Okulsuz Bir Toplum Mümkün Müdür? Eğitim Bilmediklerinin Farkında Olmadan Biliyormuş Gibi Sloganlarla Konuşan Siyasiler Olabilmektedir…Son süreçteki eğitim tartışmalarından bir kez daha anlıyoruz ki, eğitim eğitimcilere bırakılacak kadar ciddi bir iştir. Televizyon kanallarında eğitimden anlamayan programcılar eğitimi eğitimden anlamayanlarla tartışmaya devam ediyorlar ve doğal olarak ortaya eğitimin kıyısından köşesinden anlayan insanlar için çok komik sahneler çıkıyor. Karanlık bir odada filin bir uzvunu tutup filin geneline dair yorum yapmak gibi herkes genelin fotoğrafını görmeden, bir noktadan tutarak yorum yapmaya çalışıyor. Ders çalışmayan ve konuya hakim olmayan bir öğrencinin, hoca hangi soruyu sorarsa sorsun, yazılıda kendi bildiklerini cevap olarak yazması misali, programa katılanlar eğitimden uzak olan kendi ezberlerini ortaya koyuyorlar. Aynı tablo siyasi parti temsilcileri için de geçerli. İşin üzücü yanı hangi siyasi partiden olursa olsunlar bazı siyasiler de eğitim bilmediklerinin farkında olmayıp; biliyormuş gibi konuyu konuşmaya devam ediyorlar sloganlarla. Bu ülkede hiç mi eğitim bilen yazar, akademisyen yoktur televizyonlarda eğitim konuşacak; bu ülkede hiç mi eğitim bilip siyasetle de ilgilenen eğitimci yoktur?

Böyle Bir Fikir Küçük Kantonlarda Bile Uygulanamaz

Buna benzer bir konu da geçenlerde yine kamuoyunda popüler anlamda ses getiren bir yazıda yaşandı. Ama maalesef yine konu eğitimci olmayanlar tarafından ele alındı. Aslında yazıda kendi içinde karmaşıktı. Bir tarafıyla okulsuz toplum savunulurken; diğer yanıyla farklı konulara değiniliyordu. Yazıda, çocuklara evde eğitim verilmesinden bahsediliyordu. Yazıda kelimelerin etimolojisi incelenerek kreş ve okullarla ilgili yorumlar yapılmıştı . Mesele kurumların isimlerinin etimolojisi değil; sizin oralarda nasıl bir eğitim verdiğinizdir. İlk başta kulağa hoş gelmekle birlikte, evde eğitimin eğitimci olmayanlar tarafından verilmesi en az bir aşçının evde bir hastayı ameliyat edip, doktora ve hastaneye karşı çıkması kadar tehlikelidir. Elbette günümüzde okulun işlevlerini yerine getirebilecek pek çok yapı, makine nispeten mevcuttur. Ama yazıdaki tartışma okulsuz bir toplumun ötesinde bir şey… Uzmanlaşmanın bu kadar arttığı bir dönemde, herkesin kendi evinde, kendi isteğine göre bir eğitim vermesinin toplumda nasıl bir kaosa dönüşebileceğini, çocuklardan neler yetiştirilebileceğini düşünebiliyor musunuz? Buradaki asıl mesele mekânın nere olduğu değildir. Buranın adı okul da olabilir, ev ya da fabrika da. Asıl nokta; eğitimi belli bir plan dahilinde uzmanların akla ve bilime uygun vermesidir. Yoksa kuralsızlığın ve herkesin evinde başına buyruk bir eğitim vermesinin oluşturacağı kaotik yapıyı bırakın bir yazıyı, bir kitaba sığdıramazsınız, hele hele bir de pedagojiden uzak insanların bu eğitimi vermesini.

Ivan Illıch Okulun Yerine Evi Önermiyor

Okullarda bile bir sürü uzmanla plan, program dahilinde gerçekleştirilemeyen başarı evde nasıl gerçekleştirilebilecektir? Evet, okulsuz toplum her boyutuyla konuşulması gereken önemli bir eğitim konusudur; ama bu şekilde ve bu boyutuyla değil . Aslında okulsuz toplum, Ivan Illıch’in kitabının adıdır. Illıch’e göre; okullar bireyi kapitalist sistemdeki kurumsal yapıların faydaları doğrultusunda üretmeye ve tüketmeye sevk ederler, sistemin ideolojisini aşılarlar, öğrencileri gereken şekilde eğitmezler ve eşitsizlik yaratırlar. Evet, Illıch okulların ortadan kaldırılmasını istemiştir. Okulların kaldırılmasıyla okulların yol açtığı olumsuzlukların ve eşitsizliklerin ortadan kalkacağını düşünmektedir. Burada şu noktayı karıştırmamak gerekiyor. Evet, Ivan Illıch okula karşı çıkıyor ama okulun alternatifi olarak evde kendi başına buyruk bir eğitimi önermiyor. O, kendi eğitim yöntemini mevcut teknolojileri de göz önüne alarak öneriyor. Yani; bilim ve akıl dışı, uzmanların olmadığı bir eğitimi önermiyor. Tam tersine evrensel bir eğitimi savunuyor…

Illıch Okul Eleştirisini, Radikal Pedagojisinde Bir Argüman Olarak Kullanmıştır

Illıch, aslında, okul eleştirisiyle toplumsal kurumları eleştirir. Ve okulun yerine de geniş iletişim ağlarına dayalı, isteyenin istediği yerde istediği bilgiyi öğrenebildiği bir eğitim sistemini önerir. Yoksa ortaçağdaki gibi skolastik düşünceyi değil. Onun savları; öğrencinin standartların dışına çıkmasına, kalıplarını kırmasına, özgürlüğe, zamanın ve mekanın aşılarak her yerde eğitim öğretim yapılabilmesine dayanır.

Okulsuz toplum konusu eğitimcileri bile aşarak, eğitim sosyologlarının ele alması gereken bir konudur. Tabii ki, okulun negatif yönleri varsa ele alınmalı, öğrencilerin varoluşları daha fazla önemsenmelidir. Illıch’in okul eleştirilerinin haklı yönleri mutlaka mevcuttur. Ama okulların kaldırılmasının bireyler arası eşitliği sağlayacağı düşüncesi sıkıntılıdır. Bunun yerine, okullar dururken eşitlik sağlanmalıdır. Diğer yandan, eğitim kurumunun alt kurumu olan okulların pek çok işlevi vardır. Eğitim sosyolojisinde işlevselci yaklaşım bu yönüyle Illıc’in görüşlerinin zıddını savunurken, çatışmacı yaklaşımlar yazara yakın görüşleri savunmaktadır.

Türkiye’de Okulsuz Toplum Uygulanabilir Mi?

Sonuç itibariyle; yazarın önerdiği okulsuz toplum projesi bir radikal pedagoji eleştirisidir. Yazar, okulsuz topluma alternatif olarak, evde, akla, bilime aykırı bir skolastik eğitimi önermemektedir. Onun önerisi, daha özgürlükçü, eşitlikçi ve teknoloji ağlarına, eğitim teknolojilerine dayalı bir eğitimdir. Ayrıca; yazarın sözüne ettiği teori kamuoyunda gündeme gelen yazıdaki teoriyle ilgili değildir. Ve bir kez daha anlıyoruz ki; eğitimi, eğitimden anlayanlar, sloganlardan uzak yazmalı ve konuşmalıdır. Bu sistem ülkemizde MEB tarafından eğitim teknolojileri ilerletilerek nispeten uygulanabilir. Ülkemizde okulların komple kaldırılması eşitsizliği daha da derinleştirir. Ve de insanların yüz yüze olmadığı bir eğitimin de kendince sakıncaları olacaktır. Ama bu teorideki bireyin, merkeze alınıp varoluşunu gerçekleştirmesi, eğitimde çoğulculuğun sağlanması, okullarda katılımcılığın arttırılması ilkeleri eğitimimizde uygulanabilir ilkelerdir. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…