2 Temmuz 1993’te Sivas’a onlarca sanatçı, tiyatrocu, yazar,
şair ve katılımcı, Sivas’lı Pir Sultan Abdal adına düzenlenen
barışçı bir kültür etkinlği için kente gelmişti.
Sonraki gelişmeleri TV’ler Madımak Oteli’nin önünden naklen vermişti.
Polisin kayıtları, yetkililerin açıklamaları ve diğer belgeler ortada.
Katliamın tertipçileri öncesinde başka illerden insanları Sivas’a taşındı.
Onları otellere, yurtlara, kuran kurslarına yerleştirildiler.
Etkinliğe bir hafta kala Sıvas’da “ ‘müslüman halkımıza’ ”başlıklı
bildiriler dağıtıldı.Yerel gazetelerin büyük bölümü kışkırtıcı,
nefret suçunu körükleyen yayınlar yaptı.
Sonrasında oyunun piyonu haline getirilmiş 15 bin gerici- yobaz guruh
sabahtan itibaren Madmak Oteli’nin önünde toplandı.
Yerel yöneticilerin “gazanız mübarek olsun” diye sırtlarını sıvazladığı
bu kalabalık kudurmuş bir öfkeyle isteneni yaptı.
Polislerin, askerlerin, valinin, hükümetin, TV’lerin tanıklığında
oteli ateşe verdiler. Otel ateşe verilmeden önce orada olan
askerler ve polisler, örgütlü, kışkırtılmış, katliam yapmaya
hazır kalabalığı 8 saat boyunca dağıtmadılar.
Sonuçta Sıvas’ın ortasında ateşler yükseldi.
Madımak önünde toplananların “ “Kahrolsun Laiklik”
“Yaşasın Şeriat”, “Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak”
diye haykırışları hala kulaklarımızda uğulduyor.

SIVAS YANGIN YERİ

Sıvas katliamı tarihimize kapkara bir leke olarak düştü.
Katliam, ‘İslamcı-milliyetçi’ iddasındaki tetikçilerin
devletin gözetimi altında ‘derin odakların’ fiili katılımıyla gerçekleştirildi.
Belgeler, katliamı örgütleyip yöneten resmi yetkililerin
ve bizat olaya katılanların itiraflarıyla ortada.
Tetikçi sanıklar biçimsel olarak yargılandı.
Ana dava ise zaman aşımından düşürüldü.
Üç firari sanığın yakalanması yönündeki dava ise hesapta devam ediyor.
25 yıl içinde sanıklar yurt içinde, yurt dışında evlendiler, nikah yaptılar,
çocukları oldu, ehliyet aldılar. Sivas Emniyeti’ne 500 metre mesafede
yaşayan birinci derecede provakatör olduğu idda edilen Cafer
Erçakmak’ı bulamadılar.
Devlet bu katliamla yüzleşmedi. Yüzleşmek istemedi.
Madımak’ın ateşi ise hala sönmedi. Her yıl dönümünde
Sıvas’ın acısı milyonlarca insanın yüreğini yakmaya devam ediyor.
Aradan geçen yıllar içinde Alevi örgütleri, demokratlar, ‘ben insanım’
diyenler, sol partiler tüm engelleri aşarak Sıvas’da Madımak’ın önünde
ölen canlarını anıyorlar. Her seferinde devletin yetkilileri yüreği yanık
insanlara bildik baskının her türünü reva görüyor.
Durum bu yılda değişmedi.
Sivas’ın yeni Valisi Davut Gül’de eskilerden farklı değil.
Sivas Katliamı anması için kendisiyle görüşen heyeti
"Cumhurbaşkanı ve hükümet aleyhinde hakaret içeren slogan
atılırsa, mitinge müdahale ederiz" diye uyardı. Vali, rejimin mantığına
uygun, nobran ve buyurgan tehdit gibi uyarı yapıyor.

YENİ MUKTEDİRLER UNUTTURMAK İSTİYOR

Sivas katliamını yapan ‘hashasiyetleri depreşmiş’ yobaz-ırkçı
guruhların arkasındaki güç hiç de gizli saklı değil.
Yılların ve belgelerin gösterdiği gibi geleneksel, ceberut devletin
korumacılığı onun derin odakları var işin arkasında.
O bildik devletin bu gün muktediri AKP ve zihniyeti tarihimizde
olumsuz ne varsa onun üzerine oturuyor artık.
Geçen yıllarda TMBB’de CHP ve HDP “siyasi cinayetler,
Sıvas davası dahil işlenen suçlar geriye dönük işletilsin”
önergesi verildi. Önerge tam 18 defa meclisin gündemine getirldi.
Ve 18 kez yine AKP’nin oylarıyla red edildi.
Giderek ceberut rejimi faşizme eviren AKP Bu gün halkın en ufak
demokratik talebinin üzerine vahişi yöntemlerle gitmes tesadüf değil.
Hatırlanacağı gibi yoğun kamuoyu baskıları sonucu Madımak’
kamulaştırılmıştı. Ama mağdurların “Utanç müzesi” ” talebini görmezden
gelindi Madımak’ı rengarek boyayıp ‘Bilim ve Kültür Merkezi’” olarak
ilan etiler. Niyet belli, istiyorlar ki bu dava kapansın, yaşananlar
unutulsun


Madımak’ın ateşi, bu ülkenin barışsever, çağdaş insanlarının yüreğinde
hâlâ sönmedi. Sıvas Katliamı’nın hesabı sorulmadı.
Ama Sivas kadar ağır katliamlar, kırımlar hala sürüyor.
Suruç, Cizre, Suruç, Diyarbakır, Ankara, İstanbul ve diğer
yerlerdeki katliamlada Sivas’ın üzerine eklendi.
Ve bu ağır insanlık suçlarının nerede duracağı belli değil.
Ülke, demokrasinin, çoğulculuğun, insan haklarının, adaletin
çok uzağına düştü. Üstelik yeni muktedirler daha hırsıl, daha vahşi ve
acımasızlar. Özetle, katliamcı zihniyet hâlâ bu coğrafyanın
üzerinde kara bulutlar gibi dolaşıyor.
Kürtler, Aleviler, solcular, azınlıklar tüm ‘ötekiler’ linç ve katliam
kültürünün potonsiyel kurbanı olmaya devam ediyor…