Odatv Editörü Mert Taşçılar ile, Galeati Yayıncılık’tan çıkan “Dindar ve Kindar Milli Eğitimin İflası” adlı kitabını konuştuk.

Gazeteci Mert Taşçılar, ilk kitabında, AKP’nin 18 yıllık iktidarı sürecinde 5 kez değişen eğitim sistemini tüm boyutlarıyla ele alıyor. Taşçılar, Milli Eğitim’de yaşananların altında neler yattığını, tarih tarih, isim isim, olay olay kaleme almış.

Kitapta, “MEB’e atanan Sivaslılar kim”, “Milyarlarca liranın yok olduğu projeler”, “Hiç duymadığınız yerlerde ele geçirilen çocuklar” gibi dikkat çeken başlıklar yer alıyor. Öte yandan kitapta, eğitim sisteminin başta FETÖ olmak üzere tarikatlarla ilişkisi çarpıcı örneklerle ortaya konmuş. Anadolu’nun ücra köşelerinde din eğitim adına cinsel istismara uğrayan çocukların hikâyelerine yer verilen kitapta, bilimsel raporlardan çıkan dikkat çekici sonuçları da okumak mümkün.

Okuyucu bu kitapla neler öğrenecek?

Özellikle anne ve babalar çocukları adına endişelenecek. Genel anlamda eğitim sisteminin “Dindar ve Kindar” bir politika sonucunda nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını görecekler. Bu politikanın AKP iktidarı döneminin başından günümüze kadar hangi sonuçlara yol açtığını örnekleriyle okuyacaklar.

İçerikte neler var?

Kitapta, özellikle eğitimde dincileşmeye yönelik yapılan araştırma ve raporların yanı sıra iktidarın hamlelerinin ortaya çıkardığı sonuçlara yer veriliyor. Raporlarla imam hatipleşmenin nasıl yaygınlaştığı aktarılırken, diğer yandan da milyarca liranın eğitimin niteliğine harcanacakken nasıl heba edildiğine dikkat çekiliyor.

Eğitim öğretimde, yaşanmış gerçek hikayelere, iddianamelere, belgelere ve ifade tutanaklarına dayanan mide bulandıran cinsel istismarlar da kitabın çarpıcı yönünü oluşturuyor. FETÖ öncesi ve sonrası ele alınıyor. FETÖ sonrasında özellikle Menzil ve Süleymancıların, vakıflar ve yurtlar aracılığıyla çocukları nasıl ele geçirdiğine dikkat çekiliyor. Ensar, TÜRGEV, TÜGVA gibi vakıfların MEB ile yaptığı protokollerin ayrıntılarına, bu protokollerin ders kitaplarında nasıl kendisini gösterdiği örneklerle anlatılıyor.

Kitap, özetle, anne ve babalara çocuklarını nasıl bir eğitim sistemine teslim edeceklerine dair fikirler vererek gerekli önlemleri almalarına kolaylık sağlıyor.

 

Kitap, onu okuyan insanlara hangi fikri veriyor?

Kitabı baştan sona okuyan bir insan son sayfayı bitirdiğinde, nasıl bir Türkiye’de yaşadığına dair benim fikrime değil kendi fikrine sahip olacak. Çözümün ise ancak, kendisini düzeltmeye başlayarak mümkün olabileceğini anlayacak.

Sonsözden birkaç cümle yazarsak:

“Aslında tablo basit. Çünkü sorun belli. Sorun belliyse çözüm de bellidir. Mesele; mevcut tabloyu tersine çevirmek istiyor musunuz?”

Kitapta imam hatiplere ilişkin bilgiler neler?

İmam hatipler artık Türkiye’nin bürokrat ihtiyacını karşılayan kurumlar oldu. Bu amaçla AKP tarafından örgütlendiler. Sınıflara tarikat üyeleri girdi. Kitapta da anlatılan şu, iktidar 18 yıl boyunca yarattığı imam hatip kurumuyla kendi mantığına uygun aynı tip bir ‘muhafazakâr’ erkek-kadın oluşturdu.

Bizler buna dair örnekleri bazı günler gazetelerde okusak da münferit bir olaymış gibi geçiştirdik. Halbuki sistemli bir taarruz olduğunu göremedik. Kitap da tam olarak bu sistemli taarruza dikkat çekiyor.

Kitapta Atatürk’ün evrim konusundaki düşünceleri de var…

Kitapta, Atatürk’ün evrim hakkında tuttuğu notlara da yer verildi. Milli Eğitimde evrim konusunun daraltılması, içeriğinin değiştirilmesi ve kaldırılma noktasına getirilmesi çok tartışılmıştı.

“Dindar ve Kindar Milli Eğitimin İflası” kitabında da Atatürk’ün evrim konusunda tuttuğu notlar dikkat çekti.

O notlardan bir cümle aktaralım:

“İlk hayvan denizlerde balık ve karalarda muhtelif kemikli yaratıklar oldu. Bunlar devirlerde şekilden şekle tekamül ettiler. İnsanlar sularda kaynaşıp çırpınan bir varlıktan bu günkü şekline geldi...”

Atatürk eğitimde kimin örnek alınmasını istedi?

Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu’nun her tarafından gelen 250 dolayında kadın ve erkek öğretmenin katıldığı bir kongre düzenlendiğine dair bilgilerle kitapta dikkat çeken bir detaydan bahsediliyor. Kongrenin gündemi iki ana konuyu içeriyordu: ilki, mekteplerin programları ve öğretim süreleri, diğeri de orta öğretim programları ve dersleri.

Atatürk’ün bu kongre esnasında eğitimcilere verdiği şu öneriyi, İstanbul Dârülmuallim mezunu Cumhuriyet Dönemi ilk kuşak eğitimcisi, çevirmen ve filozof Mustafa Rahmi Balaban’ın aktarımıyla okuyoruz.

Özetleyerek aktaralım:

“Gazi Paşa Hazretleri’nin Maarif Umdesinin ve Maarif Misakının ruhî ve içtimaî ehemmiyet ve derinliği hakkında etraflı malumat edinmek isteyen, lisan bilen genç muallimler ve terbiye ile alâkadar olanlar, John Dewey, AlfredBinet, William Stern, Maria Montessori’nin eserlerini okumalıdır. Bu zevatın (Maria Montesori) terbiyede şaheser denmeye lâyık eserlerinin lisanımıza tercümesi de pek faydalı olacaktır.”

Kitabınızda sanırsam Bakan Ziya Selçuk ile ilgili yerlerde var….

2004 yılında verdiği röportajda “Sizce Kemalizm ne demek” sorusuna yanıt veriyor. Selçuk yanıtında “Kemalist eğitim” anlayışıyla ilgili “Eğitim bilimi bir ideolojinin nesnesi olamaz. Çünkü bilime ideolojik yaklaşılamaz” diyor.

Kendisini sağcı ya da solcu olarak tanımlamayan Selçuk, “Okul hayatım boyunca çalıştım. Taksi şoförlüğü yaptım, otellerde çalıştım. Birçok iş yaptım. Taksiyi okulun önüne park ediyor, ders bitince yine atlayıp işe çıkıyordum. O yüzden solcular ‘emekçi’ olduğum için bir şey demiyorlardı. Sağcılar da ‘köylü’ olduğum için diyelim... Sonuçta kimseyle bir sorunum olmadı!” diyerek 1980 dönemindeki politik konumunu açıklıyor.

Talih kuşunu ensesinden yakalayanlar kim peki?

Kitapta, Milyarca liranın yok olduğu “atılım” projesi olarak da Fatih projesine yer veriliyor. Projeye 8.5 milyar lira, MEB’in kendi kadrolu hukukçuları olmasına karşın dışarıdan "hukuk danışmanlık hizmeti" adı altında yalnızca 4 avukata 6 ay için 955 bin lira ödenmesi gibi detaylarla eğitimin tepesinde neler yaşandığına dair dikkat çekiliyor.

Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’nde özellikle açık lise sınavları nedeniyle Müsteşar Yardımcılarını bile "sınav kuryesi" olarak Mekke’ye göndermesi, Genel Müdürlüğün hizmet binasında geçen yıllarda yapılan yenileme ve tadilatların maliyetleri gibi ayrıntılara yer veriliyor.

Özellikle Fatih Projesinde harcama kalemlerinde çeşitli usulsüzlükler olduğu iddiası üzerine projenin Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki birinci dereceden sorumlusu Grup Başkanı Mesut Küçükiba’nın, görevinden alındığı bilgisi de bulunuyor.

Bir eğitim kitabı olmasına rağmen kısa sürede yeni baskılar yapan kitabınızla ilgili vermiş olduğunuz bu bilgilerden dolayı teşekkürler. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…

***

MERT TAŞÇILAR

1992’de Manisa’nın Soma ilçesinde doğdu. İlkokul ve ortaokulu Soma’da Naciye Evren İlköğretim Okulunda okudu. Soma Linyit Lisesinde öğrenim gördü. Üniversite eğitimini ise Ankara Üniversitesi Gazetecilik bölümünde aldı. Üniversite eğitimi sürerken 2012’de Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosunda muhabir olarak çalışmaya başladı. Bir süre sonra hem muhabirlik hem de gececilik yaptı. Aynı dönemde İngilizce eğitimini tamamladı. Gezi Parkı eylemleri sırasında yaptığı haberlerle öne çıktı. Karşı ve Yurt gazetelerinde çalıştı. Soma maden faciası döneminde Odatv’ye özel haberler yazdı.

Türk polisinin, bilgisayarları ve telefonları takip edebilmek için İtalya’dan özel bir yazılım satın aldığına dair yazışmaları yayınladığı haberiyle, 2016 yılında Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından “İnternet Medyası Ödülü”ne layık görüldü.

Aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığına dair gündemi belirleyen haberler yaptı. MEB içerisindeki kadrolaşmaya dair yaptığı yazı dizisinin ardından soruşturma açıldı.  Hakkında yasa dışı yollarla istihbarat takibi yapıldı. İnternette, yaşadığı evin adresi yayınlandı. Haberleri erişime engellendi. Nisan 2015’ten bu yana Odatv’de editörlük yapıyor.