye’nin sınırındaki terörle mücadele operasyonu “etnik temizlik” olur.

Peki ne yapmalı?

Açıkçası Türkler Kim Kardashian’ın Twitter paylaşımlarının altında Türk bayraklı emoji atmaktan başka bir yol benimsemeliler. Öncelikle genç nesillere hikayenin bizim tarafımızı iyi öğretmek zorundayız.

Sosyal medyada sağa sola hakaret edip vatan haini yaftası yapıştıran aşırı sağcılar ile emperyalizmin tüm dayatmalarına batıdan “aferin” alabilmek için boyun eğen liberaller arasında bir nokta bulunmalı. İşin doğrusu konuyu tarihçilerin tartışmasıdır.  Ancak içinde bulunduğumuz durumda tarihçiler hariç herkes fikir belirtiyor. Öyle olunca da konu hakkında bilgilenmek herkesin vatandaşlık görevi haline geliyor.

Dünyanın tekrar ciddi şekilde kutuplaştığı bir ortamda şimdilik ortada olan bir ülkeyiz. İnsanlığın vicdanı olan sol siyaset yavaş yavaş emekçilerin haklarından batılı üst orta sınıfın kimlik siyasetiyle kendini iyi hissetme ritüellerine ve emperyalist güçlerin işgalci gündemlerini halklarına sevdirme çalışmalarına dönüşürken vicdanı ve emeği önceleyen bütün insanların 1 Mayıs İşçi Bayramını kutlarım. Haftaya başka bir yazıda görüşmek dileğiyle, iyi hafta sonları efendim.